Özlüyorum... Işıkları yanan evlerde hayal ettiğim umudu... Ki ilmek ilmek büyüttüm ben onu yurt pencerelerinde buğulu bir bardak çay özlemi ile...
Özlüyorum Nisan yağmurlarına binip gidenleri ve Eylül ' de sararan yapraklara...
Özlüyorum dizim kanadığinda : Babaanne! Diye koşmayı eve...
Özlüyorum üniversite yıllarımda yağmur yağarken- hem de ahmakıslatan - sokakta avare voltalarımı , hüznün bini bi para ceplerimde...
Özlüyorum çocukken üşüsek de acıksak da taştan çamurdan oyuncaklara muhabbetimi... Özlüyorum Çınar ' da Ahmed Arif ' in şiir kitabını almıştım da göğsüme basmıştım ya hani...
Özlüyorum evlatlarımı kucağıma aldığım ilk an beni hüngürdeten o deli sevinçleri...
Özlüyorum ilk görev yerimdeki uzun uzun kavaklara bakıp asker yolu bekleyişimi...
Özlüyorum o kokulu kalemlere silgilere yeni defterlere amansız dermansız sevgimi...
Özlüyorum ayakkabım su doluyken biraz daha yürümeyi...
Özlüyorum o kırmızı ışıkta gördüğüm Suriyeli ' yi...
Bizim sokağın kedisini, hem biraz kirlidir onlar hem biraz külhan, eee metropol kedisi...
Özlüyorum tahtaya yazdığım o şiiri... O ürkek bakışlı öğrenciyi... Ve basma şalvarlı telâşlı veliyi... Kuş gibi titreyen hep titreyen beyhude yorduğum kalbimi... Islak yastığımı... Yeter artık gözüne yazık kapat artık o ışığı diyen sesi , birkaç satır daha okumayı akabinde onun dayanılmaz zevkini... Ben...
Özlüyorum cenneti... Özlediğim herkes orada diye belki... Özlüyorum bazen ne olduğunu tam olarak bilemedigim bir şeyleri... Kavuşmak ? Ümitvârım...
" Ne görsem ötesinde hasret çektiğim diyar... Kavuşmak nasıl olmaz mademki ayrılık var... " Diyor ya şair...
Nüket Belsan Taşören
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nüket Belsan Taşören
Özlerken
Özlüyorum...
Işıkları yanan evlerde hayal ettiğim umudu...
Ki ilmek ilmek büyüttüm ben onu yurt pencerelerinde buğulu bir bardak çay özlemi ile...
Özlüyorum Nisan yağmurlarına binip gidenleri ve Eylül ' de sararan yapraklara...
Özlüyorum dizim kanadığinda :
Babaanne!
Diye koşmayı eve...
Özlüyorum üniversite yıllarımda yağmur yağarken- hem de ahmakıslatan - sokakta avare voltalarımı , hüznün bini bi para ceplerimde...
Özlüyorum çocukken üşüsek de acıksak da taştan çamurdan oyuncaklara muhabbetimi...
Özlüyorum Çınar ' da Ahmed Arif ' in şiir kitabını almıştım da göğsüme basmıştım ya hani...
Özlüyorum evlatlarımı kucağıma aldığım ilk an beni hüngürdeten o deli sevinçleri...
Özlüyorum ilk görev yerimdeki uzun uzun kavaklara bakıp asker yolu bekleyişimi...
Özlüyorum o kokulu kalemlere silgilere yeni defterlere amansız dermansız sevgimi...
Özlüyorum ayakkabım su doluyken biraz daha yürümeyi...
Özlüyorum o kırmızı ışıkta gördüğüm Suriyeli ' yi...
Bizim sokağın kedisini, hem biraz kirlidir onlar hem biraz külhan, eee metropol kedisi...
Özlüyorum tahtaya yazdığım o şiiri...
O ürkek bakışlı öğrenciyi...
Ve basma şalvarlı telâşlı veliyi...
Kuş gibi titreyen hep titreyen beyhude yorduğum kalbimi...
Islak yastığımı...
Yeter artık gözüne yazık kapat artık o ışığı diyen sesi , birkaç satır daha okumayı akabinde onun dayanılmaz zevkini...
Ben...
Özlüyorum cenneti...
Özlediğim herkes orada diye belki...
Özlüyorum bazen ne olduğunu tam olarak bilemedigim bir şeyleri...
Kavuşmak ?
Ümitvârım...
" Ne görsem ötesinde hasret çektiğim diyar... Kavuşmak nasıl olmaz mademki ayrılık var... "
Diyor ya şair...
Nüket Belsan Taşören