"24 yıldır şeriatı getirdi, getiriyor!" dedikleri hükümet okullarda bedava kitap dağıtımı dışında gözle görülür hiçbir değişime imza atmamıştı. Taki bu yıl, bu Ramazan ayında Milli Eğitim Bakanlığı, Ramazan süslemeleri ve küçük etkinliklerle çocuklara Ramazan bilinci ve farkındalık kazandırmak istediler. Dindar aileler ve çocuklar bu uygulamayı memnuniyetle karşılarken din alerjili kesimler "Cadılar bayramı da kutlansın o zaman." Laikliğe halel geldi, vah vah tüh, tepeden tırnağa her yerimiz şeriat oldu." gibi meşhur bilindik tepkilerini vermeğe devam ettiler.
Üzerine bir de popüler olan "Kabe'de hacılar hu der" ilahisiyle okullarda ritim tutan minikleri görünce katmerli laik atak geçiren teyzeler, amcalar Türkiye'yi Unicef'e mi, Avrupa Birliği'ne mi, Orhan Pambık'a ödül veren Nobel'e mi şikayet etseler bilemeyip panikten kendi etraflarında tavaf etmeğe başladılar. Oysa bu gençler "Kabe Arap'ın olsun bize Çankaya yeter." şiiriyle büyümeye endeklenmişti. Uzun saçlı, kaçak, üniversite terk, agnostik youtuberleri Diamond hergün kanalından küfürlü ağzıyla Ramazan fetvaları bile veriyordu. Böyle entel görünümlü, şişkin pazulu, donuk bakışlı, ismi yabancı, kendi beyaz Türk, laik, ateist proje fenomenler varken... "Hav hav havlar" gibi derin ve müstehcen içerik üreten popçular, repçiler varken esmer, başı takkeli, tespihli, sakallı, Ortadoğu'dan fırtlamış gibi görünen Celal Karatüre'nin ilahileri nasıl çocukların diline pelesenk olabilirdi?
Elbette popüler kültür çabuk tüketilen ürünlerle hızla yükselir ve bir anda tüketilir. Bu ilahilerle gençleri kurtardık, bu hep böyle gider diye bir zanna asla kapılmayalım. Ancak hep dertlendiğimiz bir konu vardı ki biz müziği, sinemayı, sanatı, edebiyatı, eğitimi doğru şekilde kullanamıyoruz. Nesli bozmak isteyenler teknolojiyi de sanatı da daha etkin kullanıyor diye hayıflanmaktaydık. İşte bu noktada bu ilahi bir ümit ışığı oldu. Yıllardır bir "Çağrı" dizisi daha çekemedi sinemacılar. 90'larda dinlediğimiz "Hayat, iman ve cihat" ezgileri gücünde müzik de yapamadı İslami camia.
Bugün Avrupalı gençler şaşırtıcı bir şekilde, Epsteinvari yamyamlaşmış, uyuşturucu ve fuhuş bataklığındaki medeniyetlerinden tiksinti duyup gözlerini Gazze'nin masumiyetine çevirdiler. Orta Doğu bir film gibi izlenmiş olsa da gerçeğin ta kendisiydi. Siyonist, kan emici İsrail, başta ABD ve tüm Avrupa'yı şantajla, tehditle kendilerine boyun eğdirmeyi başarmıştı. Hükümetler teslim olsalar da sağ duyulu halklar bu iğrençliğe ortak olmak istemiyordu. Avrupa şehirlerinde, caddelerinde bugün Ramazan mahyaları parlıyor, oruç tutan İngiliz, Alman, İtalyan Müslüman gençler görüyorsak bu güzelliği de mazlum Gazze'nin mücadelesine, sabrına ve sebatına borçluyuz.
Rabbim Ramazan'ı ve Kuran'ı tüm insanlık ve bilhassa gençler için uyanış, anlama ve yaşama vesilesi kılsın. (Amin...)
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Havva Bütün Saraç
Ramazanofobik Atak
"24 yıldır şeriatı getirdi, getiriyor!" dedikleri hükümet okullarda bedava kitap dağıtımı dışında gözle görülür hiçbir değişime imza atmamıştı. Taki bu yıl, bu Ramazan ayında Milli Eğitim Bakanlığı, Ramazan süslemeleri ve küçük etkinliklerle çocuklara Ramazan bilinci ve farkındalık kazandırmak istediler. Dindar aileler ve çocuklar bu uygulamayı memnuniyetle karşılarken din alerjili kesimler "Cadılar bayramı da kutlansın o zaman." Laikliğe halel geldi, vah vah tüh, tepeden tırnağa her yerimiz şeriat oldu." gibi meşhur bilindik tepkilerini vermeğe devam ettiler.
Üzerine bir de popüler olan "Kabe'de hacılar hu der" ilahisiyle okullarda ritim tutan minikleri görünce katmerli laik atak geçiren teyzeler, amcalar Türkiye'yi Unicef'e mi, Avrupa Birliği'ne mi, Orhan Pambık'a ödül veren Nobel'e mi şikayet etseler bilemeyip panikten kendi etraflarında tavaf etmeğe başladılar. Oysa bu gençler "Kabe Arap'ın olsun bize Çankaya yeter." şiiriyle büyümeye endeklenmişti. Uzun saçlı, kaçak, üniversite terk, agnostik youtuberleri Diamond hergün kanalından küfürlü ağzıyla Ramazan fetvaları bile veriyordu. Böyle entel görünümlü, şişkin pazulu, donuk bakışlı, ismi yabancı, kendi beyaz Türk, laik, ateist proje fenomenler varken... "Hav hav havlar" gibi derin ve müstehcen içerik üreten popçular, repçiler varken esmer, başı takkeli, tespihli, sakallı, Ortadoğu'dan fırtlamış gibi görünen Celal Karatüre'nin ilahileri nasıl çocukların diline pelesenk olabilirdi?
Elbette popüler kültür çabuk tüketilen ürünlerle hızla yükselir ve bir anda tüketilir. Bu ilahilerle gençleri kurtardık, bu hep böyle gider diye bir zanna asla kapılmayalım. Ancak hep dertlendiğimiz bir konu vardı ki biz müziği, sinemayı, sanatı, edebiyatı, eğitimi doğru şekilde kullanamıyoruz. Nesli bozmak isteyenler teknolojiyi de sanatı da daha etkin kullanıyor diye hayıflanmaktaydık. İşte bu noktada bu ilahi bir ümit ışığı oldu. Yıllardır bir "Çağrı" dizisi daha çekemedi sinemacılar. 90'larda dinlediğimiz "Hayat, iman ve cihat" ezgileri gücünde müzik de yapamadı İslami camia.
Bugün Avrupalı gençler şaşırtıcı bir şekilde, Epsteinvari yamyamlaşmış, uyuşturucu ve fuhuş bataklığındaki medeniyetlerinden tiksinti duyup gözlerini Gazze'nin masumiyetine çevirdiler. Orta Doğu bir film gibi izlenmiş olsa da gerçeğin ta kendisiydi. Siyonist, kan emici İsrail, başta ABD ve tüm Avrupa'yı şantajla, tehditle kendilerine boyun eğdirmeyi başarmıştı. Hükümetler teslim olsalar da sağ duyulu halklar bu iğrençliğe ortak olmak istemiyordu. Avrupa şehirlerinde, caddelerinde bugün Ramazan mahyaları parlıyor, oruç tutan İngiliz, Alman, İtalyan Müslüman gençler görüyorsak bu güzelliği de mazlum Gazze'nin mücadelesine, sabrına ve sebatına borçluyuz.
Rabbim Ramazan'ı ve Kuran'ı tüm insanlık ve bilhassa gençler için uyanış, anlama ve yaşama vesilesi kılsın. (Amin...)