Birkaç gündür "Atatürkçü - solcu -çağdaş - cumhuriyetçi" Türk aydın ve siyasetçi kesimi, Cumhuriyet Gazetesi yazarı MineKırıkkanat'ın eski CHP Genel Başkanı KemalKılıçdaroğlu'nu hedef alan şu ırkçı sözleriyle sarsılıyor: "Kripto kılıç artığı." Entelektüel Kırıkkanat işi iyi biliyor ya, hem "kripto" hem "kılıç artığı" diyerek hedefine çifte saldırıyor ve itibarsızlaştırıyor. Ama bu kez baltayı taşa vurdu ki, çok büyük tepki aldı ve geri adım atmak zorunda kaldı. Çünkü bu kez sadece Alevi toplumu ayağa kalkmadı, her kesimden aydın bu ırkçı söyleme karşı çıktı ve Mine Kırıkkanat'ın "ırkçı" kimliği daha net görünür oldu.
Aslında o bunu hep yaptı ama laik sosyoloji hep görmezden geldi. Yıllar yılı bu ülkenin dindar insanlarını aşağıladı, hor gördü. Ne yazı yazdığı Cumhuriyet Gazetesi ne de destek verdiği CHP bu nefret suçuna karşı çıkmadı ya da çıkmak istemedi.
Etnik veya dini kimlikler bir yana aslında "insanı" aşağılaması bile umursanmadı. İstanbul'un bir ilçesinde piknik yapan insanlara ilişkin şu nefret kusan satırlar bile "çağdaş" gazete sayfalarında yer aldı: "Don paça soyunmuşadamlar geviş getirerekyatarken, siyah çarşaflıve türbanlı, istisnasızhepsi tesettürlü kadınlarmangal yellemekte,çay demlemekte ve ayaklarındabebe sallamaktadır.Belki balık sevseler,pişirmeyi bilseler... Harthart kaşınmazlar, zatenbu kadar kısa bacaklı, bukadar uzun kollu ve kıllarla kaplı olmazlardı."
Bu utanç satırlarını yazan kadının Kürtlere bakışı da farklı değildi. Batılı, özgürlükçü görünmesine bakmayın, o görüntünün altında gerçek bir ırkçı kimlik vardı: "Kürtler, ne yazık ki'kültürel'den önce 'kriminal'bir varlık gösteriyorlar.(...) Ortaçağ zihniyetiniyıkamayan birtopluluk, ne kendilerininne de ülkenin doyuracağısayıda doğurupdoğurtarak, 'fedai nüfus'üstünlüğüyle Türkiye'yiyıkmak peşinde; aççocuk orduları terörü,mafyayı, kapkaç çetelerini besliyor yıllardır."
Herhâlde bu söyledikleri nefretini kusmaya yetmedi ki, bir de AB'ye girememenin suçunu Kürtlere yükledi: "Türkiye, AB'nin kriterlerineuyduktan sonrabile, yine bir ölçüde Kürtler yüzünden alınmıyor."
Dindarlar, Aleviler ve Kürtler, Ortaçağ karanlığı ırkçı zihniyetin hiç değişmeyen ortak gündemi.
Bugün, "Kripto kılıçartığı" sözü karşısında haklı olarak öfkelenen solcuların, Alevilerin geriye dönüp bakmaları ve "Biz bu nefretsuçu işleyenlerle nasılbir arada olduk?" diye kendilerini sorgulamaları gerekiyor.
Aslında o kadar çok Kırıkkanat var ki, onlarla gerçek bir yüzleşme yapılmadan ne toplumsal normalleşme sağlanır ne de siyasi nefret biter. Oksimoron bir durum söz konusu. Hem solcu hem ırkçı hem milliyetçi hem emperyalist Batıcı hem sevgi pıtırcıkları dağıtan hem nefret üreten bir siyasi yapı bu.
Kırıkkanat onların sadece görünür yüzü. Kılıçdaroğlu'na saldırısı da aslında ilk değil. 2023 seçimleri öncesi de operasyon kokan bir çıkış yapmıştı:
"Kılıçdaroğlu ve ekibihakkında çok kapsamlıbir dosya var. Çok canalıcı bir dosya, çok yakıcıbir dosya... Bende devar ama yandaş basınçıkaracak, öyle söylendi bana."
Onca "açıkla" denmesine rağmen hiç oralı olmadı, yazmaya devam etti. Gazetesi Cumhuriyet de "Elindedosya varsa neden açıklamıyorsun?" demedi. Büyük ihtimalle bu bir operasyondu. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Kılıçdaroğlu'nun kazanacağı fondaş medyada köpürtülünce birden çark etti ve özür diledi.
Bu yüzden bugün de özür dilemesi anlamlı değil. Çünkü ne kendisi ne de gazetesi samimi değil, olamazlar da. Kolay değil, genetikte ırkçılık varsa öyle veya böyle bir yerde nüksediyor.
Bir CHP'linin şu sözüyle bitirelim: "Kılıç artığı öylemi... İnsan artığı seni..."
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mahmut Övür
‘İnsan artığı’ Kırıkkanat’ın gerçek yüzü
Birkaç gündür "Atatürkçü - solcu - çağdaş - cumhuriyetçi" Türk aydın ve siyasetçi kesimi, Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat'ın eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu hedef alan şu ırkçı sözleriyle sarsılıyor:
"Kripto kılıç artığı." Entelektüel Kırıkkanat işi iyi biliyor ya, hem "kripto" hem "kılıç artığı" diyerek hedefine çifte saldırıyor ve itibarsızlaştırıyor. Ama bu kez baltayı taşa vurdu ki, çok büyük tepki aldı ve geri adım atmak zorunda kaldı. Çünkü bu kez sadece Alevi toplumu ayağa kalkmadı, her kesimden aydın bu ırkçı söyleme karşı çıktı ve Mine Kırıkkanat'ın "ırkçı" kimliği daha net görünür oldu.
Aslında o bunu hep yaptı ama laik sosyoloji hep görmezden geldi. Yıllar yılı bu ülkenin dindar insanlarını aşağıladı, hor gördü. Ne yazı yazdığı Cumhuriyet Gazetesi ne de destek verdiği CHP bu nefret suçuna karşı çıkmadı ya da çıkmak istemedi.
Etnik veya dini kimlikler bir yana aslında "insanı" aşağılaması bile umursanmadı. İstanbul'un bir ilçesinde piknik yapan insanlara ilişkin şu nefret kusan satırlar bile "çağdaş" gazete sayfalarında yer aldı:
"Don paça soyunmuş adamlar geviş getirerek yatarken, siyah çarşaflı ve türbanlı, istisnasız hepsi tesettürlü kadınlar mangal yellemekte, çay demlemekte ve ayaklarında bebe sallamaktadır. Belki balık sevseler, pişirmeyi bilseler... Hart hart kaşınmazlar, zaten bu kadar kısa bacaklı, bu kadar uzun kollu ve kıllarla kaplı olmazlardı."
Bu utanç satırlarını yazan kadının Kürtlere bakışı da farklı değildi. Batılı, özgürlükçü görünmesine bakmayın, o görüntünün altında gerçek bir ırkçı kimlik vardı:
"Kürtler, ne yazık ki 'kültürel'den önce 'kriminal' bir varlık gösteriyorlar. (...) Ortaçağ zihniyetini yıkamayan bir topluluk, ne kendilerinin ne de ülkenin doyuracağı sayıda doğurup doğurtarak, 'fedai nüfus' üstünlüğüyle Türkiye'yi yıkmak peşinde; aç çocuk orduları terörü, mafyayı, kapkaç çetelerini besliyor yıllardır."
Herhâlde bu söyledikleri nefretini kusmaya yetmedi ki, bir de AB'ye girememenin suçunu Kürtlere yükledi:
"Türkiye, AB'nin kriterlerine uyduktan sonra bile, yine bir ölçüde Kürtler yüzünden alınmıyor."
Dindarlar, Aleviler ve Kürtler, Ortaçağ karanlığı ırkçı zihniyetin hiç değişmeyen ortak gündemi.
Bugün, "Kripto kılıç artığı" sözü karşısında haklı olarak öfkelenen solcuların, Alevilerin geriye dönüp bakmaları ve "Biz bu nefret suçu işleyenlerle nasıl bir arada olduk?" diye kendilerini sorgulamaları gerekiyor.
Aslında o kadar çok Kırıkkanat var ki, onlarla gerçek bir yüzleşme yapılmadan ne toplumsal normalleşme sağlanır ne de siyasi nefret biter. Oksimoron bir durum söz konusu. Hem solcu hem ırkçı hem milliyetçi hem emperyalist Batıcı hem sevgi pıtırcıkları dağıtan hem nefret üreten bir siyasi yapı bu.
Kırıkkanat onların sadece görünür yüzü. Kılıçdaroğlu'na saldırısı da aslında ilk değil. 2023 seçimleri öncesi de operasyon kokan bir çıkış yapmıştı:
"Kılıçdaroğlu ve ekibi hakkında çok kapsamlı bir dosya var. Çok can alıcı bir dosya, çok yakıcı bir dosya... Bende de var ama yandaş basın çıkaracak, öyle söylendi bana."
Onca "açıkla" denmesine rağmen hiç oralı olmadı, yazmaya devam etti. Gazetesi Cumhuriyet de "Elinde dosya varsa neden açıklamıyorsun?" demedi. Büyük ihtimalle bu bir operasyondu. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Kılıçdaroğlu'nun kazanacağı fondaş medyada köpürtülünce birden çark etti ve özür diledi.
Bu yüzden bugün de özür dilemesi anlamlı değil. Çünkü ne kendisi ne de gazetesi samimi değil, olamazlar da. Kolay değil, genetikte ırkçılık varsa öyle veya böyle bir yerde nüksediyor.
Bir CHP'linin şu sözüyle bitirelim: "Kılıç artığı öyle mi... İnsan artığı seni..."