Bakan Tekin: Bütçede en büyük payı eğitime ayırdık
Bakan Tekin: Bütçede en büyük payı eğitime ayırdık
Anadolu Ajansı Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları cevaplayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 'Pozisyonunu ülkenin mali kaynakları yani genel bütçeden hangi alanlara daha çok kaynak ayrıldığı ile ölçülür. Yani bu parametrelerden bir tanesi. Biz de mesela 2012 bütçesinde Milli Eğitim Bakanlığı dördüncü sırada. Daha çok başka alanlara kaynak aktarılmış. Ama Sayın Cumhurbaşkanımızın hem Başbakanlığı hem Cumhurbaşkanlığı döneminde bütün bütçelerde genel bütçeden en çok pay milli eğitime ayrıldı. Yani hep biz birinci sırada yer aldık. Şöyle söyleyeyim, %7'lerden %15'lere çıkardı genel bütçeden ayrılan payı.' ifadelerini kullandı.
Haber Giriş Tarihi: 15.09.2026 10:40
Haber Güncellenme Tarihi: 15.09.2026 10:41
Kaynak:
Haber Merkezi
hurhaber.com
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Anadolu Ajansı Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları cevaplıyor.
Bakan Tekin'in açıklamalarından satırbaşları:
Pozisyonunu ülkenin mali kaynakları yani genel bütçeden hangi alanlara daha çok kaynak ayrıldığı ile ölçülür. Yani bu parametrelerden bir tanesi. Biz de mesela 2012 bütçesinde Milli Eğitim Bakanlığı dördüncü sırada. Daha çok başka alanlara kaynak aktarılmış. Ama Sayın Cumhurbaşkanımızın hem Başbakanlığı hem Cumhurbaşkanlığı döneminde bütün bütçelerde genel bütçeden en çok pay milli eğitime ayrıldı. Yani hep biz birinci sırada yer aldık. Şöyle söyleyeyim, %7'lerden %15'lere çıkardı genel bütçeden ayrılan payı. Bu şimdi önemli bir gösterge bizim açımızdan ve bununla AK Parti iktidarları döneminde bir kere çocuklarımızın okul ihtiyacı yani derslik başına düşen öğrenci sayısı itibariyle okullarımızda sağlıklı bir eğitim, öğretim ortamının inşası için gerekli adımlar atıldı.
Bakın bu rakamları başka yayınlarda da verdik. 2002 yılında Türkiye'de yaklaşık öğrencilerimiz 357 bin dersimiz var. 357 bin sınıfımız var. Şöyle bakalım. Bu 357 bin Türkiye'ye doğal afetlerin yoğun yaşandığı, özellikle depremin yoğun yaşandığı bir deprem ülkesi. Depremde yıkılanlar okullarımız. Başka doğal felaketlerle kaybettiğimiz dersliklerimiz ve ekonomik ömrünü tamamladığı için yıkıp yeniden yaptığımız derslikler düşündüğümüzde bu 357 bin dersin yaklaşık yarısının bu şekilde kaybolduğunu varsayalım. Elimizde 150-200 bin civarında önceden kalan bir derslik var. Şimdi biraz önce söylediğim parametre doğrultusunda ilk yaptığımız şey derslik sayısını arttırıp çocuklarımızın bir sırada 3 kişi 4 kişinin oturduğu bir sınıf değil. Notunu tutabildiği, öğretmenini dinleyebildiği müreffeh ortamlar şu an 760 bine yakın dersliğimiz var. 200 bine düştüğünü varsaydık biraz önce, 357 bin derslerin. Bugün 760 bine çıkartmışız. Yani yaklaşık 500 bin civarında ilave derslik yapmışız. Bu çok önemli bir şey. Bu önemli bir parametre. İki, eğitime erişim konusunda sorun yaşanıyor. O tarihler için söylüyorum. Çocuklarımızın ilkokulu bitirdikten sonra ortaokula devam edebilecekleri bir mekanizma yok.
Köyünden ilçe merkezine gelemiyor veyahut da benzeri problemler yaşanıyor. Şimdi eğitime erişimle ilgili sorunları aşabilmek için adımlar atıldı. Ne yaptık? Taşımalı sistem getirdik. Yani eğitimine devam etmek isteyen ama ulaşım problemleri yaş ayan öğrencilerimiz için taşımalı sistemi koyduk okullarımızın pansiyon kapasitesini arttırdık dolayısıyla eğitime erişimi bu anlamda Türkiye'yi uluslararası göstergeler açısından. Bakın şu anda yani 2002 yılında orta öğretime devam oranı yaklaşık %50'lerde iken şu an %90'ların üzerinde.
Okul öncesi eğitime, erişim, 2002 yılında %11 iken bugün %80'in üzerinde. Bunlar çok önemli parametreler. Eğitim erişimi açısından da bu konuyu ciddi şekilde çözdük. Bir başka önemli konu, eğitimin niteliği açısından öğretmen sayısı önemli.
Yani bir öğretmenin, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı eğer 30-40'lı rakamlarla ifade ediliyorsa eğer o öğretmen arkadaşımızın o sınıfta öğrencilerle o ilişkiyi kurma ihtimali yok.
Dolayısıyla ne yaptık? Yaklaşık şu an sistemde kayıtta olan öğretmen arkadaşlarımızın yüzde sekseni AK Parti iktidarları döneminde atandı.
O gün 500 bin civarında öğretmenimiz varken, 540 bin öğretmenimiz varken 2002 yılında bugün 1 milyon 260 bin özel okuldaki öğretmenlerle beraber öğretmenimiz var. Bu rakamlar çok önemli rakamlar. Yani öğretmen sayısı arttı. Altyapı düzeldi ve bu PISA skorlarına olumlu yansıdı. Sadece bunlar değil, bunlar devam ediyorum birkaç şey daha. Bu soruyu biraz uzun geçelim. Müsaade ederseniz eğer. Çünkü burası önemli yani şöyle bir megalomani içerisinde değilim. Yani biz bunu son bir yılda iki yılda düzelttik vesaire şey in içerisinde değilim. 2001'den itibaren atılan bu adımlar, bakın başka ne yaptık?
Öğretmen nitelikleriyle ilgili olarak, 2014-2015 yılında öğretmen yeterlilikleriyle ilgili çok kapsamlı bir çalışma yaptık. Uluslararası göstergelerle uyumlu bir biçimde. Bu da çok önemli. Bir başka önemli husus. Şimdi eğitimin ana felsefesi itibariyle okulda ne yapıyoruz biz? Ne yapmamız gerekiyor? 1980'li 1990'lı yıllarda Sizin yaşınız genç hatırlamazsınız. Okuldan başka, ders kitabından başka bilgiye erişim mekanizmamız yok. Yani internet, televizyon, cep telefonu bu tür şeyler yok
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bakan Tekin: Bütçede en büyük payı eğitime ayırdık
Anadolu Ajansı Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları cevaplayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 'Pozisyonunu ülkenin mali kaynakları yani genel bütçeden hangi alanlara daha çok kaynak ayrıldığı ile ölçülür. Yani bu parametrelerden bir tanesi. Biz de mesela 2012 bütçesinde Milli Eğitim Bakanlığı dördüncü sırada. Daha çok başka alanlara kaynak aktarılmış. Ama Sayın Cumhurbaşkanımızın hem Başbakanlığı hem Cumhurbaşkanlığı döneminde bütün bütçelerde genel bütçeden en çok pay milli eğitime ayrıldı. Yani hep biz birinci sırada yer aldık. Şöyle söyleyeyim, %7'lerden %15'lere çıkardı genel bütçeden ayrılan payı.' ifadelerini kullandı.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Anadolu Ajansı Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları cevaplıyor.
Bakan Tekin'in açıklamalarından satırbaşları:
Pozisyonunu ülkenin mali kaynakları yani genel bütçeden hangi alanlara daha çok kaynak ayrıldığı ile ölçülür. Yani bu parametrelerden bir tanesi. Biz de mesela 2012 bütçesinde Milli Eğitim Bakanlığı dördüncü sırada. Daha çok başka alanlara kaynak aktarılmış. Ama Sayın Cumhurbaşkanımızın hem Başbakanlığı hem Cumhurbaşkanlığı döneminde bütün bütçelerde genel bütçeden en çok pay milli eğitime ayrıldı. Yani hep biz birinci sırada yer aldık. Şöyle söyleyeyim, %7'lerden %15'lere çıkardı genel bütçeden ayrılan payı. Bu şimdi önemli bir gösterge bizim açımızdan ve bununla AK Parti iktidarları döneminde bir kere çocuklarımızın okul ihtiyacı yani derslik başına düşen öğrenci sayısı itibariyle okullarımızda sağlıklı bir eğitim, öğretim ortamının inşası için gerekli adımlar atıldı.
Bakın bu rakamları başka yayınlarda da verdik. 2002 yılında Türkiye'de yaklaşık öğrencilerimiz 357 bin dersimiz var. 357 bin sınıfımız var. Şöyle bakalım. Bu 357 bin Türkiye'ye doğal afetlerin yoğun yaşandığı, özellikle depremin yoğun yaşandığı bir deprem ülkesi. Depremde yıkılanlar okullarımız. Başka doğal felaketlerle kaybettiğimiz dersliklerimiz ve ekonomik ömrünü tamamladığı için yıkıp yeniden yaptığımız derslikler düşündüğümüzde bu 357 bin dersin yaklaşık yarısının bu şekilde kaybolduğunu varsayalım. Elimizde 150-200 bin civarında önceden kalan bir derslik var. Şimdi biraz önce söylediğim parametre doğrultusunda ilk yaptığımız şey derslik sayısını arttırıp çocuklarımızın bir sırada 3 kişi 4 kişinin oturduğu bir sınıf değil. Notunu tutabildiği, öğretmenini dinleyebildiği müreffeh ortamlar şu an 760 bine yakın dersliğimiz var. 200 bine düştüğünü varsaydık biraz önce, 357 bin derslerin. Bugün 760 bine çıkartmışız. Yani yaklaşık 500 bin civarında ilave derslik yapmışız. Bu çok önemli bir şey. Bu önemli bir parametre. İki, eğitime erişim konusunda sorun yaşanıyor. O tarihler için söylüyorum. Çocuklarımızın ilkokulu bitirdikten sonra ortaokula devam edebilecekleri bir mekanizma yok.
Köyünden ilçe merkezine gelemiyor veyahut da benzeri problemler yaşanıyor. Şimdi eğitime erişimle ilgili sorunları aşabilmek için adımlar atıldı. Ne yaptık? Taşımalı sistem getirdik. Yani eğitimine devam etmek isteyen ama ulaşım problemleri yaş ayan öğrencilerimiz için taşımalı sistemi koyduk okullarımızın pansiyon kapasitesini arttırdık dolayısıyla eğitime erişimi bu anlamda Türkiye'yi uluslararası göstergeler açısından. Bakın şu anda yani 2002 yılında orta öğretime devam oranı yaklaşık %50'lerde iken şu an %90'ların üzerinde.
Okul öncesi eğitime, erişim, 2002 yılında %11 iken bugün %80'in üzerinde. Bunlar çok önemli parametreler. Eğitim erişimi açısından da bu konuyu ciddi şekilde çözdük. Bir başka önemli konu, eğitimin niteliği açısından öğretmen sayısı önemli.
Yani bir öğretmenin, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı eğer 30-40'lı rakamlarla ifade ediliyorsa eğer o öğretmen arkadaşımızın o sınıfta öğrencilerle o ilişkiyi kurma ihtimali yok.
Dolayısıyla ne yaptık? Yaklaşık şu an sistemde kayıtta olan öğretmen arkadaşlarımızın yüzde sekseni AK Parti iktidarları döneminde atandı.
O gün 500 bin civarında öğretmenimiz varken, 540 bin öğretmenimiz varken 2002 yılında bugün 1 milyon 260 bin özel okuldaki öğretmenlerle beraber öğretmenimiz var. Bu rakamlar çok önemli rakamlar. Yani öğretmen sayısı arttı. Altyapı düzeldi ve bu PISA skorlarına olumlu yansıdı. Sadece bunlar değil, bunlar devam ediyorum birkaç şey daha. Bu soruyu biraz uzun geçelim. Müsaade ederseniz eğer. Çünkü burası önemli yani şöyle bir megalomani içerisinde değilim. Yani biz bunu son bir yılda iki yılda düzelttik vesaire şey in içerisinde değilim. 2001'den itibaren atılan bu adımlar, bakın başka ne yaptık?
Öğretmen nitelikleriyle ilgili olarak, 2014-2015 yılında öğretmen yeterlilikleriyle ilgili çok kapsamlı bir çalışma yaptık. Uluslararası göstergelerle uyumlu bir biçimde. Bu da çok önemli. Bir başka önemli husus. Şimdi eğitimin ana felsefesi itibariyle okulda ne yapıyoruz biz? Ne yapmamız gerekiyor? 1980'li 1990'lı yıllarda Sizin yaşınız genç hatırlamazsınız. Okuldan başka, ders kitabından başka bilgiye erişim mekanizmamız yok. Yani internet, televizyon, cep telefonu bu tür şeyler yok
Çok Okunanlar