Yani cidden "Silahını al, isyan et, bak aynasız geliyor, kaç!" gibi ihraç temaların bizim kültürümüzde ne aradığını çok merak ediyorum... Afro-amerikan vatandaşlar haydi kölelikten geldiler , otobüste bile oturmaya hakları yoktu bir zamanlar... Kahredip acıklı acıklı bizim uzun havalar gibi makamsız/ usulsüz haykırmaları normal / doğal da... Anlamakta zorlandığım... "Köyden geldim varoşa " yansımalı şarkılar, acıyı biraz hafifletecek afyon babında işlev görmüş arabesk eliyle , bir zamanlar... Şimdi de yer yer koruyor etkinliğini... Hatta bazen entelijansiyaya dahi sirayet ederek... Onların da halktan uzak kalmak en trajik ıstırapları galiba... Ondandır "Durdurun dünyayı inecek var!" nidaları sanırım bizim Yaban 'ların... Ağlamak, ağlatmak , ağlamaklı bir ses dinlemek , kendinden bir şeyler bulmak empatinin tadı gibi bir iz bırakmış dimağlarda demek ki sosyolojik olarak... Yasakken çok daha fazla cazipmiş duyuyoruz TRT denetimlerinden mülhem tek harfe tek kelimeye takılmalar falan... Sonra... Sonra doyunca tıksırıncaya kadar serbesti; alın size deyince özel tv ve radyolar, o eski büyülü tadı kalmamış sanki... Yıllar yıllar geçmiş... Zeki Müren gibi titiz Türkçecilere tepki / etki derken ortalık hep toz duman... Gel zaman git zaman... RAP : Rhytm and poem... Müzik ve şiir... Poem şiir demek ; o kadar lise İngilizcesi biliyoruz Allah'a şükür , de... Hızlı hızlı konuşunca sert sert eleştirince şiir mi oluyor şimdi o galiz sözler? Hiç şiir görmesek inandıracaksınız... Uyuşturucuyu eşcinselliği suçu övme/ şirin göstermeye nasıl kılıf bulacaksınız? Peki... Kime neye bu tepki bu isyan ? Köyde ekip biçmeyi zor bulup şehre fabrikaya çalışmaya gelmek ; varoşta köyden daha kötü koşullarda yaşamak, kaçak yapılarda susuz elektriksiz kalmak , yasağı delip gizli gizli eski alışkanlık tavuk horoz beslemek... Topraksal yaşamdan kopamamak ama bir avuç toprağı olmamak... Bu mu isyan gerekçesi? Arada / arafta kalmak... Halbuki seçilen bir " kader " değil mi sanki yaşananlar? Öyleyse kime bu çemkiriş ? "Beni niye yarattın Allah ' ım ?" vs. Varoluşsal felsefenin en koyusu... Bence de... Keşkem köyünüzde kalsaydınız Fadime ' nin düğününde halay çekseydiniz de o şehre uydu viranelerde isyana bulaşmayaydınız iyiydi , arabesk veya rap adı altında... Lâkin pek de geç değil vakit... Avrupa ' nın şirin temiz köyleri var ya tarım- hayvancılık yapılan organik organik doğal doğal... Teşvikler de var bakın devletten... RAP 'le arabesk ' le kaderle kavga etmek yerine... Haydi gelin köyümüze geri dönelim... Rap ' i falan bırakın da... Fadime ' nin düğününde halay çekelim...
Nüket Belsan Taşören
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nüket Belsan Taşören
Harlem Rönesansı Caz Arabesk ve bizdeki rap
Yani cidden "Silahını al, isyan et, bak aynasız geliyor, kaç!" gibi ihraç temaların bizim kültürümüzde ne aradığını çok merak ediyorum...
Afro-amerikan vatandaşlar haydi kölelikten geldiler , otobüste bile oturmaya hakları yoktu bir zamanlar... Kahredip acıklı acıklı bizim uzun havalar gibi makamsız/ usulsüz haykırmaları normal / doğal da...
Anlamakta zorlandığım...
"Köyden geldim varoşa " yansımalı şarkılar, acıyı biraz hafifletecek afyon babında işlev görmüş arabesk eliyle , bir zamanlar... Şimdi de yer yer koruyor etkinliğini... Hatta bazen entelijansiyaya dahi sirayet ederek... Onların da halktan uzak kalmak en trajik ıstırapları galiba... Ondandır "Durdurun dünyayı inecek var!" nidaları sanırım bizim Yaban 'ların...
Ağlamak, ağlatmak , ağlamaklı bir ses dinlemek , kendinden bir şeyler bulmak empatinin tadı gibi bir iz bırakmış dimağlarda demek ki sosyolojik olarak...
Yasakken çok daha fazla cazipmiş duyuyoruz TRT denetimlerinden mülhem tek harfe tek kelimeye takılmalar falan... Sonra... Sonra doyunca tıksırıncaya kadar serbesti; alın size deyince özel tv ve radyolar, o eski büyülü tadı kalmamış sanki...
Yıllar yıllar geçmiş... Zeki Müren gibi titiz Türkçecilere tepki / etki derken ortalık hep toz duman...
Gel zaman git zaman...
RAP : Rhytm and poem... Müzik ve şiir...
Poem şiir demek ; o kadar lise İngilizcesi biliyoruz Allah'a şükür , de...
Hızlı hızlı konuşunca sert sert eleştirince şiir mi oluyor şimdi o galiz sözler?
Hiç şiir görmesek inandıracaksınız...
Uyuşturucuyu eşcinselliği suçu övme/ şirin göstermeye nasıl kılıf bulacaksınız?
Peki...
Kime neye bu tepki bu isyan ?
Köyde ekip biçmeyi zor bulup şehre fabrikaya çalışmaya gelmek ; varoşta köyden daha kötü koşullarda yaşamak, kaçak yapılarda susuz elektriksiz kalmak , yasağı delip gizli gizli eski alışkanlık tavuk horoz beslemek... Topraksal yaşamdan kopamamak ama bir avuç toprağı olmamak...
Bu mu isyan gerekçesi?
Arada / arafta kalmak...
Halbuki seçilen bir " kader " değil mi sanki yaşananlar?
Öyleyse kime bu çemkiriş ?
"Beni niye yarattın Allah ' ım ?" vs. Varoluşsal felsefenin en koyusu...
Bence de...
Keşkem köyünüzde kalsaydınız Fadime ' nin düğününde halay çekseydiniz de o şehre uydu viranelerde isyana bulaşmayaydınız iyiydi , arabesk veya rap adı altında...
Lâkin pek de geç değil vakit...
Avrupa ' nın şirin temiz köyleri var ya tarım- hayvancılık yapılan organik organik doğal doğal... Teşvikler de var bakın devletten...
RAP 'le arabesk ' le kaderle kavga etmek yerine...
Haydi gelin köyümüze geri dönelim...
Rap ' i falan bırakın da...
Fadime ' nin düğününde halay çekelim...
Nüket Belsan Taşören