Mahalle baskısı deyince eskiden komşu teyzelerin, amcaların gelenek, görenekleri, kültürünü gençlere dayatması, yazılı olmayan bu kurallara riayet edilmediğinde kişilerin kınanması ve dışlanması olarak anlaşılırdı. Ne yazık ki artık öyle değil. Şimdi çevre ve sosyal medya kanalıyla modern ve gayri ahlaki olana eklemlenme yarışı ve baskısı olarak anlaşılıyor. Zira çocuklar ve gençler muhafazakar bir ailenin öğretileriyle giyinip mutaassıp bir yaşam tarzına sahip olsalar bile bu dikte edilen yeni akımın dışında kaldıklarında, etrafından utanmaya, ezik tavırlar sergilemeye ve en küçük bir fırsatta sahip olduğu değerlerden sıyrılıp kaçmaya çalışıyorlar.
8-9 yaşlarında askılı ve şortlu bir kız çocuğu dinlenme tesisinde tuvalet aynasında dudaklarını büzüştürerek poz verip selfi yapıyor. 4-5 yaşlarında iki kız çocuğu yine "Yaşasın Manifest kızları" diyerek ellerini çırparak dans ediyor. Bunlar artık sıkça rastladığımız görüntüler. Şimdi erkekler üzerinde de rol model olması için 6 adet eli kolu oynayabilen, dans edebilen erkek çocuğu feminen saçları ve makyajlarıyla parlatılıp hiçbir başarı, varlık emaresi göstermeden tepeden inme, cebren meşhur edildi. Nescafe sponsorluğunda isimleri duyuruluyor, diş fırçası kutularında bile yüzleri teşhir ediliyor. Anlıyoruz ki Crush da Kore müzik grupları yahut Manifest kızları gibi, çocukları ve gençleri yeniden dizayn etmek için üzerinde çalışılmış projeler. İsrail markaları ve LGBT lobilerinin ürünleriyle beslenen bu gruplar kör göze parmak sokarcasına çocukları cinsiyetsizleştirmeyi hedefliyor.
Manifest konserlerine katılan genç kızların hatta çocuklarıyla birlikte giden bazı sorumsuz yetişkinlerin bile kendinden geçercesine dans edip tezahürat yapmaları, bu grupların yaptığı müziğin ve sahne şovunun hipnoz gibi etki gücü yüksek bir mekanizma olduğunu gözler önüne seriyor. Cinsiyetsizleştirme projesi, gençler tarafından alkol ve uyuşturucunun da desteğiyle koşar adım kabul görürken "Sanatımıza mani olmayın. Eğlenmek de yasak olmasın. Neredesin ey özgürlük? İyisi mi biz Londra'ya taşınalım." feryatlarıyla sözümona sanatçılar, müritlerini mağduriyetlerine inandırmakta zorlanmıyorlar.
Peki aileler ne yapabilir? Çocuklarını bu tehlikeden koruyabilirler mi? Öncelikle sosyal medya ve Cimer aracılığıyla yetkililere sesimizi güçlü bir şekilde duyurmalıyız. İspanya gibi ülkelerin İsrail menşeli ürünlere ve organizasyonlara verdiği radikal tepkileri çoğunluğu Müslüman olan bir ülke olarak vermekten biz de çekinmemeliyiz. Siyasetçiler, belediye başkanları kalabalık seyirci toplamak için gelişigüzel sanatçıları değil belli bir duruşu, ahlaki anlayışı, misyonu olan şarkıcı ve türkücülerle organizasyonlar yapmalılar. İki gün sonra davet edilmiş olan ünlünün uyuşturucu kullandığı, depremzedeler yahut patili dostları için topladığı paraları hunharca yediği, içtiği gibi skandal haberlerin çıkma ihtimalinin olmaması elzemdir.
Bu tedbirler yeterli mi? Elbette değil. Gençlerimiz ne yazık ki rahat koşullarda açlık, yokluk, savaş görmeden büyüdükleri için bir önceki nesle göre daha şımarık ve doyumsuz. Dini eğitim ve değerlerden uzak bir şekilde tamamen dünyevi kaygılarla büyüdüyse Manifest ya da Crush gibi grupların gayri ahlaki kıyafetlerini ya da eşcinsel çağrışımlı danslarını yadırgamak bir yana çok kolay hayranlık duyup onlar gibi giyinmek ve sınırları olmadan yaşamak isteyebiliyorlar. Eğer belli ölçüler olmadan yaşamak bizim için hayırlı olsaydı Rabbimiz bizi de hayvanlar gibi kendi halimize bırakırdı. Ki onlar iradeleri, kulluk gibi yükümlülükleri olmamasına rağmen yaratılış gayelerine uygun olarak ekseriyeti görevlerini layıkıyle yapıyorlar. Fakat insan öyle değil...
Ayet-i kerimelerde haddi aşmak konusunda insanların nasıl cüretkar olabileceğini Rabbimiz bize bildiriyor.
"Arkasını dönüp gidince veya bir işin başına geçince yeryüzünde bozgunculuk yapmak, ürünleri ve nesileri yok etmek için koşturur durur. Oysa Allah, bozgunculuğu asla sevmez." (Bakara, 205)
"Çünkü siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yanaşıyorsunuz. Doğrusu siz haddi aşan (azgın) bir topluluksunuz." (Araf, 81)
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Havva Bütün Saraç
Yeni Nesil Mahalle Baskısı: Crush
Mahalle baskısı deyince eskiden komşu teyzelerin, amcaların gelenek, görenekleri, kültürünü gençlere dayatması, yazılı olmayan bu kurallara riayet edilmediğinde kişilerin kınanması ve dışlanması olarak anlaşılırdı. Ne yazık ki artık öyle değil. Şimdi çevre ve sosyal medya kanalıyla modern ve gayri ahlaki olana eklemlenme yarışı ve baskısı olarak anlaşılıyor. Zira çocuklar ve gençler muhafazakar bir ailenin öğretileriyle giyinip mutaassıp bir yaşam tarzına sahip olsalar bile bu dikte edilen yeni akımın dışında kaldıklarında, etrafından utanmaya, ezik tavırlar sergilemeye ve en küçük bir fırsatta sahip olduğu değerlerden sıyrılıp kaçmaya çalışıyorlar.
8-9 yaşlarında askılı ve şortlu bir kız çocuğu dinlenme tesisinde tuvalet aynasında dudaklarını büzüştürerek poz verip selfi yapıyor. 4-5 yaşlarında iki kız çocuğu yine "Yaşasın Manifest kızları" diyerek ellerini çırparak dans ediyor. Bunlar artık sıkça rastladığımız görüntüler. Şimdi erkekler üzerinde de rol model olması için 6 adet eli kolu oynayabilen, dans edebilen erkek çocuğu feminen saçları ve makyajlarıyla parlatılıp hiçbir başarı, varlık emaresi göstermeden tepeden inme, cebren meşhur edildi. Nescafe sponsorluğunda isimleri duyuruluyor, diş fırçası kutularında bile yüzleri teşhir ediliyor. Anlıyoruz ki Crush da Kore müzik grupları yahut Manifest kızları gibi, çocukları ve gençleri yeniden dizayn etmek için üzerinde çalışılmış projeler. İsrail markaları ve LGBT lobilerinin ürünleriyle beslenen bu gruplar kör göze parmak sokarcasına çocukları cinsiyetsizleştirmeyi hedefliyor.
Manifest konserlerine katılan genç kızların hatta çocuklarıyla birlikte giden bazı sorumsuz yetişkinlerin bile kendinden geçercesine dans edip tezahürat yapmaları, bu grupların yaptığı müziğin ve sahne şovunun hipnoz gibi etki gücü yüksek bir mekanizma olduğunu gözler önüne seriyor. Cinsiyetsizleştirme projesi, gençler tarafından alkol ve uyuşturucunun da desteğiyle koşar adım kabul görürken "Sanatımıza mani olmayın. Eğlenmek de yasak olmasın. Neredesin ey özgürlük? İyisi mi biz Londra'ya taşınalım." feryatlarıyla sözümona sanatçılar, müritlerini mağduriyetlerine inandırmakta zorlanmıyorlar.
Peki aileler ne yapabilir? Çocuklarını bu tehlikeden koruyabilirler mi? Öncelikle sosyal medya ve Cimer aracılığıyla yetkililere sesimizi güçlü bir şekilde duyurmalıyız. İspanya gibi ülkelerin İsrail menşeli ürünlere ve organizasyonlara verdiği radikal tepkileri çoğunluğu Müslüman olan bir ülke olarak vermekten biz de çekinmemeliyiz. Siyasetçiler, belediye başkanları kalabalık seyirci toplamak için gelişigüzel sanatçıları değil belli bir duruşu, ahlaki anlayışı, misyonu olan şarkıcı ve türkücülerle organizasyonlar yapmalılar. İki gün sonra davet edilmiş olan ünlünün uyuşturucu kullandığı, depremzedeler yahut patili dostları için topladığı paraları hunharca yediği, içtiği gibi skandal haberlerin çıkma ihtimalinin olmaması elzemdir.
Bu tedbirler yeterli mi? Elbette değil. Gençlerimiz ne yazık ki rahat koşullarda açlık, yokluk, savaş görmeden büyüdükleri için bir önceki nesle göre daha şımarık ve doyumsuz. Dini eğitim ve değerlerden uzak bir şekilde tamamen dünyevi kaygılarla büyüdüyse Manifest ya da Crush gibi grupların gayri ahlaki kıyafetlerini ya da eşcinsel çağrışımlı danslarını yadırgamak bir yana çok kolay hayranlık duyup onlar gibi giyinmek ve sınırları olmadan yaşamak isteyebiliyorlar. Eğer belli ölçüler olmadan yaşamak bizim için hayırlı olsaydı Rabbimiz bizi de hayvanlar gibi kendi halimize bırakırdı. Ki onlar iradeleri, kulluk gibi yükümlülükleri olmamasına rağmen yaratılış gayelerine uygun olarak ekseriyeti görevlerini layıkıyle yapıyorlar. Fakat insan öyle değil...
Ayet-i kerimelerde haddi aşmak konusunda insanların nasıl cüretkar olabileceğini Rabbimiz bize bildiriyor.
"Arkasını dönüp gidince veya bir işin başına geçince yeryüzünde bozgunculuk yapmak, ürünleri ve nesileri yok etmek için koşturur durur. Oysa Allah, bozgunculuğu asla sevmez." (Bakara, 205)
"Çünkü siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yanaşıyorsunuz. Doğrusu siz haddi aşan (azgın) bir topluluksunuz." (Araf, 81)