SON DAKİKA
Hava Durumu

Mardinli "Sofi Usta" tespih tanelerinin içine sembol camileri işliyor

Mardin'de "Sofi Usta" olarak tanınan minyatür sanatçısı Seyfettin Çelik, Türkiye'nin sembol camilerini negatif oyma yöntemiyle (bir yüzeyde tasarımın kendisini değil, arka planı oyarak desenin ön plana çıkarılması) tespih tanelerinin içine işliyor.

Haber Giriş Tarihi: 10.03.2026 15:39
Haber Güncellenme Tarihi: 10.03.2026 15:40
Kaynak: Haber Merkezi
hurhaber.com
Mardinli "Sofi Usta" tespih tanelerinin içine sembol camileri işliyor

Çocukluğundan bu yana tespih yapımıyla ilgilenen Çelik, Diyarbakır'da Dicle Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünden mezun olduktan sonra eğitimine İstanbul Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümünde devam etti. Çelik, İstanbul'da eğitim gördüğü ve çalıştığı sırada negatif oyma ve minyatür sanatına da ilgi duymaya başladı.

Yüzük taşlarında kullanılan negatif oyma yöntemini kendi imkanlarıyla öğrenen Çelik, zamanla tespih tanelerinin içine çeşitli figürler işlemeye başladı.

Çelik, imamesini Mardin Ulu Cami işlemesiyle yaptığı tespihlerde, Ayasofya, Selimiye ve Sultan Ahmet gibi tarihi ve sembol camileri de minyatür halinde tanelerin içine nakşediyor.

Yapımı haftalar ve aylar süren eserler, yoğun ilgi görüyor.

"NEGATİF OYMA SANATINI TESPİHE UYARLAYABİLEN DÜNYADA SADECE BEN VARIM"

Çelik, AA muhabirine, eğitim sürecinde geleneksel el sanatlarına büyük bir ilgi duymaya başladığını anlattı.

Aynı süreçte İstanbul Kapalı Çarşı'da çalışırken negatif oyma sanatı ile tanıştığını kaydeden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Nasıl yapılabileceğini öğrenmek biraz zaman aldı. Bu sanatı birkaç yüzük içerisinde görmüştüm. Sır gibi saklanan bir sanat, pek kimseye öğretmiyorlar. Ben de bunu kendim öğrenerek geliştirmek zorunda kaldım. Önce takılarda, taşlarda negatif oymalar yaptım. Daha sonra bu sanatı tespihe uyarlayabilir miyim diye düşündüm. Uzun çalışmalar ve denemeler sonucunda bunu yapmayı başardım. Şu anda negatif oyma sanatını tespihe uyarlayabilen dünyada sadece ben varım."

Eğitiminin ardından döndüğü memleketi Mardin'de sanatını yaklaşık 12 yıldır sürdürdüğünü belirten Çelik, burada da koleksiyonluk çok sayıda eser üretmeye başladığını dile getirdi.

"UZUN UĞRAŞLAR SONUNDA OLDU"

Öncelikle tespih yapım aşamasını uyguladığını, ardından her habbesine yapıları minyatür olarak negatif oyma sanatı ile işlediğini ve minyatür boyama ile çalışmayı sonlandırdığını aktaran Çelik, bazı eserlerinin yapımının haftalar bazı eserlerinin ise aylar sürdüğünü vurguladı.

Üzerinde uzun yıllar çalıştığı sanatı icra etmenin mutluluğunu yaşadığını dile getiren Çelik, şöyle konuştu:

"Camilere duyduğum büyük hayranlık ile Ayasofya, Sultan Ahmet gibi camileri oymaya başladım. Türkiye'deki farklı büyük mimari yapıları neden böyle minimalize edip tespihlerin içine koymayayım diye düşündüm. Uzun uğraşlar sonunda oldu. Böyle eserler üretmeye başladım zamanla. İnsanlar tarafından ilk başta bu biraz tuhaf karşılandı ama artık onlarda da hayranlık uyandı. Zamanla büyük bir kitleye ulaştım. Büyük talep görmeye başladı. Ben de bu vesileyle hem geleneksel sanatları sürdürmeye devam ettim hem de hiç olmayan bir sanatın ilk adımlarını atmış oldum. Tespihin tanelerinin içinde her bir habbeye farklı mimarilerimizi, camilerimizi oyuyorum. Bu süreç tespihin iplik deliğinden içeriye onu bozmadan, kırmadan, dağıtmadan yavaş yavaş boşluklar açarak oluşuyor. Uzun süreler ince işlikler sonunda da mimari yapılarımızı içine yerleştiriyorum."

"HER HABBESİNDE FARKLI CAMİLER OLUYOR"

Çalışmayı ilk yaptığı dönemlerde çok fazla zorlandığını, tespihlerin çok fazla kırıldığını ve parçalandığını anlatan Çelik, şöyle devam etti:

"Çünkü büyük yapılar ve kullandığım malzeme de kristal, çoğunlukla kehribar taşları kullanıyorum. Çok narin taşlar. Kırılgandır. İlk başlarda bayağı bir kırdığım, döktüğüm oldu ama zamanla ustalaştım. Şu anda neredeyse hiç fire vermeden yapıyorum. Kehribar taşının oluşumu milyonlarca yıl sürüyor. Yaklaşık 30-40 milyon yılda oluşan bir süreç bu. Çam ağacının reçinelerinden toprağa oradan fosile dönüşen bir süreç. Doğa tarafından mükemmel hale getirilmiş taşların içine biz de bunları işliyoruz. Öncelikle imamelere kentimizin sembolü Mardin Ulu Cami minaresini yapıyorum. Ardından Türkiye'deki en iyi, en muazzam camileri işlemeye başlıyorum ama her habbesinde farklı camiler oluyor. Böylece 33 taneyi tamamlayınca tespihimiz bitiyor. Çok zorlandığım taraflar da var. Her camide olduğu gibi kendi mimarisinde nasıl zorluklar varsa ben de yaparken o zorlukları yaşıyorum. İlk kubbeyi mesela oturtmakta zorlanıyorum ama dikkatli uğraşlar sonucu bir şekilde yapabiliyorum."

"GELENEKSEL SANATLARIMIZDAN BİRİ OLACAĞINA İNANIYORUM"

Bu sanatı dünyaya duyurmaya ve dünyanın başka noktasındaki koleksiyon üreticilere ulaşmaya çalıştığını söyleyen Çelik, geliştirdiği tekniğin dünyada yayılmasını arzu ettiğini belirtti.

"Ülkemiz tarafından da sahip çıkılırsa, desteklenirse bütün dünyaya ulaşacağını ve bizim sanatlarımızdan, geleneksel sanatlarımızdan biri olacağına inanıyorum. İnşallah bu sanat ölmez, devam eder, aktarılır." diyen Çelik, sanatını daha da ilerletmek için elinden geleni yapmaya çalıştığını sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.