Bazen dalıp gidiyor insan... Mazluma sırt dönelim diyen lakırdılardan taa uzaklara... Gündemi marka marka tüketmek olan insanlardan da... Tatil showu fotoğraflardan da... İhtiyaç üretip zorla ve cebren onları tükettiren üst yapılardan da... İnsan , bazen susmak istiyor sevdiği bir insana... Yaslayıp kendini bir kahve buharında huzura... Yalnızca susmak istiyor aniden... Ve ısıtmak ruhumuzu , buzdan kalplere inat , azıcık şiirle... Okunası şiirleri okumak... Tefekkürün penceresini erbâbı ile aralamak... Ama ben Oğuz Atay ' ın Tutunamayanlar ' ında dediği gibi kendi şiirini okuyup dersi mahveden Edebiyat Öğretmeni gibi gibiyim... Şiir de mi yazmıyak diyip : Mazluma sırtımızı dönmeyiz diyenlere ithafen... Gündemi bir hoş sâdâyı paylaşmak olanlara da... Canı cânânı eşyâsı kimseye gösteriş olmayan canlara da... Kapitali amaç diye diye kutsamayanlara bir de... Susmanın kıymetini bilenlere en çok... Çoban armağanı işte... Can u gönülden...
... Sonra okurum diye biriktirdiğim şiir Saçları yonca kokan dağlarda Beklediğim şafak Hıçkırığını unutamadığım çocuk Ellerini bırakamadığım hüzün Girdabında yüzdüğüm aşk
Sonra okurum diye aldığım kitap Hani ayracı papatyadan Epsilonlarda büyüyen muamma Koşdukça uzaklaşan hayâl
Hani bir deniz kıyısında Eften püften dumanlara takılan uçurtmam Ki dengesi sorunlu Yarısı sorumlu şehirde Ki uykusuz yolculuklardan sonra Kahve içmek kadar olağan
Durup bir çiçeğe bakmak istemsizce Hatırlamak kitap kokusunu O yosunu
Sonra yazarım ben bu öyküyü dediğim Unutulmuş satırlarım Göz alabildiğine hüsran
Nüket Belsan Taşören
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nüket Belsan Taşören
Şiyir de mi yazmıyak?
Bazen dalıp gidiyor insan...
Mazluma sırt dönelim diyen lakırdılardan taa uzaklara...
Gündemi marka marka tüketmek olan insanlardan da...
Tatil showu fotoğraflardan da...
İhtiyaç üretip zorla ve cebren onları tükettiren üst yapılardan da...
İnsan , bazen susmak istiyor sevdiği bir insana...
Yaslayıp kendini bir kahve buharında huzura...
Yalnızca susmak istiyor aniden...
Ve ısıtmak ruhumuzu , buzdan kalplere inat , azıcık şiirle...
Okunası şiirleri okumak...
Tefekkürün penceresini erbâbı ile aralamak...
Ama ben Oğuz Atay ' ın Tutunamayanlar ' ında dediği gibi kendi şiirini okuyup dersi mahveden Edebiyat Öğretmeni gibi gibiyim...
Şiir de mi yazmıyak diyip :
Mazluma sırtımızı dönmeyiz diyenlere ithafen...
Gündemi bir hoş sâdâyı paylaşmak olanlara da...
Canı cânânı eşyâsı kimseye gösteriş olmayan canlara da...
Kapitali amaç diye diye kutsamayanlara bir de...
Susmanın kıymetini bilenlere en çok...
Çoban armağanı işte...
Can u gönülden...
...
Sonra okurum diye biriktirdiğim şiir
Saçları yonca kokan dağlarda
Beklediğim şafak
Hıçkırığını unutamadığım çocuk
Ellerini bırakamadığım hüzün
Girdabında yüzdüğüm aşk
Sonra okurum diye aldığım kitap
Hani ayracı papatyadan
Epsilonlarda büyüyen muamma
Koşdukça uzaklaşan hayâl
Hani bir deniz kıyısında
Eften püften dumanlara takılan uçurtmam
Ki dengesi sorunlu
Yarısı sorumlu şehirde
Ki uykusuz yolculuklardan sonra
Kahve içmek kadar olağan
Durup bir çiçeğe bakmak istemsizce
Hatırlamak kitap kokusunu
O yosunu
Sonra yazarım ben bu öyküyü dediğim
Unutulmuş satırlarım
Göz alabildiğine hüsran
Nüket Belsan Taşören