Küresel enerji devinden Türkiye için tarihi sözler
Küresel enerji devinden Türkiye için tarihi sözler
Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) Danışma Grubu Üyesi ve eski ExxonMobil yöneticisi Jean Baderschneider, COP31'in iklim hedeflerini somut projelere dönüştürmeye odaklanması gerektiğini belirterek, Türkiye'nin yenilenebilir enerji kaynakları, güçlü imalat sanayisi ve stratejik konumuyla küresel elektrifikasyon sürecinde öncü rol üstlenebileceğini söyledi. Baderschneider, 'Yenilenebilir enerji üretimine yönelik yatırımlar, ki bu alanda halihazırda yatırımlar yapılıyor, elektrik şebekeleri, enerji depolama ve sanayinin elektrifikasyonu aracılığıyla Türkiye'nin gelecekte bu alanda gerçekten lider bir ülke olabileceğini düşünüyorum.' dedi.
Haber Giriş Tarihi: 07.11.2026 13:36
Haber Güncellenme Tarihi: 07.11.2026 13:37
Kaynak:
Haber Merkezi
hurhaber.com
Baderschneider, Türkiye'nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek COP31 öncesinde, Türkiye'nin başkanlığındaki konferanstan beklentilerine ve toplantının küresel enerji piyasalarına olası yansımalarına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
COP31'in temel önceliğinin iklim taahhütlerini somut projelere dönüştürmek olması gerektiğini belirten Baderschneider, geçmişte emisyon azaltım politikaları ve yol haritalarına odaklanıldığını ancak projelerin sahada hayata geçirilmesi konusunda yeterli ilerleme kaydedilemediğini söyledi.
Baderschneider, hedeflerin giderek daha iddialı hale geldiğini ancak projelerin uygulanmasına henüz yeterince odaklanılmadığını ifade ederek, "Bu nedenle COP31 aracılığıyla, bu projelerin nihai yatırım kararına kadar nasıl taşınabileceğini ortaya koyacağımıza dair büyük beklentilerim var." dedi.
COP31'in öncelik listesinde elektrifikasyonun ilk sırada yer aldığına işaret eden Baderschneider, elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının 2035'e kadar yüzde 35'e çıkarılmasını hedefleyen "35'e 35" girişimini konferansın öne çıkan unsurlarından biri olarak nitelendirdi.
Baderschneider, konferansın ikinci önceliğinin sıfır atık olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın bu alandaki küresel liderliğinin takdiri hak ettiğini vurguladı.
Sıfır atık ile temiz enerji arasında güçlü bir bağlantı bulunduğuna dikkati çeken Baderschneider, "Dolayısıyla uygulamaya odaklanılması, elektrifikasyonun güçlü biçimde önceliklendirilmesi ve sıfır atık hedefleri, COP31'i diğer konferanslardan ayıracak unsurlar olacak." diye konuştu.
"YENİLENEBİLİR ENERJİDE EN KIT KAYNAK UZUN VADELİ ALIM ANLAŞMALARI"
Baderschneider, geçen yıl küresel ölçekte devreye alınan yeni enerji kapasitesinin yüzde 90'ının yenilenebilir enerji kaynaklarından oluştuğunu anımsatarak, temiz enerji yatırımlarının bu yıl yaklaşık 2,2 trilyon dolara ulaşmasının beklendiğini söyledi.
Temiz enerji yatırımlarının fosil yakıt yatırımlarının neredeyse iki katına ulaştığına işaret eden Baderschneider, bu süreçte en kıt kaynağın uzun vadeli alım anlaşmaları olduğunu ifade etti.
Baderschneider, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın enerji güvenliğine ilişkin endişeleri artırdığına dikkati çekerek, enerji güvenliği ile karbonsuzlaşmanın giderek aynı hedef doğrultusunda birleştiğini anlattı.
Dünya nüfusunun dörtte üçünün ithal fosil yakıtlara bağımlı ülkelerde yaşadığını belirten Baderschneider, "Fosil yakıt fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, dünyanın yıllık net petrol ithalat faturasına yaklaşık 160 milyar dolar ekliyor. Bu son derece büyük bir rakam. Son birkaç ayda İran savaşıyla yaşananları düşündüğümüzde bunun ne kadar büyük bir ekonomik kırılganlık yarattığını görebiliriz. Yenilenebilir enerji kaynakları ise 2025 yılında fosil yakıt maliyetlerinde yaklaşık yarım trilyon dolarlık tasarruf sağladı." ifadelerini kullandı.
Baderschneider, enerji egemenliğinin ülkelerin kendi enerji kaynakları üzerindeki kontrolü açısından önem taşıdığını vurgulayarak, "Bugün asıl mesele enerji egemenliği. Ticari ölçekte petrol ve gaz çıkaran 71 ila 100 ülke bulunuyor. Ancak üretimin çok büyük bölümü yalnızca birkaç ülkeden geliyor. ABD, Suudi Arabistan, Rusya, Çin ve Kanada gibi ülkelerden söz ediyoruz. Geri kalan ülkelerin büyük çoğunluğu bu ülkelere bağımlı. Yenilenebilir enerjiye baktığımızda ise dünyanın neredeyse bütün ülkelerinin bu kaynaklara erişimi var. Yaklaşık 195 ila 200 ülkeden söz ediyoruz. Dolayısıyla enerji egemenliği ve ülkelerin kendi enerjilerini kontrol etme isteği, bugün enerji güvenliğinin temel unsuru. Fosil yakıtlar ise bu denklemdeki zayıf halka." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin dünyada stratejik bir konumda bulunduğunu görmek için haritaya bakmanın yeterli olduğunu belirten Baderschneider, şöyle konuştu:
"Benim açımdan bu konuda hiçbir şüphe yok. Ancak Türkiye, fosil yakıtlar için bir geçiş noktası olmanın ötesine geçerek elektrik çağında bir sanayi gücüne dönüşme fırsatına sahip. Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasındaki konumu, bu konumun yanı sıra son derece güçlü imalat sanayisi ve yenilenebilir enerji kaynakları, Türkiye'ye geleceğe yönelik gerçek bir rekabet avantajı sağlıyor. Uluslararası Enerji Ajansı, COP31 başkanlığının 2035'e kadar elektrifikasyonun yüzde 35'e çıkarılması yönündeki hedefinin gerçekleştirilmesinin fosil yakıt ithalatçısı ülkelere 400 milyar dolar tasarruf sağlayacağını tahmin ediyor. Türkiye'nin bu dönüşüme öncülük edebileceğine inanıyorum. Panelime katılmaları için davette bulunduğum bankalarla da görüşüyorum. Yenilenebilir enerji üretimine yönelik yatırımlar, ki bu alanda halihazırda yatırımlar yapılıyor, elektrik şebekeleri, enerji depolama ve sanayinin elektrifikasyonu aracılığıyla Türkiye'nin gelecekte bu alanda gerçekten lider bir ülke olabileceğini düşünüyorum."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Küresel enerji devinden Türkiye için tarihi sözler
Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) Danışma Grubu Üyesi ve eski ExxonMobil yöneticisi Jean Baderschneider, COP31'in iklim hedeflerini somut projelere dönüştürmeye odaklanması gerektiğini belirterek, Türkiye'nin yenilenebilir enerji kaynakları, güçlü imalat sanayisi ve stratejik konumuyla küresel elektrifikasyon sürecinde öncü rol üstlenebileceğini söyledi. Baderschneider, 'Yenilenebilir enerji üretimine yönelik yatırımlar, ki bu alanda halihazırda yatırımlar yapılıyor, elektrik şebekeleri, enerji depolama ve sanayinin elektrifikasyonu aracılığıyla Türkiye'nin gelecekte bu alanda gerçekten lider bir ülke olabileceğini düşünüyorum.' dedi.
Baderschneider, Türkiye'nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek COP31 öncesinde, Türkiye'nin başkanlığındaki konferanstan beklentilerine ve toplantının küresel enerji piyasalarına olası yansımalarına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
COP31'in temel önceliğinin iklim taahhütlerini somut projelere dönüştürmek olması gerektiğini belirten Baderschneider, geçmişte emisyon azaltım politikaları ve yol haritalarına odaklanıldığını ancak projelerin sahada hayata geçirilmesi konusunda yeterli ilerleme kaydedilemediğini söyledi.
Baderschneider, hedeflerin giderek daha iddialı hale geldiğini ancak projelerin uygulanmasına henüz yeterince odaklanılmadığını ifade ederek, "Bu nedenle COP31 aracılığıyla, bu projelerin nihai yatırım kararına kadar nasıl taşınabileceğini ortaya koyacağımıza dair büyük beklentilerim var." dedi.
COP31'in öncelik listesinde elektrifikasyonun ilk sırada yer aldığına işaret eden Baderschneider, elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının 2035'e kadar yüzde 35'e çıkarılmasını hedefleyen "35'e 35" girişimini konferansın öne çıkan unsurlarından biri olarak nitelendirdi.
Baderschneider, konferansın ikinci önceliğinin sıfır atık olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın bu alandaki küresel liderliğinin takdiri hak ettiğini vurguladı.
Sıfır atık ile temiz enerji arasında güçlü bir bağlantı bulunduğuna dikkati çeken Baderschneider, "Dolayısıyla uygulamaya odaklanılması, elektrifikasyonun güçlü biçimde önceliklendirilmesi ve sıfır atık hedefleri, COP31'i diğer konferanslardan ayıracak unsurlar olacak." diye konuştu.
"YENİLENEBİLİR ENERJİDE EN KIT KAYNAK UZUN VADELİ ALIM ANLAŞMALARI"
Baderschneider, geçen yıl küresel ölçekte devreye alınan yeni enerji kapasitesinin yüzde 90'ının yenilenebilir enerji kaynaklarından oluştuğunu anımsatarak, temiz enerji yatırımlarının bu yıl yaklaşık 2,2 trilyon dolara ulaşmasının beklendiğini söyledi.
Temiz enerji yatırımlarının fosil yakıt yatırımlarının neredeyse iki katına ulaştığına işaret eden Baderschneider, bu süreçte en kıt kaynağın uzun vadeli alım anlaşmaları olduğunu ifade etti.
Baderschneider, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın enerji güvenliğine ilişkin endişeleri artırdığına dikkati çekerek, enerji güvenliği ile karbonsuzlaşmanın giderek aynı hedef doğrultusunda birleştiğini anlattı.
Dünya nüfusunun dörtte üçünün ithal fosil yakıtlara bağımlı ülkelerde yaşadığını belirten Baderschneider, "Fosil yakıt fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, dünyanın yıllık net petrol ithalat faturasına yaklaşık 160 milyar dolar ekliyor. Bu son derece büyük bir rakam. Son birkaç ayda İran savaşıyla yaşananları düşündüğümüzde bunun ne kadar büyük bir ekonomik kırılganlık yarattığını görebiliriz. Yenilenebilir enerji kaynakları ise 2025 yılında fosil yakıt maliyetlerinde yaklaşık yarım trilyon dolarlık tasarruf sağladı." ifadelerini kullandı.
Baderschneider, enerji egemenliğinin ülkelerin kendi enerji kaynakları üzerindeki kontrolü açısından önem taşıdığını vurgulayarak, "Bugün asıl mesele enerji egemenliği. Ticari ölçekte petrol ve gaz çıkaran 71 ila 100 ülke bulunuyor. Ancak üretimin çok büyük bölümü yalnızca birkaç ülkeden geliyor. ABD, Suudi Arabistan, Rusya, Çin ve Kanada gibi ülkelerden söz ediyoruz. Geri kalan ülkelerin büyük çoğunluğu bu ülkelere bağımlı. Yenilenebilir enerjiye baktığımızda ise dünyanın neredeyse bütün ülkelerinin bu kaynaklara erişimi var. Yaklaşık 195 ila 200 ülkeden söz ediyoruz. Dolayısıyla enerji egemenliği ve ülkelerin kendi enerjilerini kontrol etme isteği, bugün enerji güvenliğinin temel unsuru. Fosil yakıtlar ise bu denklemdeki zayıf halka." değerlendirmesinde bulundu.
"TÜRKİYE, ELEKTRİK ÇAĞINDA SANAYİ GÜCÜNE DÖNÜŞEBİLİR"
Türkiye'nin dünyada stratejik bir konumda bulunduğunu görmek için haritaya bakmanın yeterli olduğunu belirten Baderschneider, şöyle konuştu:
"Benim açımdan bu konuda hiçbir şüphe yok. Ancak Türkiye, fosil yakıtlar için bir geçiş noktası olmanın ötesine geçerek elektrik çağında bir sanayi gücüne dönüşme fırsatına sahip. Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasındaki konumu, bu konumun yanı sıra son derece güçlü imalat sanayisi ve yenilenebilir enerji kaynakları, Türkiye'ye geleceğe yönelik gerçek bir rekabet avantajı sağlıyor. Uluslararası Enerji Ajansı, COP31 başkanlığının 2035'e kadar elektrifikasyonun yüzde 35'e çıkarılması yönündeki hedefinin gerçekleştirilmesinin fosil yakıt ithalatçısı ülkelere 400 milyar dolar tasarruf sağlayacağını tahmin ediyor. Türkiye'nin bu dönüşüme öncülük edebileceğine inanıyorum. Panelime katılmaları için davette bulunduğum bankalarla da görüşüyorum. Yenilenebilir enerji üretimine yönelik yatırımlar, ki bu alanda halihazırda yatırımlar yapılıyor, elektrik şebekeleri, enerji depolama ve sanayinin elektrifikasyonu aracılığıyla Türkiye'nin gelecekte bu alanda gerçekten lider bir ülke olabileceğini düşünüyorum."
Çok Okunanlar