“Bu ne Arap sevdası kardeşim, ne meraklıymışsınız Araplara! Onlar bizi zamanında satmadı mı? Bırakın yesinler birbirlerini…” İşte günümüz aydın kuşağının bizi aydınlatmaya çalışan (!) çok değerli yorumlarından bir kesit. Ne yazık ki, bu söylemler sadece sıradan birer cümle değil, bugünün entelektüel dünyasında da yankı bulan cümleler. Cahilliğin ürkütücü bir boyutu vardır: okumuş cahiller. En tehlikelisi de budur çünkü okumuş cahil, kendi bilgisizliğinin farkında bile değildir. “Ben araştırdım, öğrendim” der, ancak ulaştığı sonuçlar manipülasyonun bir eseridir. “Müslümanların boykotu sayesinde ucuz kahve içiyoruz.” diye sevinen Z kuşağı var bir de. Müslüman olmayabilirsiniz ama hani merhamet, adalet, vicdan sadece Müslümanlara has kavramlar değildi? Hani inanmayanlar da merhametli ve iyi olabilirdi? Bir coğrafyada ölenler Müslüman olduğunda ya da Arap olduğunda, merhametinizi mi askıya alıyorsunuz? Kahvenizi yudumlayıp, olan bitene gözlerinizi kapatırken, yaşanan trajedinin sadece bir coğrafyanın sorunu olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bir yerlerde insanlıktan feragat edilmişken, geride kalanlar huzurla yaşayabileceklerini mi sanıyorlar? Ölenin dini, mezhebi, ırkı hangi suçu meşrulaştırabilir? Hangi adaletsizliği haklı çıkarabilir? “Bırakın bu Arapları” diyenlere bombanın sesi uzaktan hoş geliyor belki, ama tehlike yakınlaştığında ne olacak? Bu duyarsızlıkla yaşayanlar, namlunun bir gün kendilerine döneceğini ne zaman fark edecekler? Korkarım ki, kahvesini keyifle yudumlayan Pelinsular ancak o gün gerçeği görecekler. İsrail aynı anda Yemen'e, Suriye'ye, Lübnan'a ve Filistin'e saldırırken, İran'ı içten fethetmenin planlarını yaparken Türkiye görünmez mi olacak? Dünya sahnesinde sürekli "dokunulmaz" mı kalacağız? Ah Pelinsu, keşke ben de senin gibi düşüncelere sahip olabilseydim. Gerçeklerden kopuk, rahat bir şekilde hayatımı sürdürebilseydim. Ama ne yazık ki konu bu kadar sığ değil. Çünkü savaş sadece sınırların içinde olmaz, fikirlerde, zihinlerde ve vicdanlarda da yaşanır. Bugün Gazze'de, Beyrut'ta yaşananlar sadece o coğrafyanın meselesi değil, tüm insanlığın sorunudur. Bir yerde adaletsizlik varsa, o adaletsizliğin dalgaları er ya da geç her yere ulaşır. Kahvenizi yudumlarken bunları da gözden geçirin. Arap dünyasının geçmişte yaptıkları elbette ki bir tarihsel tartışma konusu olabilir, ama bugünün meselesi kesinlikle değiller. Bugünün sorunu; vicdanın, adaletin ve insafın nasıl kaybedildiği. Sonuç olarak, bu mesele “Arap sevdası” değil. Bugün bir yerlere füze atılıyorsa, masumlar ölüyorsa, buna kayıtsız kalmak insanlığımızdan feragat etmek demektir. Z kuşağı ya da diğerleri, herkesin bu gerçeği anlaması gerekiyor. Biraz düşündürse de daha çok harekete geçirmesi dileğiyle…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yusuf Türknaz
Bu Ne Arap Sevdası (!)
“Bu ne Arap sevdası kardeşim, ne meraklıymışsınız Araplara! Onlar bizi zamanında satmadı
mı? Bırakın yesinler birbirlerini…”
İşte günümüz aydın kuşağının bizi aydınlatmaya çalışan (!) çok değerli yorumlarından bir
kesit. Ne yazık ki, bu söylemler sadece sıradan birer cümle değil, bugünün entelektüel
dünyasında da yankı bulan cümleler.
Cahilliğin ürkütücü bir boyutu vardır: okumuş cahiller. En tehlikelisi de budur çünkü
okumuş cahil, kendi bilgisizliğinin farkında bile değildir. “Ben araştırdım, öğrendim” der,
ancak ulaştığı sonuçlar manipülasyonun bir eseridir.
“Müslümanların boykotu sayesinde ucuz kahve içiyoruz.” diye sevinen Z kuşağı var bir de.
Müslüman olmayabilirsiniz ama hani merhamet, adalet, vicdan sadece Müslümanlara has
kavramlar değildi? Hani inanmayanlar da merhametli ve iyi olabilirdi?
Bir coğrafyada ölenler Müslüman olduğunda ya da Arap olduğunda, merhametinizi mi askıya
alıyorsunuz? Kahvenizi yudumlayıp, olan bitene gözlerinizi kapatırken, yaşanan trajedinin
sadece bir coğrafyanın sorunu olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bir yerlerde insanlıktan feragat
edilmişken, geride kalanlar huzurla yaşayabileceklerini mi sanıyorlar?
Ölenin dini, mezhebi, ırkı hangi suçu meşrulaştırabilir? Hangi adaletsizliği haklı çıkarabilir?
“Bırakın bu Arapları” diyenlere bombanın sesi uzaktan hoş geliyor belki, ama tehlike
yakınlaştığında ne olacak? Bu duyarsızlıkla yaşayanlar, namlunun bir gün kendilerine
döneceğini ne zaman fark edecekler? Korkarım ki, kahvesini keyifle yudumlayan Pelinsular
ancak o gün gerçeği görecekler.
İsrail aynı anda Yemen'e, Suriye'ye, Lübnan'a ve Filistin'e saldırırken, İran'ı içten
fethetmenin planlarını yaparken Türkiye görünmez mi olacak? Dünya sahnesinde sürekli
"dokunulmaz" mı kalacağız?
Ah Pelinsu, keşke ben de senin gibi düşüncelere sahip olabilseydim. Gerçeklerden kopuk,
rahat bir şekilde hayatımı sürdürebilseydim. Ama ne yazık ki konu bu kadar sığ değil. Çünkü
savaş sadece sınırların içinde olmaz, fikirlerde, zihinlerde ve vicdanlarda da yaşanır. Bugün
Gazze'de, Beyrut'ta yaşananlar sadece o coğrafyanın meselesi değil, tüm insanlığın
sorunudur. Bir yerde adaletsizlik varsa, o adaletsizliğin dalgaları er ya da geç her yere ulaşır.
Kahvenizi yudumlarken bunları da gözden geçirin. Arap dünyasının geçmişte yaptıkları
elbette ki bir tarihsel tartışma konusu olabilir, ama bugünün meselesi kesinlikle değiller.
Bugünün sorunu; vicdanın, adaletin ve insafın nasıl kaybedildiği.
Sonuç olarak, bu mesele “Arap sevdası” değil. Bugün bir yerlere füze atılıyorsa, masumlar
ölüyorsa, buna kayıtsız kalmak insanlığımızdan feragat etmek demektir. Z kuşağı ya da
diğerleri, herkesin bu gerçeği anlaması gerekiyor.
Biraz düşündürse de daha çok harekete geçirmesi dileğiyle…