SON DAKİKA
Hava Durumu

Sporun Alzheimer’ı

Yazının Giriş Tarihi: 02.02.2026 12:54
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.02.2026 12:54



Sporu bir bina olarak düşünün; temeli disiplin, kolonları ise doğru kurallar ve sağlam bir vizyondur. Ancak bu binayı inşa eden mimarlar zaman zaman değişiyor ve her gelen, önceki mimarın çizimlerini çöpe atıp, binayı sıfırdan yapmaya kalkışıyor. İşte Türk sporunun kronik ve yıkıcı hastalığı budur: Kurumsal Hafıza Kaybı.

Başarı, asla tesadüf değildir. Başarısızlık ise, ders çıkarılmamış hataların tekrarıdır. Bizim sistemimiz, maalesef ders çıkarma mekanizmasını kaybetmiş durumda.

Her Seferinde Yeniden İcat Edilen Tekerlek
Bir turnuva biter, iyi ya da kötü, sonuç ne olursa olsun fatura bir kişiye kesilir, o gider ve yerine gelen yeni yönetim, sanki dünyada spor daha önce hiç yapılmamış gibi, her şeyi en baştan keşfetmeye soyunur. Önceki dönemin başarılı olmuş tek bir programı dahi incelenmez, başarısızlığın gerçek nedenleri derinlemesine analiz edilmez.

Bu durum, kulüplerden federasyonlara kadar yaygın bir hastalıktır. Bir antrenörün uyguladığı ve sonuç veren bir altyapı stratejisi, yeni gelen antrenör tarafından derhal değiştirilir. Çünkü bizim zihniyetimizde, ötekinin başarısı kabul edilemez, “benim yöntemim” mutlak doğrudur. Bu döngü, bizi sürekli olarak yerimizde saymaya, "Rotası Sürekli Değişen Gemi" olmaya mahkum eder. Bu şekilde ne istikrar yakalanır, ne de uzun soluklu bir başarı kültürü inşa edilebilir.

Kayıp Halkalar ve Belgeleme Kültürünün İhmali
Modern spor, bilimsel verilerle yönetilir. Bir sporcunun gelişim çizgisi, sakatlık geçmişi, antrenman yükü ve fizyolojik verileri bir veritabanında saklanır. Bizim sporcularımız, ne yazık ki kağıt üzerinde ve genellikle eksik kayıtlarla ilerler.

Bir genç yeteneğin 13 yaşından A takıma çıkışına kadar hangi antrenman rejiminden geçtiği, hangi besin takviyelerini aldığı veya psikolojik test sonuçlarının ne olduğu bir sonraki antrenöre sistematik olarak aktarılmaz. Bilgi kırıntılarıyla yetinmek zorunda kalan her yeni teknik heyet, sporcunun geçmişini tam olarak bilmeden planlama yapmak zorunda kalır. Kurumsal belgeleme eksikliği genç yetenekleri erken sakatlıklara ve performansta dalgalanmalara açık hale getirir.

Tecrübe Köprüsü Neden Kurulmuyor?
Bir diğer büyük problem, sistemin tecrübeyi dışlamasıdır. Yıllarını Türk sporuna vermiş, uluslararası tecrübe edinmiş eski sporcular, antrenörler ve yöneticiler, sistemin dışına itiliyor. Onların bilgi birikimi, genç kadrolara bir mentorluk programı veya danışmanlık mekanizmasıyla aktarılmıyor.

Bu tecrübe, uluslararası turnuvalarda lojistikten mental hazırlığa kadar yapılan kritik hataların tekrar edilmesini engelleyecek en değerli kaynaktır. Ancak biz bu tecrübeyi, kişisel hırslara veya siyasi çekişmelere kurban ediyoruz. Sonuçta, her yeni yönetici, daha önce başkalarının tecrübe ettiği başarısızlıkları kendi tecrübe etmek zorunda kalıyor.

Sonuç: Hafızayı Kaybetmek, Geleceği Kaybetmektir
Spora yatırım, sadece kaslara ve tesislere yapılan bir yatırım değildir; aynı zamanda bilgiye ve tecrübeye yapılan en önemli yatırımdır. Eğer bir sistem, başarıya giden yolda geçtiği yolları, öğrendiği dersleri ve biriktirdiği veriyi koruyamıyorsa, o sistem sağlıklı kalamaz. Türk sporunun geleceği için, günü kurtarma hevesinden vazgeçip, bilgi akışını sağlayan dijital ve kurumsal mekanizmaları zorunlu hale getirmeliyiz. Sporun Alzheimer'ı iyileştirilmeden, kalıcı bir şampiyonluk ruhu yaratılamaz. Çünkü tarihini unutan, sadece bugünü yaşar ve sporda sadece bugün yaşayanlar, yarın kaybolup gitmeye mahkumdur.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.