SON DAKİKA
Hava Durumu

İmam-Hatip Liseleri; CHP, AK Parti ve TOMA

Yazının Giriş Tarihi: 01.06.2026 13:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.06.2026 13:02

İmam-Hatip Liseleri, bu milletin kendi değerleriyle evlat
yetiştirme arzusunun bir sonucu olarak ortaya çıktı ve halkın
muktedirlere karşı topyekûn verdiği destansı mücadelenin
sembollerinden biri oldu...
Zamanla da İmam-Hatip Liseleri sadece bir okul olmaktan öte;
aynı zamanda bir kimlik, bir aidiyet ve bir medeniyet
tasavvurunun taşıyıcı kolonlarından biri hâline geldi...
Bu yüzden de yıllarca çeşitli tartışmaların odağında yer aldı...
Kimi zaman katsayı engelleriyle önü kesilmeye çalışıldı... Kimi
zaman “gereksiz”, “fazlalık” ya da “çağ dışı” gibi ifadelerle
itibarsızlaştırılmak istendi... Kimi zaman da bu okullarda okuyan
gençler üzerinden toplum ayrıştırıldı...
Türk siyasetindeki partiler de İmam-Hatip Liselerine
seçmenlerini memnun etme refleksiyle yaklaştılar. Kimisi
“açacağız” dedi, kimisi de “siyasi hayatıma mal olsa da
kapatacağız” dedi... Kimisi ise onları kapatılan Refah Partisinin
arka bahçesi diyerek kapatmaya yeltendi...
Günümüzde ise İmam-Hatip Liselerinin hangi siyasi görüş
tarafından ne kadar sevildiği veya sevilmediğinden ziyade,

kuruluş gayesine uygun şekilde korunup korunamadığı emanete
sahip çıkılıp çıkılmadığı hususu tartışılır hâle geldi...
Biliyorsunuz Türk siyaset tarihinde yeni bir sayfa açan;
müştekinin, davalının, davacının ve şahidin tamamının CHP’li
olduğu “Butlan Davası”nda mahkemenin kararını vermesiyle
CHP bir kez daha karıştı...
Ülkenin ana muhalefet partisinde yaşanan gelişmeler, aile içi
mesele olmanın çok ötesinde doğrudan doğruya ülke meselesi
hâline geldi.
Bugün davanın hukuki boyutundan veya CHP’deki güç
mücadelesinden ziyade, yaşanan karmaşa sırasında ortaya
çıkan ve bir ucu AK Parti’ye, diğer ucu İmam-Hatip Liselerine
uzanan başka bir ayrıntıya dikkatinizi çekmek istiyorum.
CHP hakkında verilen Butlan Kararı'nın AK Parti ve İmam-Hatip
Liseleri ile ne alakası var diyebilirsiniz.
Unutmayın ki şeytan ayrıntıda saklıdır...
Ve bazen asıl hikâye, herkesin baktığı yerde değil; hafızanın
derinliklerinde gizlenir.
Mahkeme kararının ardından CHP Genel Merkezi’nde yaşanan
gelişmelerin ertesi günü İzmir’de yapılan gösteriler sırasında
ortaya çıkan bir görüntü, birçok insanı İmam-Hatiplerin bugünü
hakkında tedirgin etti.
O görüntüde, bir Polis TOMA’sının üzerine çıkan gösterici;
İmam-Hatip Liseleri ile CHP isimlerini bir kez daha yan yana
getiren bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Çünkü basına yansıyan bilgilere göre söz konusu kişinin
İstanbul Fatih Kız İmam-Hatip Lisesinde görev yapan müdür
yardımcısı olan bir idareciydi.

Bu durum birçok insanın şu soruyu sormasına neden oldu:
“Böylesine hassas bir görevde bulunan bir idareci nasıl
böyle bir görüntünün parçası hâline gelebilmişti?”
“Dillendirilen provokasyon senaryolarını da işin içine
kattığımızda, bir Kız İmam-Hatip Lisesinde görev yapan ve
TOMA’nın üzerine çıkan bir idarecinin sergilediği bu görüntünün;
okulun, öğrencilerin ve velilerin başına ne gibi çoraplar
örebileceği ihtimallerini ise düşünmek dahi istemiyorum.
Konu ile bağlantılı kamuoyunda oluşan rahatsızlığın temelinde
yalnızca bir eylem değil, temsil ettiği makam ile sergilenen
görüntü arasındaki uyumsuzluk yatmaktaydı.
Çünkü temsil, yalnızca bir kişinin değil; bir kurumun, bir
hafızanın, bir emanetin yükünü taşır.
Çünkü İmam-Hatip Liseleri ile CHP isimlerinin yan yana
anılması, toplumun önemli bir kesimi açısından hâlâ hassas bir
konudur.

Bu iki isim yan yana geldiğinde, toplumun hafızasında eski
tartışmalar, eski kavgalar ve yarım kalmış hesaplaşmalar
yeniden canlanmaktadır.
Kesintisiz eğitim uygulamalarını...
Katsayı engellerini...
Kapatma tartışmalarını...
İtibarsızlaştırma çabalarını...
Ve bunların bıraktığı izleri...
Bu nedenle yaşanan olay, ister istemez soru işaretlerini
artırmıştır.
Çünkü burada tartışılan yalnızca bir kişinin ne yaptığı değil,
yaptığı davranışın hangi kurumun hanesine yazılacağı

meselesidir.
CHP’nin eylemi İzmir’de gerçekleşmiştir.

Ancak TOMA’nın üzerine çıkan kişinin İstanbul-Fatih İmam-
Hatip okulunda idareci olarak görev yapıyor olması, olayın

etkisini daha da tartışmalı hâle getirmiştir.
Çünkü sıradan bir vatandaş ile yüzlerce öğrencinin eğitim
ortamında görev yapan bir idareci aynı kefede değildir.
Bu noktada ister istemez geçmişte yaşanan bazı olaylar da
hatırlanmaktadır.
Özellikle Karaman’daki kamuoyuna yansıyan Ensar Vakfı
bağlantılı çocuk istismarı iddiaları üzerinden yürütülen
tartışmalarda da bireysel fiiller üzerinden daha geniş kurumların
yıpratıldığı yönünde endişeler insanları ister istemez rahatsız
etti.

Çünkü algılar, olaylardan daha hızlı yayılır ve daha kalıcı izler
bırakır.

Tam da bu nedenle toplumda şu soru daha yüksek sesle
sorulmakta ve bu yöndeki endişeler daha sık dillendirilmektedir:
“İmam-Hatip Liseleri hangi anlayışa emanet edilmiştir?”
İşte tam bu noktada meselenin bir ucu AK Parti’ye
uzanmaktadır.

Bu soru yalnızca bir kişinin davranışıyla ilgili değil, aynı
zamanda bu kurumların geleceğine ilişkin duyulan hassasiyetin
de yansımasıdır.
Çünkü emaneti ehline vermek, milletin geleceğini korumaktır.

Kamuoyunda oluşan soru işaretleri ile velilerin tedirginliğinin
teskin edilip giderilebilmesi için emanete sahip çıkma
konusunda bir ihmalin ve kusurun bulunup bulunmadığı da
açıklığa kavuşturulmalıdır.
Çünkü İmam-Hatip Liseleri sıradan kurumlar olmadığı gibi Fatih
ilçesi de sıradan bir yer değildir.
Bu kurumlar milletin hafıza sandığıdır. Bu nedenle eğitim
camiasında görev yapan kişilerin seçimi, özellikle hassas
kurumlarda çok daha titiz yapılmalıdır.
Çünkü bazı görevler yalnızca mesleki yeterlilik değil; temsil
kabiliyeti ve sorumluluk bilinci de gerektirir.

Kaldı ki bugün İmam-Hatipli bir Cumhurbaşkanının görev yaptığı
ve Millî Eğitim Bakanlığı'nın bu okullara yönelik güçlü bir irade
ortaya koyduğu bir dönemde dahi böylesi tartışmaların
yaşanıyor olması da ayrıca dikkatle incelenmelidir.
Bu nedenle tartışılması gereken asıl konu yalnızca bir görüntü,
bir eylem ya da bir kişi değildir.
Asıl konu; toplumun emanet olarak gördüğü kurumların kimlere
teslim edildiği ve bu emanete ne ölçüde sahip çıkıldığı
meselesidir.
İmam-Hatip Liseleri meselesi yalnızca eğitim politikalarının
değil; milletin hafızasının, değerlerinin ve gelecek tasavvurunun
da bir parçasıdır.
Hafıza, emaneti taşır; temsil, emaneti korur; algı ise emaneti ya
yüceltir ya da yıpratır.

Bu nedenle emanetin ehline verilmesi kadar, emaneti
taşıyanların da o sorumluluğun hakkını verip vermediğinin takip
edilmesi gerekir.
Nitekim kurumların geleceğini belirleyen şey yalnızca mevzuat
veya fiziki imkânlar değil, o kurumları temsil eden insanların
ortaya koyduğu tutum ve sorumluluk bilincidir.
Aksi hâlde emaneti yanlış ellere bırakmak, partilerin taşra
teşkilatlarındaki dağınıklık gibi bir dağınıklığa ve ekonomide
yaşanan güven kaybı gibi bir çöküşe yol açar ki, bu da emanete
yapılan en büyük ihanet olur.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.