Çoğumuz spordaki başarının sadece antrenmanlardan geldiğine inanıyoruz. Ancak acı bir gerçek var ki; antrenmanda geçirdiğiniz o altın bir - iki saat, günün geri kalan yirmi iki - yirmi üç saatindeki disiplininize muhtaçtır. Özellikle de mutfaktaki disiplininize. Antrenman bir mimari projeyse, beslenme o projenin çimentosudur. Çimentosu eksik bir bina ne kadar görkemli görünürse görünsün, ilk sarsıntıda yıkılmaya mahkumdur.
Terlemek Yetmez
Halk arasında meşhur bir yanılgı vardır: "Ben nasıl olsa spor yapıyorum, ne yesem yakarım." Bu, tıpkı deposuna kalitesiz yakıt koyduğunuz bir yarış arabasından rekor hız beklemeye benzer. Vücudunuza ihtiyacı olan gıdaları vermeyip onları sadece hırpalayarak gelişme beklemek, gerçekçi bir yaklaşım değil. Aynı zamanda beslenme; sadece kalori hesaplamak ya da tatsız tuzsuz haşlanmış tavuklara mahkum olmak da değildir. İhtiyacınız olan o yakıtı hem keyifli hem de sürdürülebilir hale getirmelisiniz.
Mutfaktaki Disiplin
Bir yemeği kurgulamakla, bir antrenman programı hazırlamak arasında büyük benzerlikler var. Her ikisi de sabır, doğru zamanlama ve kaliteli malzeme gerektirir. Sporda başarı; sadece antrenmana gitmekle değil, yorulup eve döndüğünüzde önünüze gelen tabağı iyi şekillendirmekle mümkün olur. Eğer mutfağınız antrenman programınızla aynı dili konuşmuyorsa, ilerlemeyi ancak hayallerinizde görürsünüz.
Sonuç
"Sporun %70’i beslenmedir" demek bir klişe değil, sporcu için bir zorunluluktur. Şampiyonlar sadece ringde, sahada ya da podyumda doğmaz; şampiyonlar, ocağın başında ne pişireceğine karar verirken doğar. Unutmayın; en ağır antrenmanları, mutfaktaki disiplininizden kaçarak yapamazsınız.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mert Sıdar
Mutfaktaki Antrenman
Çoğumuz spordaki başarının sadece antrenmanlardan geldiğine inanıyoruz. Ancak acı bir gerçek var ki; antrenmanda geçirdiğiniz o altın bir - iki saat, günün geri kalan yirmi iki - yirmi üç saatindeki disiplininize muhtaçtır. Özellikle de mutfaktaki disiplininize. Antrenman bir mimari projeyse, beslenme o projenin çimentosudur. Çimentosu eksik bir bina ne kadar görkemli görünürse görünsün, ilk sarsıntıda yıkılmaya mahkumdur.
Terlemek Yetmez
Halk arasında meşhur bir yanılgı vardır: "Ben nasıl olsa spor yapıyorum, ne yesem yakarım." Bu, tıpkı deposuna kalitesiz yakıt koyduğunuz bir yarış arabasından rekor hız beklemeye benzer. Vücudunuza ihtiyacı olan gıdaları vermeyip onları sadece hırpalayarak gelişme beklemek, gerçekçi bir yaklaşım değil. Aynı zamanda beslenme; sadece kalori hesaplamak ya da tatsız tuzsuz haşlanmış tavuklara mahkum olmak da değildir. İhtiyacınız olan o yakıtı hem keyifli hem de sürdürülebilir hale getirmelisiniz.
Mutfaktaki Disiplin
Bir yemeği kurgulamakla, bir antrenman programı hazırlamak arasında büyük benzerlikler var. Her ikisi de sabır, doğru zamanlama ve kaliteli malzeme gerektirir. Sporda başarı; sadece antrenmana gitmekle değil, yorulup eve döndüğünüzde önünüze gelen tabağı iyi şekillendirmekle mümkün olur. Eğer mutfağınız antrenman programınızla aynı dili konuşmuyorsa, ilerlemeyi ancak hayallerinizde görürsünüz.
Sonuç
"Sporun %70’i beslenmedir" demek bir klişe değil, sporcu için bir zorunluluktur. Şampiyonlar sadece ringde, sahada ya da podyumda doğmaz; şampiyonlar, ocağın başında ne pişireceğine karar verirken doğar. Unutmayın; en ağır antrenmanları, mutfaktaki disiplininizden kaçarak yapamazsınız.