İBB'de reklam yerleri üzerinden peşkeş! Mahkemede Murat Ongun'u ifşa etti
İBB'de reklam yerleri üzerinden peşkeş! Mahkemede Murat Ongun'u ifşa etti
Asrın yolsuzluk davasında savunma yapan tutuksuz sanık İBB Reklam Yönetim Müdürü Adem Tuncay reklam yerleri üzerinden yapılan vurgunu anlattı. Değeri yüksek olan yerlere göz yumulduğunu ifade eden Tuncay, zabıtaya Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun direktifleri doğrultusunda Kağan Sürmegöz üzerinden talimat verildiğini belirtti. Tuncay, 'Reklamist'in işleriyle alakalı Kağan Bey defalarca bize bunun patron firması olduğunu söyledi.' dedi. Tuncay, patrondan kastının Murat Ongun olduğunu vurguladı.
Haber Giriş Tarihi: 09.09.2026 09:35
Haber Güncellenme Tarihi: 09.09.2026 09:35
Kaynak:
Haber Merkezi
hurhaber.com
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 51'i tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 77. duruşmasında bir kısım tutuksuz sanıkların savunmaları alındı.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, firari sanık iş insanı Murat Gülibrahimoğlu'nun şoförü olan tutuksuz sanık Semih Bilgin savunma yaptı.
Sanık Bilgin'in savunması sırasında, tutuklu sanık İBB iştiraki Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker fenalaştı. Türker'e sağlık ekipleri duruşma salonunda müdahale etti.
Duruşmaya verilen kısa aranın ardından savunmasına devam eden sanık Bilgin, 2015 yılında Murat Gülibrahimoğlu'nun şoförü olarak çalışmaya başladığını belirterek, "Öncelikle bir 4,5 milyon dolar nakit para çekildiği iddiası var. Ben hayatım boyunca değil böyle bir parayı çekmek, böyle bir miktarı bir arada bile görmedim. Lakin farklı zamanlarda Göktürk'teki ve Maslak'ta bulunan banka şubelerinden Adem Başer'in yazmış olduğu talimatlarla çekmiş olduğum birtakım paralar var. Bu parayı Adem Bey'e ne yapmam gerektiğini sorduğumda kendisi Murat Bey'e teslim etmemi söylemişti." ifadelerini kullandı.
Paraları Adem Başer'in talimatıyla çekerek Gülibrahimoğlu'na verdiğini söyleyen sanık Bilgin, hesabına giriş yapılan paralarla ilgili olarak ise, çalıştığı dönem boyunca konut ve araç giderlerini kendisinin ödediğini, sonrasında muhasebenin bu parayı kendisine yatırdığını söyledi.
Sanık Bilgin, suçsuz olduğunu öne sürerek, beraatini istedi.
- "BU KONULARLA BENİM HİÇBİR BİLGİM VE İLGİM BULUNMAMAKTADIR"
Tutuksuz sanık İBB'de Reklam Yönetim Müdürü Adem Tuncay da belediyede varlığı iddia edilen yapıdan çok daha öncesinde, 2006 yılında çalışmaya başladığını söyledi.
2022 tarihinde müdür olarak atandığını, gözaltına alındığı tarihe kadar fiilen görevini sürdürdüğünü belirten Tuncay, "Cezaevinde bulunduğum süreçte başkanım, özellikle Hakan Karaköse'nin tahliye edilmesinden sonra, bugüne kadar beni hiç ziyaret etmeyen belediyenin üst düzey, kendilerini meclis üyesi olarak tanıtan kişiler, hatta bir iki tane de milletvekili birebir ziyaretime gelmeye başladılar. Bunlardan birisiyle görüştüm, birisiyle görüşmek istemediğimi de bir dilekçe yazarak cezaevi yönetimine bildirdim." diye konuştu.
Tuncay, devlet memuru olduğunu ve hiçbir siyasi partiye aidiyetinin bulunmadığını savunarak, şu iddialarda bulundu:
"Hatta şöyle de bir durum var. İsmini Ülkü olarak hatırladığım, şu an soyismini hatırlayamadığım biri, kendisini meclis üyesi olarak tanıtan bir hanımefendi de beni cezaevinde Karaköse'nin tahliyesinden sonra ziyaret ettiğinde, özellikle Karaköse'nin ifadesinin bana ulaşıp ulaşmadığını, 'Ne söylemiş olabilir ki, iftira atmıştır.' şeklinde birtakım beyanlarda bulunduktan sonra, konuyla alakasız bir şekilde bana belediye lojmanında oturup oturmadığımı sordu. O günkü şartlarda bu durumun konuştuğumuz konuyla çok bir alakası bulunmuyordu. Bunu sıradan bir merak sorusu olarak da algılamadım. Yaşam alanımın bilindiğini, aile düzenimin bilindiğini böyle hissettiren üstü kapalı bir mesaj olarak algıladım. Yani özetle Hakan Karaköse'nin tahliyesinden sonra bana dolaylı bir böyle telkin ve üzerimde baskı kurulmaya çalışıldı."
Savcılığa kendi iradesiyle başvurduğunu söyleyen Tuncay, "Başvurma gerekçem de şu şekildedir, cezaevi sürecinde yaşadığım bu durumları çok düşünme fırsatım oldu. Zaman içerisinde avukatımla yaptığım görüşmeler, dosyaya ilişkin edindiğim yeni bilgiler neticesinde kendim savcılık makamına bir dilekçeyle başvurdum ve bildiklerimi anlatmaya karar verdim. Savcı bey tarafından da hiçbir şekilde kimsenin ismini vermem konusunda bir zorlama yapılmadı bana." beyanında bulundu.
Tahliye edildikten sonra görevine dönmek için İBB'ye yazılı bir dilekçeyle başvurduğunu ancak bugün hala görevine başlatılmadığını belirten Tuncay, bu davadan tahliye edilen birçok üst bürokratın görevine başlatıldığını, kendisine ise "Hukuki süreç devam ettiğinden uygun görülmemiştir" şeklinde dönüş yapıldığını dile getirdi.
Tuncay, eşinin de 2008'de İBB'de çalışmaya başladığını, 2019'dan, yeni yönetimden sonra çok ciddi sıkıntılar yaşamaya başladığını ve yaklaşık 13 yıldır emek verdiği işinden çıkarıldığını söyledi.
İddianamede ana ihaleden sonra gerçekleştiği iddia edilen birtakım iddialar bulunduğunu ifade eden Tuncay, "İşte iştirak şirketlerinin yaptığı alt ihalelerden, muvazaalı olduğu ileri sürülen yan tekliflerden, işi alan firmalardan, paraların bir sisteme aktarıldığından ve daha sonraki aşamalarda gerçekleştiği ileri sürülen başka başka işlemlerden söz edilmektedir. Yani eğer sonraki süreçlerde birileri bu sistemin bir açığı varsa ve bunlardan yararlandıysa, birileri bir menfaat elde ettiyse veya iddianamede ileri sürüldüğü gibi başka başka birtakım işlemler yapılmışsa bile, bu konularla benim hiçbir bilgim ve ilgim bulunmamaktadır." savunmasını yaptı.
- "PATRONUN FİRMASI" İDDİASI
Cumhuriyet savcısının, "Bu yapılmayan işlerle ilgili fatura meselesi nasıl olurdu?" sorusuna sanık Tuncay, "iştirak şirketine bir para aktarıldı" gibi serzenişlerde bulunduğunun söylendiğini anlattı.
Ekrem İmamoğlu, Murat Ongun
Tuncay, Cumhuriyet savcısının, "Reklam yerleriyle ilgili değeri yüksek olan yerlere göz yumulduğundan bahsediyorsunuz. Daha sonraki süreçte Murat Ongun'un bu alanların, bu reklamların indirilmemesi yönünde Kağan Sürmegöz aracılığıyla zabıtaya talimat verdiği şeklinde beyanınız var." demesi üzerine, "Doğrudur. Yönetmelik gereği reklam izni vermek mümkün olmayan yerlerde oluyordu. Bunların bir kısmı da ecrimisil dosyası adı altında zaten yürütülürdü. Bunlarla alakalı zabıtadan zaman zaman kaldırmayla ilgili talepler de gelirdi. Kaan Bey bunların kaldırılması veya kaldırılmaması yönünde bir tasarrufta bulunurdu. Veya bunu 'Önce iletişimle görüşeceğiz.' deyip bekletir gibi durumlar yaşanıyordu." ifadelerini kullandı.
Bunun üzerine savcının, "Yani Kağan Sürmegöz üzerinden bir talimat veriliyordu zabıtaya Murat Ongun tarafından, bu yerlerle ilgili?" sorusunu sorduğu Tuncay, "Evet, özetle." cevabını verdi.
Cumhuriyet savcısının, "Reklamist'e ilişkin anlatımlarınız var. Bu Reklamist'in işlerini Murat Ongun'un Kağan Sürmegöz üzerinden takip ettiğini ifade etmişsiniz. Bu takip nasıl oluyordu?" sorusuna sanık Tuncay, "Bu Reklamist'in işleriyle alakalı Kağan Bey defalarca bize bunun patron firması olduğunu söyledi." dedi.
Savcının, "Patrondan kastı?" sorusuna ise sanık Tuncay, "Murat Bey. Yani Murat Bey'e patron diye hitap ederdi zaman zaman. O 'patron firması" denilmişliği defalarca söylemişliği vardır. Bu şirketin işleri de yine dediğim gibi talepleri geldiği zaman biraz daha farklı bir tarzda yaklaşılırdı." diye konuştu.
Tuncay, cumhuriyet savcısının, Modyo ve Reklamist arasındaki bir anlaşma konusunu detaylandırmasını istemesi üzerine, şunları söyledi:
"Modyo aslında 2015 yılında yapılmış bir araç içi dijital ekran ihalesi. Yaklaşık da 20 yıllık bir ihale, 2035'te sona erecek. Modyo'nun ihalesinin kapsamına giren bazı hatlar var ve bunlar ilk ihale olduğu için biraz daha değerli. Bir de bundan sonra peyderpey yeni açılan metro istasyonlarındaki yeni ortaya çıkan yeni hatlar var. Biz buralarla ilgili de ihale yaptık ama bunların tamamı da değersizdir de demek istemiyorum, değerli lokasyonlu yerler de vardır. 2020'den sonra özellikle bu dijitalle alakalı kısımlara genelde Reklamist firması talip olur ve bu işleri de alt yüklenici, iştirak şirketinden alırdı. Daha sonraki süreçlerde Reklamist bazı değerli olmayan lokasyonları, yeterli kar sağlayamadığı gibi gerekçelerle işletmek istemediği için ama ihaleyi de almış olduğu için değersiz kısımlarını özellikle Modyo'ya bir kiralama yaptırılırdı. Modyo buna aslında biraz mecbur edilmek zorunda kaldı diyebilirim yani."
Çapraz sorgunun tamamlanmasının ardından Tuncay'ın avukatının beyanı dinlendi.
Ayrıca duruşmada, tutuksuz sanık Eyüp Subaşı'nın eşi Gülşah Subaşı ve oğlu Onur Buğra Subaşı ile Songül Çar'ın da savunması alındı.
Bu arada, yaklaşık 14 saat süren duruşmada 6 tutuksuz sanığın savunmasının da alınmasıyla, davada toplam 108 tutuksuz sanığın savunması tamamlanmış oldu.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İBB'de reklam yerleri üzerinden peşkeş! Mahkemede Murat Ongun'u ifşa etti
Asrın yolsuzluk davasında savunma yapan tutuksuz sanık İBB Reklam Yönetim Müdürü Adem Tuncay reklam yerleri üzerinden yapılan vurgunu anlattı. Değeri yüksek olan yerlere göz yumulduğunu ifade eden Tuncay, zabıtaya Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun direktifleri doğrultusunda Kağan Sürmegöz üzerinden talimat verildiğini belirtti. Tuncay, 'Reklamist'in işleriyle alakalı Kağan Bey defalarca bize bunun patron firması olduğunu söyledi.' dedi. Tuncay, patrondan kastının Murat Ongun olduğunu vurguladı.
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 51'i tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 77. duruşmasında bir kısım tutuksuz sanıkların savunmaları alındı.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, firari sanık iş insanı Murat Gülibrahimoğlu'nun şoförü olan tutuksuz sanık Semih Bilgin savunma yaptı.
Sanık Bilgin'in savunması sırasında, tutuklu sanık İBB iştiraki Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker fenalaştı. Türker'e sağlık ekipleri duruşma salonunda müdahale etti.
Duruşmaya verilen kısa aranın ardından savunmasına devam eden sanık Bilgin, 2015 yılında Murat Gülibrahimoğlu'nun şoförü olarak çalışmaya başladığını belirterek, "Öncelikle bir 4,5 milyon dolar nakit para çekildiği iddiası var. Ben hayatım boyunca değil böyle bir parayı çekmek, böyle bir miktarı bir arada bile görmedim. Lakin farklı zamanlarda Göktürk'teki ve Maslak'ta bulunan banka şubelerinden Adem Başer'in yazmış olduğu talimatlarla çekmiş olduğum birtakım paralar var. Bu parayı Adem Bey'e ne yapmam gerektiğini sorduğumda kendisi Murat Bey'e teslim etmemi söylemişti." ifadelerini kullandı.
Paraları Adem Başer'in talimatıyla çekerek Gülibrahimoğlu'na verdiğini söyleyen sanık Bilgin, hesabına giriş yapılan paralarla ilgili olarak ise, çalıştığı dönem boyunca konut ve araç giderlerini kendisinin ödediğini, sonrasında muhasebenin bu parayı kendisine yatırdığını söyledi.
Sanık Bilgin, suçsuz olduğunu öne sürerek, beraatini istedi.
- "BU KONULARLA BENİM HİÇBİR BİLGİM VE İLGİM BULUNMAMAKTADIR"
Tutuksuz sanık İBB'de Reklam Yönetim Müdürü Adem Tuncay da belediyede varlığı iddia edilen yapıdan çok daha öncesinde, 2006 yılında çalışmaya başladığını söyledi.
2022 tarihinde müdür olarak atandığını, gözaltına alındığı tarihe kadar fiilen görevini sürdürdüğünü belirten Tuncay, "Cezaevinde bulunduğum süreçte başkanım, özellikle Hakan Karaköse'nin tahliye edilmesinden sonra, bugüne kadar beni hiç ziyaret etmeyen belediyenin üst düzey, kendilerini meclis üyesi olarak tanıtan kişiler, hatta bir iki tane de milletvekili birebir ziyaretime gelmeye başladılar. Bunlardan birisiyle görüştüm, birisiyle görüşmek istemediğimi de bir dilekçe yazarak cezaevi yönetimine bildirdim." diye konuştu.
Tuncay, devlet memuru olduğunu ve hiçbir siyasi partiye aidiyetinin bulunmadığını savunarak, şu iddialarda bulundu:
"Hatta şöyle de bir durum var. İsmini Ülkü olarak hatırladığım, şu an soyismini hatırlayamadığım biri, kendisini meclis üyesi olarak tanıtan bir hanımefendi de beni cezaevinde Karaköse'nin tahliyesinden sonra ziyaret ettiğinde, özellikle Karaköse'nin ifadesinin bana ulaşıp ulaşmadığını, 'Ne söylemiş olabilir ki, iftira atmıştır.' şeklinde birtakım beyanlarda bulunduktan sonra, konuyla alakasız bir şekilde bana belediye lojmanında oturup oturmadığımı sordu. O günkü şartlarda bu durumun konuştuğumuz konuyla çok bir alakası bulunmuyordu. Bunu sıradan bir merak sorusu olarak da algılamadım. Yaşam alanımın bilindiğini, aile düzenimin bilindiğini böyle hissettiren üstü kapalı bir mesaj olarak algıladım. Yani özetle Hakan Karaköse'nin tahliyesinden sonra bana dolaylı bir böyle telkin ve üzerimde baskı kurulmaya çalışıldı."
Savcılığa kendi iradesiyle başvurduğunu söyleyen Tuncay, "Başvurma gerekçem de şu şekildedir, cezaevi sürecinde yaşadığım bu durumları çok düşünme fırsatım oldu. Zaman içerisinde avukatımla yaptığım görüşmeler, dosyaya ilişkin edindiğim yeni bilgiler neticesinde kendim savcılık makamına bir dilekçeyle başvurdum ve bildiklerimi anlatmaya karar verdim. Savcı bey tarafından da hiçbir şekilde kimsenin ismini vermem konusunda bir zorlama yapılmadı bana." beyanında bulundu.
Tahliye edildikten sonra görevine dönmek için İBB'ye yazılı bir dilekçeyle başvurduğunu ancak bugün hala görevine başlatılmadığını belirten Tuncay, bu davadan tahliye edilen birçok üst bürokratın görevine başlatıldığını, kendisine ise "Hukuki süreç devam ettiğinden uygun görülmemiştir" şeklinde dönüş yapıldığını dile getirdi.
Tuncay, eşinin de 2008'de İBB'de çalışmaya başladığını, 2019'dan, yeni yönetimden sonra çok ciddi sıkıntılar yaşamaya başladığını ve yaklaşık 13 yıldır emek verdiği işinden çıkarıldığını söyledi.
İddianamede ana ihaleden sonra gerçekleştiği iddia edilen birtakım iddialar bulunduğunu ifade eden Tuncay, "İşte iştirak şirketlerinin yaptığı alt ihalelerden, muvazaalı olduğu ileri sürülen yan tekliflerden, işi alan firmalardan, paraların bir sisteme aktarıldığından ve daha sonraki aşamalarda gerçekleştiği ileri sürülen başka başka işlemlerden söz edilmektedir. Yani eğer sonraki süreçlerde birileri bu sistemin bir açığı varsa ve bunlardan yararlandıysa, birileri bir menfaat elde ettiyse veya iddianamede ileri sürüldüğü gibi başka başka birtakım işlemler yapılmışsa bile, bu konularla benim hiçbir bilgim ve ilgim bulunmamaktadır." savunmasını yaptı.
- "PATRONUN FİRMASI" İDDİASI
Cumhuriyet savcısının, "Bu yapılmayan işlerle ilgili fatura meselesi nasıl olurdu?" sorusuna sanık Tuncay, "iştirak şirketine bir para aktarıldı" gibi serzenişlerde bulunduğunun söylendiğini anlattı.
Ekrem İmamoğlu, Murat Ongun
Tuncay, Cumhuriyet savcısının, "Reklam yerleriyle ilgili değeri yüksek olan yerlere göz yumulduğundan bahsediyorsunuz. Daha sonraki süreçte Murat Ongun'un bu alanların, bu reklamların indirilmemesi yönünde Kağan Sürmegöz aracılığıyla zabıtaya talimat verdiği şeklinde beyanınız var." demesi üzerine, "Doğrudur. Yönetmelik gereği reklam izni vermek mümkün olmayan yerlerde oluyordu. Bunların bir kısmı da ecrimisil dosyası adı altında zaten yürütülürdü. Bunlarla alakalı zabıtadan zaman zaman kaldırmayla ilgili talepler de gelirdi. Kaan Bey bunların kaldırılması veya kaldırılmaması yönünde bir tasarrufta bulunurdu. Veya bunu 'Önce iletişimle görüşeceğiz.' deyip bekletir gibi durumlar yaşanıyordu." ifadelerini kullandı.
Bunun üzerine savcının, "Yani Kağan Sürmegöz üzerinden bir talimat veriliyordu zabıtaya Murat Ongun tarafından, bu yerlerle ilgili?" sorusunu sorduğu Tuncay, "Evet, özetle." cevabını verdi.
Cumhuriyet savcısının, "Reklamist'e ilişkin anlatımlarınız var. Bu Reklamist'in işlerini Murat Ongun'un Kağan Sürmegöz üzerinden takip ettiğini ifade etmişsiniz. Bu takip nasıl oluyordu?" sorusuna sanık Tuncay, "Bu Reklamist'in işleriyle alakalı Kağan Bey defalarca bize bunun patron firması olduğunu söyledi." dedi.
Savcının, "Patrondan kastı?" sorusuna ise sanık Tuncay, "Murat Bey. Yani Murat Bey'e patron diye hitap ederdi zaman zaman. O 'patron firması" denilmişliği defalarca söylemişliği vardır. Bu şirketin işleri de yine dediğim gibi talepleri geldiği zaman biraz daha farklı bir tarzda yaklaşılırdı." diye konuştu.
Tuncay, cumhuriyet savcısının, Modyo ve Reklamist arasındaki bir anlaşma konusunu detaylandırmasını istemesi üzerine, şunları söyledi:
"Modyo aslında 2015 yılında yapılmış bir araç içi dijital ekran ihalesi. Yaklaşık da 20 yıllık bir ihale, 2035'te sona erecek. Modyo'nun ihalesinin kapsamına giren bazı hatlar var ve bunlar ilk ihale olduğu için biraz daha değerli. Bir de bundan sonra peyderpey yeni açılan metro istasyonlarındaki yeni ortaya çıkan yeni hatlar var. Biz buralarla ilgili de ihale yaptık ama bunların tamamı da değersizdir de demek istemiyorum, değerli lokasyonlu yerler de vardır. 2020'den sonra özellikle bu dijitalle alakalı kısımlara genelde Reklamist firması talip olur ve bu işleri de alt yüklenici, iştirak şirketinden alırdı. Daha sonraki süreçlerde Reklamist bazı değerli olmayan lokasyonları, yeterli kar sağlayamadığı gibi gerekçelerle işletmek istemediği için ama ihaleyi de almış olduğu için değersiz kısımlarını özellikle Modyo'ya bir kiralama yaptırılırdı. Modyo buna aslında biraz mecbur edilmek zorunda kaldı diyebilirim yani."
Savcının "Burada amaç Reklamist'in karlarını katlamak mı?" sorusuna sanık Tuncay, "Reklamist'in tabii." yanıtını verdi.
Çapraz sorgunun tamamlanmasının ardından Tuncay'ın avukatının beyanı dinlendi.
Ayrıca duruşmada, tutuksuz sanık Eyüp Subaşı'nın eşi Gülşah Subaşı ve oğlu Onur Buğra Subaşı ile Songül Çar'ın da savunması alındı.
Bu arada, yaklaşık 14 saat süren duruşmada 6 tutuksuz sanığın savunmasının da alınmasıyla, davada toplam 108 tutuksuz sanığın savunması tamamlanmış oldu.
Çok Okunanlar