"O halde siz , Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?"
Ayet, tınısıyla anlamıyla sarsıcıdır benim için... Tüyler ürpertici gelmiştir ne zaman dinlesem güzel bir kıraatla... Ayrıca... "Yalan" kökünden değil de Farsça "hamarat hanım " anlamlarından bahsetmek mümkün ; Kezban kelimesinin... Yalan... Siler insanın varlığını gözlerden , inancını güvenini yok eder yalan... Yalan... Dünyada en büyük hırsızlık... İnancını çalmak demek birinin hoyratça... Peki ya ? "Kezban kezban konuşma! " "Kezban gibi giyinmiş baksana ! " Bunlar aşina değil mi kulaklarımıza? Kezban böylesi jargonda Türk sinemasındaki Şaban gibi bir terim olmuş âdeta... Köylü görgüsüz nadan ve saf anlamlarına geliyor sanırım bu bağlamda... Hani bizim Kezban ? Paris ' e gider de sarı peruğu takıp da geliverir ya... Hayran olunası âşık olunası Kezban O ' dur işte! Algının dik âlâsı ! Başında kitapla topuklu ayakkabı ile yürüyebilen bahçede kara lahana ambarda kuru fasulye varken o, portakallı ördek ve ton balıklı salata yapan tırnakları ojeli bakımlı bir hatun... Şalvarlı Kezban ' ın üstü çiziliverir bir kalemde filmde zihinlerde... Batılılaşmak muasırlaşmak... Sarı peruk üstüne bi şapka... Başka nedir ki sanki ? "Ye kürküm ye !" bilgeliği gitmiş yerine nasıl bir Kezban (!) lık gelmiştir böyle de insanlar boya ile kumaş ile hediye paketi gibi dışını süslemiş içini umarsızca ihmal etmiştir ? Bilemiyorum... Şimdilerde... Giyimde bir Hintlinin bir Japonun yakaladığı klasik ve postmodern uyumundan ne kadar da uzağız böyle... Hem hareket kolaylığı sağlayan hem de İslâmi olarak vücut hatlarını belli etmeyen şalvar , modacılarımız tarafından modernize edilip hayatımıza dahil edilmedi işte yıllarca... Amerikan maden işçisinin kir kaldıran kaba kumaşı "kot"a muhtaç oluşumuz hep bundan, ah , hep !... Hintli saresini giyer, Japon kimonosunu... Biz... Hukuk sistemimiz gibi pop arenbi arabesk caz karışımı... Kot pantolon tunik şal güneş gözlüğü bir de sandalet... KEZBAN! Sen kendini mânen hep Paris ' te zannet !...
Nüket Belsan Taşören
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nüket Belsan Taşören
Kezban Paris'te
55 / RAHMAN - 16
"Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân"
"O halde siz , Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?"
Ayet, tınısıyla anlamıyla sarsıcıdır benim için... Tüyler ürpertici gelmiştir ne zaman dinlesem güzel bir kıraatla...
Ayrıca...
"Yalan" kökünden değil de Farsça "hamarat hanım " anlamlarından bahsetmek mümkün ; Kezban kelimesinin...
Yalan... Siler insanın varlığını gözlerden , inancını güvenini yok eder yalan... Yalan... Dünyada en büyük hırsızlık... İnancını çalmak demek birinin hoyratça...
Peki ya ?
"Kezban kezban konuşma! "
"Kezban gibi giyinmiş baksana ! "
Bunlar aşina değil mi kulaklarımıza?
Kezban böylesi jargonda Türk sinemasındaki Şaban gibi bir terim olmuş âdeta...
Köylü görgüsüz nadan ve saf anlamlarına geliyor sanırım bu bağlamda...
Hani bizim Kezban ? Paris ' e gider de sarı peruğu takıp da geliverir ya... Hayran olunası âşık olunası Kezban O ' dur işte! Algının dik âlâsı !
Başında kitapla topuklu ayakkabı ile yürüyebilen bahçede kara lahana ambarda kuru fasulye varken o, portakallı ördek ve ton balıklı salata yapan tırnakları ojeli bakımlı bir hatun... Şalvarlı Kezban ' ın üstü çiziliverir bir kalemde filmde zihinlerde...
Batılılaşmak muasırlaşmak... Sarı peruk üstüne bi şapka... Başka nedir ki sanki ?
"Ye kürküm ye !" bilgeliği gitmiş yerine nasıl bir Kezban (!) lık gelmiştir böyle de insanlar boya ile kumaş ile hediye paketi gibi dışını süslemiş içini umarsızca ihmal etmiştir ? Bilemiyorum...
Şimdilerde...
Giyimde bir Hintlinin bir Japonun yakaladığı klasik ve postmodern uyumundan ne kadar da uzağız böyle... Hem hareket kolaylığı sağlayan hem de İslâmi olarak vücut hatlarını belli etmeyen şalvar , modacılarımız tarafından modernize edilip hayatımıza dahil edilmedi işte yıllarca... Amerikan maden işçisinin kir kaldıran kaba kumaşı "kot"a muhtaç oluşumuz hep bundan, ah , hep !...
Hintli saresini giyer, Japon kimonosunu...
Biz...
Hukuk sistemimiz gibi pop arenbi arabesk caz karışımı...
Kot pantolon tunik şal güneş gözlüğü bir de sandalet...
KEZBAN!
Sen kendini mânen hep Paris ' te zannet !...
Nüket Belsan Taşören