SON DAKİKA
Hava Durumu

Fonlar, Kuzular, Kurtlar

Yazının Giriş Tarihi: 28.09.2026 21:36
Yazının Güncellenme Tarihi: 28.09.2026 21:37

KIRMIZI PAZARTESİ

Kırmızı Pazartesi, Gabriel García Márquez’in Nobel ödüllü romanı. Küçük bir Kolombiya kasabasında işlenen ve aslında herkesin önceden bildiği, fakat kimsenin engellemediği bir cinayeti anlatır.

Oysa bizim hikâyemizde her şey 2022 yılında başlamıştı.

Anormal halka arz getirileri, bir günde yapılan “ortak satışları” ve SPK’nın her hafta yayımladığı bültenin neredeyse yarısını kapsayan fon izinleri…

Piyasaya kurumsal yatırımcı hâkimdi!

Halka arza koşan küçük yatırımcılar mutlu, halka arzda hissesini satmayıp fon getirisine ortak olan patron da mutluydu.

TEFAS’a kapalı “çok özel serbest yatırım fonları”nın içine alınan hisseler, daha sonra TEFAS’a açık fonlara devrediliyor ve büyük kârlar yazılıyordu. Azınlıktaki küçük yatırımcı da bundan kendisine düşen “harçlığı” alıyordu.

Ama akıllarda deli deli sorular vardı:

Halka arzda 1 TL olan bir şirket, nasıl oluyor da bir ay içinde 10 TL’ye çıkıyordu? Mutlaka patronun atladığı bir şey vardı. Yoksa şirketini neden 1 TL’den halka arz etsin?
Değerleme şirketleri hesap hatası mı yapıyordu?
Bu fiyatlamaların arkasında gerçekten ne vardı?
Bu soruları soranlar ise getiriden nasibini almamış, “piyasa düşmanı” ilan ediliyordu.

Henüz baskının ve tacizin bugünkü kadar arttığı günler değildi bunlar.

Bu arada fon izinleri tam gaz devam ediyordu. Neredeyse her oyuncuya, her patrona bir fon kampanyası vardı.

Fakat kapalı fonlardan açık fonlara devredilen hisseler piyasadaki likiditeyi emmeye başladı.

Devredilen hisseler satılamayınca, oyunun devam etmesi için kredi gerekiyordu.

Bunun için de elde bir para piyasası fonu vardı.

Para piyasası fonundan yüksek faizle borçlan…

Getiri şehvetini körükle…

Yatırımcıyı fona çek…

Yatırımcı geldikçe müzik çalmaya devam etsin.

Takası, over-all hisseleri yarat…

Varlığı şişir…

Fon, hisseye yüzde 4.000-5.000 gibi getiriler yazsın…

Tövbe bile tutmaz!

Kuzular artık kurda emanet.

Kurt kılığına girmiş portföy yöneticilerinin anahtarları ellerinde; kuzu avındalar.

Halka arzlarla başlayan varlık değerlemeleri, “over-all” mekanizmasının da etkisiyle akılalmaz noktalara taşındı. Sanayinin millî değerlerinin yerini, finans tarihinin ironisiyle söyleyelim, “yerli ve millî finans mühendisliği” aldı.

Sonuç?

Teminat değeri bile tartışmalı, zombiden hallice şirketlerden oluşan bir çöplük.

Peki, herkes biliyor da kimse engellemiyor mu?

İddialara göre SPK’dan ceza almış fon yöneticileri fonları yönetmeye devam ediyor.

Yönetim kurulu başkanlığı yapıyor.

Şirket ortakları yatırım bankası kuruyor.

“Ne oluyor?” diye soran baskı görüyor.

Troller saldırıyor.

Bir gecede hesaplarına erişim engeli getiriliyor.

Ve herkes susuyor.

Emre Tezmen rektör oluyor, Beşiktaş yönetimine giriyor, Pusula Holding ve iştiraklerini alıyor, yönetim kurulu başkanı oluyor.

Bütün bunlar olurken TERA fonlarına 68 milyar TL para giriyor.

Ama bütün bunlar manipülasyon başlığı altında görülmüyor.

Kudret gösterisi, “millî ve yerli değerler” söylemiyle süsleniyor.

“Yahu, olmaz böyle şey” diyenler ise vatan hainliğiyle, dış mihraklarla iş birliği yapmakla suçlanıyor.

Herkes seyrediyor.

Tıpkı Kırmızı Pazartesi’ndeki gibi…

Herkes ne olacağını biliyor.

Ama kimse engellemiyor.

Aslında SPK da görüyor.

2025 yılının Ocak ayında yeni fon düzenlemesine ilişkin çalışma başlıyor. Fon tebliği hazırlanıyor. Fakat düzenleme ancak 28 Ağustos’ta yayımlanıyor.

Arada geçen yedi ayın faturası ise 500 milyar TL’lik bir yük olarak karşımıza çıkıyor.

Peki süreç neden yavaşlatıldı?

Başka bir yazının konusu…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.