**Bir pazar günü iki oğlumu da organize edip beni kitap fuarına götürmeniz gerekiyor çünkü çok sevdiğim bir şair geliyor konferansa demiştim... Ah benim saftirikliğim, beyhude platonik demokratikliğim... Gittik; ben ve evlatlarım dahil 13 kişi vardı salonda , kaliteli yalnızlık diye düşündüm pozitiflik olaraktan... Başımda başörtüm, sosyal barış olarak ben Edebiyat öğretmeniyim, İç Nefes ve Küs Nefes şiirilerinizi çok severim ve TRT' deki tüm belgesel ve söyleşilerinizi takip ettim , Eskişehir ve tren konulu sohbetler çok ilgimi çekti, diyecektim fotoğraf çekilirken... Kafamda kurduklarım bunlardı fakat kendimi buz gibi 68 kuşağının 70'li yıllardaki sert söylemleri ile karşı karşıya buldum... Haydar Ergülen , yandaşı belediyenin davetlisi olmaktan kuvvet ve gayret de alaraktan bizim ülkemiz gibi geri kalmış ülkelerde diyor , bizim ülkemiz gibi geri kalmış demokrasilerde diyor , bizim diktatörlerimiz, bizim olmayan özgürlüğümüz vs. vs diyor ön sıralardaki kendi gibi solcu sakallı bıyıklı solcu şairler kıs kıs gülüyor yer yer alkışlıyorlardı... Yaw diktatörle yönetilen ve az gelişmiş hangi demokrasinin resmî devlet televizyonunda muhalif yazarların hayatları eserleri fikirleri eserleri tanıtılır ki diye düşündüm içimden ve cidden kırılan umutlarımın çatırtısı eşliğinde evlatlarımı da alarak çıkmıştım salondan... Bazen gereksiz yere umutlanmak yoruyor insanı işte, kitap fuarına kadar...
** Şehitlere bakınca hepsi neden böyle, hepsi ama hepsi, niye böyle güzel diye düşünüyordum... Bir sosyal medya paylaşımında buldum cevabımı:
"Biz Türk ' üz evlat , biz kurbanlıklarımızı en güzellerden seçeriz... "
Rabbim şehitlerimizin yüzü suyu hürmetine barışımızı baki kılsın, zalimlere karşı intikamına bizleri memur eylesin... Âmin...
**Geçenlerde büyük oğlum dedi ki sen Behzat Ç . nin arabasını biliyor musun anne ? Aa hayır izlemedim hiç bilmiyorum fakat öğrencilerle konuşmak için o dizinin de yazarı olan Emrah Serbes ' in okul kütüphanesinde olan hikaye kitabını okudum , onu anlatayım istersen dedim. Dedi yok yok , arabayı bilmiyorsun işte... Hani Mesnevi ' de yüzme bilmeyen gramerci gibi gibiyim bazen... Rabbim faydasız bilgiden muhafaza buyursun hepimizi...
** İnsanın Anlam Arayışı , Victor E. Frankl ın kitabını incelerken düşündüm... Hep toplama kamplarından gaz odalarından Yahudilerin çektiği acılardan bahsetmiş... Malcolm X ' in dediği gibi "Bir şey istiyorsan biraz gürültü yapsan iyi olur." diye... İyi gürültü yapmışlar hani , film kitap falan filan olaraktan... Bazı acıların dili mi yok ne , sükutumuz çınlıyor sonsuzlukta beyhude... Küçük Ev ' in yeni versiyonunda da vardı aynı hadise , yerleşimciler bazen dönümü bir dolara bazen de ücretsiz yahud bedava toprak vaadi ile koca kıtayı talan etmişler de bir Kızılderili , ev sahibisi yani, gelen yerleşimcilerden tepki olsun diye ve biraz da onları rahatsız etmek için, bir biblo çalıyor; vay efendim ne dram ! Yok babamdan yadigardı vay efendim bu hırsızlıktı bu utanmaz arlanmazlıktı ! Olaya bizim Erzurumlu Nef ' i derdi ki olaydı :
"Dinime dahleden Müselman olsa ! "
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nüket Belsan Taşören
Günübirlik Söylemler
**Bir pazar günü iki oğlumu da organize edip beni kitap fuarına götürmeniz gerekiyor çünkü çok sevdiğim bir şair geliyor konferansa demiştim... Ah benim saftirikliğim, beyhude platonik demokratikliğim... Gittik; ben ve evlatlarım dahil 13 kişi vardı salonda , kaliteli yalnızlık diye düşündüm pozitiflik olaraktan... Başımda başörtüm, sosyal barış olarak ben Edebiyat öğretmeniyim, İç Nefes ve Küs Nefes şiirilerinizi çok severim ve TRT' deki tüm belgesel ve söyleşilerinizi takip ettim , Eskişehir ve tren konulu sohbetler çok ilgimi çekti, diyecektim fotoğraf çekilirken... Kafamda kurduklarım bunlardı fakat kendimi buz gibi 68 kuşağının 70'li yıllardaki sert söylemleri ile karşı karşıya buldum... Haydar Ergülen , yandaşı belediyenin davetlisi olmaktan kuvvet ve gayret de alaraktan bizim ülkemiz gibi geri kalmış ülkelerde diyor , bizim ülkemiz gibi geri kalmış demokrasilerde diyor , bizim diktatörlerimiz, bizim olmayan özgürlüğümüz vs. vs diyor ön sıralardaki kendi gibi solcu sakallı bıyıklı solcu şairler kıs kıs gülüyor yer yer alkışlıyorlardı... Yaw diktatörle yönetilen ve az gelişmiş hangi demokrasinin resmî devlet televizyonunda muhalif yazarların hayatları eserleri fikirleri eserleri tanıtılır ki diye düşündüm içimden ve cidden kırılan umutlarımın çatırtısı eşliğinde evlatlarımı da alarak çıkmıştım salondan... Bazen gereksiz yere umutlanmak yoruyor insanı işte, kitap fuarına kadar...
** Şehitlere bakınca hepsi neden böyle, hepsi ama hepsi, niye böyle güzel diye düşünüyordum... Bir sosyal medya paylaşımında buldum cevabımı:
"Biz Türk ' üz evlat , biz kurbanlıklarımızı en güzellerden seçeriz... "
Rabbim şehitlerimizin yüzü suyu hürmetine barışımızı baki kılsın, zalimlere karşı intikamına bizleri memur eylesin... Âmin...
**Geçenlerde büyük oğlum dedi ki sen Behzat Ç . nin arabasını biliyor musun anne ? Aa hayır izlemedim hiç bilmiyorum fakat öğrencilerle konuşmak için o dizinin de yazarı olan Emrah Serbes ' in okul kütüphanesinde olan hikaye kitabını okudum , onu anlatayım istersen dedim. Dedi yok yok , arabayı bilmiyorsun işte... Hani Mesnevi ' de yüzme bilmeyen gramerci gibi gibiyim bazen... Rabbim faydasız bilgiden muhafaza buyursun hepimizi...
** İnsanın Anlam Arayışı , Victor E. Frankl ın kitabını incelerken düşündüm... Hep toplama kamplarından gaz odalarından Yahudilerin çektiği acılardan bahsetmiş... Malcolm X ' in dediği gibi "Bir şey istiyorsan biraz gürültü yapsan iyi olur." diye... İyi gürültü yapmışlar hani , film kitap falan filan olaraktan... Bazı acıların dili mi yok ne , sükutumuz çınlıyor sonsuzlukta beyhude... Küçük Ev ' in yeni versiyonunda da vardı aynı hadise , yerleşimciler bazen dönümü bir dolara bazen de ücretsiz yahud bedava toprak vaadi ile koca kıtayı talan etmişler de bir Kızılderili , ev sahibisi yani, gelen yerleşimcilerden tepki olsun diye ve biraz da onları rahatsız etmek için, bir biblo çalıyor; vay efendim ne dram ! Yok babamdan yadigardı vay efendim bu hırsızlıktı bu utanmaz arlanmazlıktı ! Olaya bizim Erzurumlu Nef ' i derdi ki olaydı :
"Dinime dahleden Müselman olsa ! "