Türkiye'de binlerce kişinin çölyak hastası olduğunu bilmeden yaşadığı tahmin ediliyor. Uzmanlar, toplumda her 100 kişiden 1'inde görülen ve genellikle "sessiz" ilerleyen bu rahatsızlığa karşı uyarılarda bulunurken, tanı almadan bilinçsizce glütensiz beslenmenin faydadan çok zarar getirebileceğine dikkat çekiyor.
Haber Giriş Tarihi: 01.06.2026 11:03
Haber Güncellenme Tarihi: 01.06.2026 11:05
Kaynak:
Haber Merkezi
hurhaber.com
Glüten tüketen kişilerde ince bağırsak hasarına yol açan bir bağışıklık sistemi reaksiyonu olan çölyak hastalığı, belirtilerinin başka rahatsızlıklarla benzerlik göstermesi nedeniyle yıllarca teşhis edilemeyebiliyor.
"Geç teşhis lenfoma riskini artırıyor"
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dr. Sercan Kiremitçi, Türkiye'de yaklaşık 250 bin ile 850 bin arasında çölyak hastası olduğunun tahmin edildiğini ancak bu hastaların büyük bir kısmının henüz tanı almadığını belirtti. Hastalığın geç teşhis edilmesinin vücutta ciddi hasarlara yol açabileceğini ifade eden Kiremitçi, şu uyarılarda bulundu:
"Hastaların geç tanı alması birtakım problemleri beraberinde getirebiliyor. Kronik anemiler bu durumlar arasında yer alırken, hastalık bağırsakta 'lenfoma' adı verilen özel bir kanser türünün gelişmesine de neden olabiliyor."
Dr. Kiremitçi, özellikle genç hastalarda nedeni açıklanamayan demir, B12 ve folik asit eksikliklerinin yanı sıra ishal, karında şişkinlik ve kilo kaybı gibi şikayetlerin bulunması durumunda, bağırsakta emilim problemi olup olmadığının mutlaka araştırılması gerektiğini vurguladı.
Tek tedavi yöntemi ömür boyu glütensiz diyet
Uzmanlar, çölyak hastalığında erken teşhisin hem yaşam kalitesini artırdığını hem de ilerleyen süreçte gelişebilecek diğer sistemik hastalıkların önüne geçtiğini belirtiyor.
Hastalığın bilinen tek tedavi yönteminin ömür boyu sürecek sıkı bir glütensiz diyet olduğunu aktaran Dr. Kiremitçi, "Çölyak hastalığı tanısı koyduktan sonra yapacağımız en önemli şey glütensiz beslenmedir. Diyetimize düzenli bir şekilde dikkat edersek neredeyse bütün bulgular geriliyor. Başka hiçbir hastalık grubunda tedavinin bu denli olumlu sonuç vermesi neredeyse görülmemiştir" dedi.
"Tanı almadan glütensiz beslenmek metabolizmayı olumsuz etkileyebilir"
Son yıllarda çölyak hastası olmadığı halde sağlıklı yaşam ya da kilo verme amacıyla glütensiz beslenmeye yönelen kişilerin sayısının arttığına işaret eden Kiremitçi, bu durumun bazı riskleri beraberinde getirdiğini söyledi. Tıbbi bir zorunluluk olmadan glütenin beslenme programından çıkarılmasının olumsuz sonuçlar doğurabileceğine dikkati çeken Kiremitçi, sözlerini şöyle tamamladı:
"Glüteni kestiğimiz zaman beslenmede onun yerine koyduğumuz yiyecekler genellikle meyveler ya da patates gibi nişasta oranı yüksek gıdalar oluyor. Bu durum da özellikle vücudun metabolik dengesini bir parça olumsuz yönde etkileyebiliyor."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Uzmanlardan hayati çölyak uyarısı: "Bilinçsiz glütensiz diyet metabolizmayı bozabilir"
Türkiye'de binlerce kişinin çölyak hastası olduğunu bilmeden yaşadığı tahmin ediliyor. Uzmanlar, toplumda her 100 kişiden 1'inde görülen ve genellikle "sessiz" ilerleyen bu rahatsızlığa karşı uyarılarda bulunurken, tanı almadan bilinçsizce glütensiz beslenmenin faydadan çok zarar getirebileceğine dikkat çekiyor.
Glüten tüketen kişilerde ince bağırsak hasarına yol açan bir bağışıklık sistemi reaksiyonu olan çölyak hastalığı, belirtilerinin başka rahatsızlıklarla benzerlik göstermesi nedeniyle yıllarca teşhis edilemeyebiliyor.
"Geç teşhis lenfoma riskini artırıyor"
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dr. Sercan Kiremitçi, Türkiye'de yaklaşık 250 bin ile 850 bin arasında çölyak hastası olduğunun tahmin edildiğini ancak bu hastaların büyük bir kısmının henüz tanı almadığını belirtti. Hastalığın geç teşhis edilmesinin vücutta ciddi hasarlara yol açabileceğini ifade eden Kiremitçi, şu uyarılarda bulundu:
Dr. Kiremitçi, özellikle genç hastalarda nedeni açıklanamayan demir, B12 ve folik asit eksikliklerinin yanı sıra ishal, karında şişkinlik ve kilo kaybı gibi şikayetlerin bulunması durumunda, bağırsakta emilim problemi olup olmadığının mutlaka araştırılması gerektiğini vurguladı.
Tek tedavi yöntemi ömür boyu glütensiz diyet
Uzmanlar, çölyak hastalığında erken teşhisin hem yaşam kalitesini artırdığını hem de ilerleyen süreçte gelişebilecek diğer sistemik hastalıkların önüne geçtiğini belirtiyor.
Hastalığın bilinen tek tedavi yönteminin ömür boyu sürecek sıkı bir glütensiz diyet olduğunu aktaran Dr. Kiremitçi, "Çölyak hastalığı tanısı koyduktan sonra yapacağımız en önemli şey glütensiz beslenmedir. Diyetimize düzenli bir şekilde dikkat edersek neredeyse bütün bulgular geriliyor. Başka hiçbir hastalık grubunda tedavinin bu denli olumlu sonuç vermesi neredeyse görülmemiştir" dedi.
"Tanı almadan glütensiz beslenmek metabolizmayı olumsuz etkileyebilir"
Son yıllarda çölyak hastası olmadığı halde sağlıklı yaşam ya da kilo verme amacıyla glütensiz beslenmeye yönelen kişilerin sayısının arttığına işaret eden Kiremitçi, bu durumun bazı riskleri beraberinde getirdiğini söyledi. Tıbbi bir zorunluluk olmadan glütenin beslenme programından çıkarılmasının olumsuz sonuçlar doğurabileceğine dikkati çeken Kiremitçi, sözlerini şöyle tamamladı:
Çok Okunanlar