Güzellik algısı ne kadar da değişiyor zamanla ! Metin Tahlilleri dersinde Çalıkuşu / TRT versiyonuna bakarken , öğrencilerim Kâmran ' dan için:
- Hah ha , bu da nasıl biri , aynı dondurmacı gibi...
Dediklerinde şaşırdım, çünkü biz ayran gönüllü olmayanlarımız bile biz , Kenan Kalav ' ı beğenirdik yani... Oysa şimdi cool olmak başka mes' ele...
Fes, şimdilerde sadece otantik dondurmacılarda kalan bir aksesuar... Nostalji böyle bir şey işte, zamanla değişenleri daha da çok fark etmek... Geçmişten uzaklaştıkça onu daha çok özlemek...
Evet ülkemizde ve dünyada pek çok şey değişiyor gelişiyor fakat değişip gelişmeyen, bizleri hiç şaşırtmayan insanlar/ gruplar da var... Beyaz Türkler meselâ : Masumiyet Müzesi dizisinde hani Kemal ' in küçük burjuvazi annesi bir davette hafif kilolu kızlara bakıp:
Bazı insanlara mini etek giymeyi yasaklayacaksın ! Demişti... Evet işte o söylem bir şaka ya da ironi değildi. Bu üst perdeden konuşmalar bakışlar, Türk aydınının kanına işlemiştir maalesef... Ne giyeceğimizi neyi giyemeyeceğimizi hangi kamusal alanda hangi etnik aksesuarları takınıp takınamayacağımızı dikte etmediler mi yıllardır? Ama yetmiyor işte, yetmiyor !!! Azıcık arzu ve istekleri dışında bir ilahi dinlesek... Depreşiyor içlerindeki minnak diktatör... Olmuyor , Kâbe ' nin hacıları derken Arap mezdeke müziği göndermesi oluyor , arz - ı endam eden kişi, huşû " ma gitmiyor vs. vs. Yaw akla ziyan hezeyanları kuruntuları cevaplamaktan yıldık artık yıldık...Misâl türban bu türban Fransız türbanı olmazzz siyasidir , otantik köylümtrak olaydı iyiydi derken yıllar yılı ; sonra tülbent beyaz ve yöresel olunca , komik olmuş olmaz demeler... Dünyada Shakira gibi evrensel müzik yapan insanların etnik otantik yerel müziklerden yararlanması takdir görürken bizden birileri yapınca ne kadar da sığ olmuş demeler... Konuyla ilgili bakınız Sinan Çetin ' in Mutlu Olun Bu Bir Emirdir kısa metrajlı filmi...
Başörtüsü serbest olmasın, eğer olursa zorlana bizim başımızı örtmeye kalkarlar dediler... Öyle olmadı olmayacak , bunu anlayınca şimdi yine biz niye eskisi gibi herkesin nerede ne giyeceğine karar veremiyoruz diye histeri krizine laik atak krizine giriyorlar... İnanılır gibi değil yıllar boyu kendini Alevi hissedene yok canım öyle olsan biz bilirdik , kendini Kürt olarak tanımlayana Kürtçe diye bir dil olsa inanın biz size söylerdik diyen kendileri değilmiş gibi...
Netekim bazı insanlar vardır, minicik çok minik mutlulukları bile çok görür hemen mahvetmeye çalışırlar onları...
Ülkede suçlar , suçlu çocuklar, galiz küfürlü şarkılar ayyuka çıkmışken neden bu kadar minik bir mutluluğumuzu al aşağı etmeye çalışırlar ki ?
Kim olarak nasıl bir hadle hiç durmadan / biteviye bize parmak sallarlar ki ?
Hem artık sizin fikrinize ihtiyacımız yok , teşekkürler diyenlere rağmen inadına...
Düşünüyorum, hayâl ediyorum istiyorum :
Kimse yerine karar vermeden hepimiz kendi namımıza kültürel mozaiğimize katkıda bulunsak patronluk taslamaktan vazgeçsek keşke...
Hem
" İnsanın özgürlüğü; istediği her şeyi yapabilmesinde değil, istemediği hiçbir şeyi yapmak zorunda olmamasındadır..." demiş ya Jean-Jacques Rousseau bırakınız Kabe ' de hacılar hu desinler , olmaz mı sizce ?
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nüket Belsan Taşören
Kabe' de Hacılar Ne Desin ?
Güzellik algısı ne kadar da değişiyor zamanla ! Metin Tahlilleri dersinde Çalıkuşu / TRT versiyonuna bakarken , öğrencilerim Kâmran ' dan için:
- Hah ha , bu da nasıl biri , aynı dondurmacı gibi...
Dediklerinde şaşırdım, çünkü biz ayran gönüllü olmayanlarımız bile biz , Kenan Kalav ' ı beğenirdik yani... Oysa şimdi cool olmak başka mes' ele...
Fes, şimdilerde sadece otantik dondurmacılarda kalan bir aksesuar... Nostalji böyle bir şey işte, zamanla değişenleri daha da çok fark etmek... Geçmişten uzaklaştıkça onu daha çok özlemek...
Evet ülkemizde ve dünyada pek çok şey değişiyor gelişiyor fakat değişip gelişmeyen, bizleri hiç şaşırtmayan insanlar/ gruplar da var... Beyaz Türkler meselâ : Masumiyet Müzesi dizisinde hani Kemal ' in küçük burjuvazi annesi bir davette hafif kilolu kızlara bakıp:
Bazı insanlara mini etek giymeyi yasaklayacaksın ! Demişti... Evet işte o söylem bir şaka ya da ironi değildi. Bu üst perdeden konuşmalar bakışlar, Türk aydınının kanına işlemiştir maalesef... Ne giyeceğimizi neyi giyemeyeceğimizi hangi kamusal alanda hangi etnik aksesuarları takınıp takınamayacağımızı dikte etmediler mi yıllardır? Ama yetmiyor işte, yetmiyor !!! Azıcık arzu ve istekleri dışında bir ilahi dinlesek... Depreşiyor içlerindeki minnak diktatör... Olmuyor , Kâbe ' nin hacıları derken Arap mezdeke müziği göndermesi oluyor , arz - ı endam eden kişi, huşû " ma gitmiyor vs. vs. Yaw akla ziyan hezeyanları kuruntuları cevaplamaktan yıldık artık yıldık...Misâl türban bu türban Fransız türbanı olmazzz siyasidir , otantik köylümtrak olaydı iyiydi derken yıllar yılı ; sonra tülbent beyaz ve yöresel olunca , komik olmuş olmaz demeler... Dünyada Shakira gibi evrensel müzik yapan insanların etnik otantik yerel müziklerden yararlanması takdir görürken bizden birileri yapınca ne kadar da sığ olmuş demeler... Konuyla ilgili bakınız Sinan Çetin ' in Mutlu Olun Bu Bir Emirdir kısa metrajlı filmi...
Başörtüsü serbest olmasın, eğer olursa zorlana bizim başımızı örtmeye kalkarlar dediler... Öyle olmadı olmayacak , bunu anlayınca şimdi yine biz niye eskisi gibi herkesin nerede ne giyeceğine karar veremiyoruz diye histeri krizine laik atak krizine giriyorlar... İnanılır gibi değil yıllar boyu kendini Alevi hissedene yok canım öyle olsan biz bilirdik , kendini Kürt olarak tanımlayana Kürtçe diye bir dil olsa inanın biz size söylerdik diyen kendileri değilmiş gibi...
Netekim bazı insanlar vardır, minicik çok minik mutlulukları bile çok görür hemen mahvetmeye çalışırlar onları...
Ülkede suçlar , suçlu çocuklar, galiz küfürlü şarkılar ayyuka çıkmışken neden bu kadar minik bir mutluluğumuzu al aşağı etmeye çalışırlar ki ?
Kim olarak nasıl bir hadle hiç durmadan / biteviye bize parmak sallarlar ki ?
Hem artık sizin fikrinize ihtiyacımız yok , teşekkürler diyenlere rağmen inadına...
Düşünüyorum, hayâl ediyorum istiyorum :
Kimse yerine karar vermeden hepimiz kendi namımıza kültürel mozaiğimize katkıda bulunsak patronluk taslamaktan vazgeçsek keşke...
Hem
" İnsanın özgürlüğü; istediği her şeyi yapabilmesinde değil, istemediği hiçbir şeyi yapmak zorunda olmamasındadır..." demiş ya Jean-Jacques Rousseau bırakınız Kabe ' de hacılar hu desinler , olmaz mı sizce ?