Dedim - Dedi - Aydur - Eyitti şiirleri vardır edebiyatta... İnsan, elbette mes ' uldur ağzından çıkanlardan...
Oğlum demişti bir aralar bana :
" Anne saftirik olduğun şuradan belli ki dedi diyorsun , der yani der, demesi olması anlamına gelmez! "
Dedi ama ne demek istedi arka planı vardır bu işlerin. Neyi diyemedi , bunları diyerek hangi zaafını ört bas etmek istedi , Pollanyacılık mı oynadı , kendini kandırmacılıkla mı oyalandı ? Vallaha bilemem , günahı herkesin kendi boynuna!
Dediler önemlidir benim için. Misal Fatih Altaylı ne dedi hep dinledim uzun uzun bugünlerde aylakım herhalde az biraz... Brokolileri kettleda haşlayıp mapısta , havan neyim bulamayıp sarımsakları cam bardak ardı ile ezip nar ekşisi bir de zeytinyağı gezdirip yiyeceği sırada tahliye haberini alışını... Girişi daha duygusal , hiç girmiyim şimdi yaprak sarma sararken kızına, doktora öğrencilerini misafir ederken bir taraftan gönüllü kültür ve gurme ateşemiz olaraktan kapısının acı acı çalınmasını... Apar topar götürülüşünü... Çıkarken tek kişilik yanları bomboş odasını hümanistlik adına ve sonraki fikir mahkumuna saygıdan klorakla ovuşunu da gardiyanların biz yaparız gidin Allasen Fatih bey lütfen diye yalvarışlarını... Hem gardiyanlar da ne demiş bir de biliyor muyuz, hiç sanmıyorum, demişler ki biz hep bilim hep bilim hep Celal Şengör, hep İlber Ortaylı izledik, siz öyle devam edinsenize! Fatih Altaylı da demiş ki içinden dümdük bu sırada böyle kutuplaşmaların olduğu ülkelerde siyasete girmeye konuşmaya gerek yok , kimseyi ikna edemezsin , en iyisi hep bilimsel şeyler yapayım ben!
Dedi yani evet bunları...
Ülkemizdeki beyin takımının normal aktivitesi olaraktan o zorlu yollardan o da geçmiş, bununla övünmese de gurur duyuyor , gurur duymasa da anlayabiliyormuş...
Bekir Develi ' den için Sumud sonrası çay istedi diye kıyameti koparanların , küçük emrahvari bir modda manda yoğurdu ajitasyonu yapıp sonra da bu Manas Destanı kadar uzun mu uzun brokoli duygusallığı hayli sarsıcı idi cidden benim için... Can tatlı di mi yani can tatlı?
Siyaset yerine bilim hovardalığının nasıl bir açıklaması olabilir? Biz yasal sınırlar içinde siyaset konuşma konusunda ciddi sorunlar yaşıyoruz hanidir , anlamına geliyor sanırım... Yoksa bilim deyince akan sular duruyor mu yoksa orada da bilim ayağına Muazzez vardı ya bir aralar , Hititler de böyleydi falan diye... Çığ gibi İlmi (ye) olan hani...
Yani böyledir bu işler, inanıyorsan hepsi aynı kaynaktan besleniyor hikayelerin birbirine benzeme sebebi bu , dersin ; yok inanmıyorsan Gılgamış Destanı tufan vs. dersin...
Dersin yani. Biz biliyoruz ki herkes inanmayacak... Dedim dedi aydur eyitti...
Bir hoş sadâ kalacak kalırsa...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nüket Belsan Taşören
Dedim Dedi
Dedim - Dedi - Aydur - Eyitti şiirleri vardır edebiyatta... İnsan, elbette mes ' uldur ağzından çıkanlardan...
Oğlum demişti bir aralar bana :
" Anne saftirik olduğun şuradan belli ki dedi diyorsun , der yani der, demesi olması anlamına gelmez! "
Dedi ama ne demek istedi arka planı vardır bu işlerin. Neyi diyemedi , bunları diyerek hangi zaafını ört bas etmek istedi , Pollanyacılık mı oynadı , kendini kandırmacılıkla mı oyalandı ? Vallaha bilemem , günahı herkesin kendi boynuna!
Dediler önemlidir benim için. Misal Fatih Altaylı ne dedi hep dinledim uzun uzun bugünlerde aylakım herhalde az biraz... Brokolileri kettleda haşlayıp mapısta , havan neyim bulamayıp sarımsakları cam bardak ardı ile ezip nar ekşisi bir de zeytinyağı gezdirip yiyeceği sırada tahliye haberini alışını... Girişi daha duygusal , hiç girmiyim şimdi yaprak sarma sararken kızına, doktora öğrencilerini misafir ederken bir taraftan gönüllü kültür ve gurme ateşemiz olaraktan kapısının acı acı çalınmasını... Apar topar götürülüşünü... Çıkarken tek kişilik yanları bomboş odasını hümanistlik adına ve sonraki fikir mahkumuna saygıdan klorakla ovuşunu da gardiyanların biz yaparız gidin Allasen Fatih bey lütfen diye yalvarışlarını... Hem gardiyanlar da ne demiş bir de biliyor muyuz, hiç sanmıyorum, demişler ki biz hep bilim hep bilim hep Celal Şengör, hep İlber Ortaylı izledik, siz öyle devam edinsenize! Fatih Altaylı da demiş ki içinden dümdük bu sırada böyle kutuplaşmaların olduğu ülkelerde siyasete girmeye konuşmaya gerek yok , kimseyi ikna edemezsin , en iyisi hep bilimsel şeyler yapayım ben!
Dedi yani evet bunları...
Ülkemizdeki beyin takımının normal aktivitesi olaraktan o zorlu yollardan o da geçmiş, bununla övünmese de gurur duyuyor , gurur duymasa da anlayabiliyormuş...
Bekir Develi ' den için Sumud sonrası çay istedi diye kıyameti koparanların , küçük emrahvari bir modda manda yoğurdu ajitasyonu yapıp sonra da bu Manas Destanı kadar uzun mu uzun brokoli duygusallığı hayli sarsıcı idi cidden benim için... Can tatlı di mi yani can tatlı?
Siyaset yerine bilim hovardalığının nasıl bir açıklaması olabilir? Biz yasal sınırlar içinde siyaset konuşma konusunda ciddi sorunlar yaşıyoruz hanidir , anlamına geliyor sanırım... Yoksa bilim deyince akan sular duruyor mu yoksa orada da bilim ayağına Muazzez vardı ya bir aralar , Hititler de böyleydi falan diye... Çığ gibi İlmi (ye) olan hani...
Yani böyledir bu işler, inanıyorsan hepsi aynı kaynaktan besleniyor hikayelerin birbirine benzeme sebebi bu , dersin ; yok inanmıyorsan Gılgamış Destanı tufan vs. dersin...
Dersin yani. Biz biliyoruz ki herkes inanmayacak... Dedim dedi aydur eyitti...
Bir hoş sadâ kalacak kalırsa...