SON DAKİKA
Hava Durumu

Sosyal medya algoritmaları gençleri bağımlılığa sürüklüyor

Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Dr. Öğretim Üyesi İlyas Kaya, sosyal medya platformlarında kullanılan algoritmaların gençleri bağımlılığa sürükleyebildiğini belirterek, bu sistemlerin birçok uzman tarafından “dijital kumar makineleri” olarak tanımlandığını söyledi. Uzmanlara göre aşırı sosyal medya kullanımı çocuk ve ergenlerde depresyon, anksiyete ve uyku bozuklukları gibi ciddi psikiyatrik sorunlara yol açabiliyor.

Haber Giriş Tarihi: 11.03.2026 12:19
Haber Güncellenme Tarihi: 11.03.2026 12:20
Kaynak: Haber Merkezi
hurhaber.com
Sosyal medya algoritmaları gençleri bağımlılığa sürüklüyor

Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Dr. Öğretim Üyesi İlyas Kaya, sosyal medya platformlarında kullanılan algoritmaların “dijital kumar makineleri” mantığında kurgulandığını söyledi.

Dijital teknolojilerde yaşanan gelişmelerle birlikte sosyal medya platformlarının etki gücü her geçen gün artıyor. Başta ABD ve Çin menşeli sosyal medya şirketleri olmak üzere pek çok teknoloji şirketi, kullanıcıların platformlarda geçirdiği süreyi artırmak için çeşitli yöntemler geliştiriyor.

Bu yöntemler arasında en dikkat çekeni ise algoritmalar aracılığıyla kullanıcıların platformlara bağımlı hale gelmesini sağlayan sistemler olarak öne çıkıyor. Kullanıcı davranışlarını analiz eden algoritmalar, özellikle ergenlik dönemindeki gençlerin platformlarda daha uzun süre kalmasına neden olabiliyor.

Sosyal medya bağımlılığı davaları dünya gündeminde

Sosyal medyanın çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri nedeniyle dünyanın birçok ülkesinde kısıtlayıcı düzenlemeler gündeme geliyor. Aynı zamanda teknoloji şirketlerine karşı açılan davalar da devam ediyor.

ABD’nin Los Angeles şehrinde görülen çocuklarda sosyal medya bağımlılığı davası ise teknoloji dünyasında “tarihi bir hesaplaşma” olarak değerlendiriliyor.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan İlyas Kaya, sosyal medya bağımlılığının bireyin günlük hayatında yaşadığı olumsuz sonuçlara rağmen kullanımını kontrol edememesi anlamına geldiğini ifade etti.

Kaya, sosyal medya platformlarının kullanıcıları daha uzun süre çevrim içi tutmak için algoritmalar kullandığını belirterek, bu sistemlerin temel amacının kullanıcıyı mümkün olan en uzun süre platformda tutmak olduğunu söyledi.

Kaya, platformların kullanıcıların ilgisini takip ettiğini vurgulayarak, “Bu yolla size benzer ve daha çekici içerikleri art arda göstermeye başlar.” dedi.

Algoritmalar duygusal tepki yaratan içerikleri öne çıkarıyor

Sosyal medya algoritmalarının kullanıcıların duygularını tetikleyen içerikleri ön plana çıkardığını belirten Kaya, bu durumun kişiyi platforma daha fazla bağladığını söyledi.

Kaya, bu süreci şu sözlerle anlattı:

“Özellikle duygusal tepki yaratan (neşe, öfke, korku, merak, haz) içerikleri öne çıkarılır ve burada da kişiye özel algoritmalar oluşturulur. Ayrıca sonsuz kaydırma ile de bir 'dur' noktası oluşmaz ve bu bataklığa daha çok çeker sizi. Platformların amacı daha çok reklam izlenmesi eşittir daha çok paradır. Siz aslında para ödemeden bu içeriklere ulaştığınızı zannedersiniz ama platformlar sizin üzerinizden para kazanmaya başlamıştır bile. Algoritmalar psikolojik zaaflarımızı (merak, onay ihtiyacı, dopamin) ve ihtiyaçlarımızı kullanmak için vardır. Algoritmalar size görmek, duymak isteyeceklerinizi sunan ve birçok uzman tarafından 'dijital kumar makineleri' gibi tanımlanan sistemlerdir.”

Aşırı kullanım psikolojik sorunlara yol açabiliyor

Aşırı sosyal medya kullanımının çocuk ve ergenlerde çeşitli psikolojik sorunlara yol açabileceğini ifade eden Kaya, klinik gözlemlerde bu durumla sık karşılaşıldığını belirtti.

Kaya, bilimsel çalışmalara göre aşırı sosyal medya kullanımıyla ilişkili olarak görülebilen psikiyatrik sorunları şöyle sıraladı:

“Majör depresif bozukluk, özellikle anksiyete bozuklukları, uyku bozuklukları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, beden dismorfik bozukluk, yeme bozuklukları, akran zorbalığının en ağır tiplerinden biri olan siber zorbalık, çocuk istismarları, travma sonrası stres bozukluğudur. Ayrıca ileride diğer bağımlılıklara (özellikle online oyun ve kumar bağımlılığı) ve yetişkin hayatta kişilik bozukluklarına yatkınlık artabilmektedir.”

Çocuk ve ergenlerin kimlik ve kişilik gelişimlerinin henüz tamamlanmamış olduğunu hatırlatan Kaya, bu nedenle dış etkilerden yetişkinlere göre daha fazla etkilenebildiklerini vurguladı.

Sosyal karşılaştırma ve FOMO gençleri etkiliyor

Sosyal medyada sürekli başkaları tarafından beğenilme ve onaylanma ihtiyacının gençler üzerinde psikolojik baskı oluşturabildiğini ifade eden Kaya, bunun yanlış algılara yol açabileceğini söyledi.

Kaya, “Özellikle sosyal medyada sürekli başkaları tarafından beğenilme ve onaylanma ihtiyacı, aslında gerçekte var olmayan ama 'Herkes benden daha mutlu, daha zengin, daha başarılı, daha … ve benzeri' yanlış algıların oluşması, zaten dönemsel olarak var olan kırılganlığı arttırıcı bir faktör olabilmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

ABD’de açılan davalarda ailelerin sosyal medyanın çocuklarda yeme bozuklukları, uyku sorunları ve intihar eğilimlerini artırdığı iddialarının tamamen temelsiz olmadığını belirten Kaya, şu ifadeleri kullandı:

“Kişinin kendini yanlı olarak sürekli yukarı doğru sosyal karşılaştırması yani gençlerin, başkalarının filtrelenmiş ve 'mükemmel' hayatlarını gördükçe kendi yaşamlarını yetersiz hissetmesi ciddi bir sorun olarak önümüzde durmakta. Bu durum doğrudan düşük özgüven ve depresyonla ilişkilendiriliyor. Yine özellikle gençlerde FOMO (Gelişmeleri Kaçırma Korkusu). Yani sürekli çevrimiçi olma zorunluluğu, gençlerde kronik bir anksiyete sebebi gibi gözükmekte.”

Uzmanlardan dijital bağımlılığa karşı öneriler

Kaya, sosyal medya bağımlılığıyla mücadelede farkındalık ve doğru kullanım alışkanlıklarının önemli olduğunu belirterek bazı önerilerde bulundu.

“En etkili yöntemlerden biri sosyal medya anlık bildiri ve iletilerinin kapatılması. Bu platformlara uygulama süre limitleri koymak, yatmadan 1 saat önce telefonu tamamen bırakmak. Telefonu çalışma alanından ve yatak odasından uzak tutmak, gri tonlar kullanmak. Renkler olmayınca beynin görsel ödül sistemi daha az tetiklenir ve telefon daha 'sıkıcı' gelmeye başlar.”

Kaya ayrıca, sosyal medya kullanımının yerine gerçek hayatta keyif veren faaliyetlerin artırılması gerektiğini vurgulayarak şu tavsiyede bulundu:

“Sık sık ben 'Şu an neden bu uygulamaya giriyorum?' diye kendine sorular sormak, sıkılınca otomatik olarak sosyal medya platformlarını açtığını fark etmeye çalışmak ve farkındalıkla birlikte yeniden bu davranışı azaltmaya çalışmak, gerçek hayatta keyif aldığın sanal olmayan doğal ve yavaş dopamin ödülleri sunan etkinlikleri çoğaltmak gerekiyor.”

Uzmanlar, dijital bağımlılıkla mücadelede en önemli adımın erken yaşta ekran maruziyetini azaltmak ve çocuklara dijital okuryazarlık kazandırmak olduğunu belirtiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.