SON DAKİKA
Hava Durumu

Bayram: Gönül Raflarındaki Tozlu Hatıralar

Yazının Giriş Tarihi: 23.03.2026 11:18
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.03.2026 11:18

Bayramların atmosferi bambaşkadır.
Bayramlardaki o manevi, hasret ve vefa kokan havayı başka zaman
yakalamak ve solumak mümkün değildir.
Eş dost, akraba ve mezarlık ziyaretleri insana ister istemez birçok şeyi
yeniden hatırlatır; alır ve bambaşka bir manevi hâl ile sil baştan bir
düşünce iklimine götürür.
Mezarlık ziyaretleri ise Peygamber (SAV) “Lezzetleri yok eden ölümü
çokça hatırlayın” hadisinin ve İslam alimlerinin öğüt sözü olarak sıkça
kullandığı “Ölüm en büyük vaizdir” hatırlatmasının sessiz ve en etkili
şekilde ete kemiğe bürünmüş hâlidir. Mezarlık, sessiz bir kitap gibidir;
her taş bir satır, her isim bir hatırlatma...
Düne kadar burnundan kıl aldırmayan, “küçük dağları ben yarattım,
büyük dağlar babamdan miras kaldı” edasıyla insanlara tepeden
bakanlar bugün toprağın altında.
Düne kadar kibirle yürüyenler, gönlünün kanalizasyonundaki pisliği
ağzındaki zan ve iftira fırçasıyla herkese çalıp, iftira atıp, kendini
aklamaya çalışanlar bugün sessizlikle toprağın altında.
Veya tam tersi...
En sevdiğimiz, bizi dünyaya getiren; beleyip, besleyip büyüten anamız
babamız, evladımız, abimiz, ablamız toprağın altında. Dün bize nefes

verenler, bugün nefessizliğin koynunda...
Bayramlar hatırlatır; bayramlar özletir, bayramlar yeniden diriltir.
Tam anlamıyla “Kovanım yağma olsun...” düşüncesinin panayırı
olduğu manevi günlerdeyiz.
Bayram, gönül defterinden silinenleri yeniden yazdıran bir hatırlatma;
unutulanı hatırlatan, hatırlananı yeniden dirilten bir gönül defteridir.
Bayram, vicdanın kenarına düşülen bir dipnot; kalbin kenarına iliştirilen
bir ayraçtır. Bayram, vicdanın kenarına iliştirilen bir mühür; kalbin
kenarına asılan bir hatırlatma.
Bayram, gönül defterinin sessiz şairidir; unutulanı mısra mısra yeniden
diriltir. Bayram, kalbin en derin mısrasıdır; unutulanı yeniden dillendirir.
Bayram, rüzgârın sessizliğiyle yankılanan bir çağrı; dalgaların kıyıya
vuran hatırlatmasıdır.
Bayram, silinen satırları yeniden görünür kılan manevi bir kalem; gönlün
raflarında tozlanmış hatıraları ışığa çıkaran bir çağrıdır.
Bayram, gönül raflarındaki tozlu hatıraları ışığa çıkaran bir çağrı; bireyin
kalbini, toplumun vicdanını aynı anda dirilten sessiz bir meydan
okumadır.
Bayram, gönül defterinin en sessiz ama en kalıcı yazarıdır; hatırlamanın
bayrağıdır, unutulanı yeniden dalgalandırır.
Ve bayram, sadece bireysel bir hatırlatma değil; toplumsal bir
uyarıdır da.
Kibirle yürüyenlere, makamla sarhoş olanlara, gücü kendinden bilenlere
sessiz bir ders... Kibirle yürüyenlere sessizlik, tevazu ile yürüyenlere
huzur; makamla sarhoş olanlara ders, vefa ile yaşayanlara rahmet...
Toplumun hafızasına kazınmış bir hatırlatma: hiçbir güç bâki değildir,
hiçbir makam ebedî değildir, hiçbir nefes sonsuz değildir.
Bayram hatırlatır; çünkü hatırlamak diriltmektir.

Bayram özletir; çünkü özlemek yeniden sevmektir.
Bayram derlenip toplanmak için bir yenilenme, bir silkeleniştir.
Bayram, gönül defterinin en sessiz kalemi; hatırlamanın en gür
nefesidir.
Bayram, gönülleri birleştiren manevi bir köprü; toplumun vicdanını
uyandıran sessiz bir meydan okumadır. Bayram, gönüllere manevi
bir çağrı yaparken topluma da adalet, vefa ve tevazu hatırlatır. Bir
yandan kalpleri diriltir, diğer yandan toplumun vicdanını uyandırır.
Bayram, dün ile bugünü; bireysel hafıza ile toplumsal hafızayı,
sessizlik ile çağrıyı aynı anda buluşturan bir hatırlatma şölenidir.
Ve biz, her bayramda yeniden hatırlayan, yeniden dirilen, yeniden
kardeş olan bir toplumuz. Bayram hem bireyin hem ümmetin yeniden
doğuşudur.
Bunca vahşi saldırıya, çirkin tiyatroya, algı metotlarıyla dinamitlenmeye
çalışılan birlik ve kardeşliğimiz dimdik ayakta. İnşallah hep öyle kalacak.
Ama bir dert var ki hepimizin ortak derdi: “İslam coğrafyası
yanıyor... İşgal altında... Çaresizlik diz boyu.”
İşte burası tam da sözün bittiği yer...
Zamanında cetvelle çizilmiş sınırların ötesinde menşei ve meşrebiyle
ayrıştırılmaya çalışılsa da Peygamber (SAV) “Mümin mümine karşı bir
binanın parçaları gibidir, birbirini kenetler” mealindeki hadisleriyle
inşa ettiği inanç köprüsünden sınırsız, sualsiz gelip bam telimize vuran
acılar dalga dalga zihnimizi örseliyor.
Bayram sevinci kursağımızda düğümleniyor; karabasan gibi üstümüze
abanıyor.
İster istemez bu çaresizlik içinde her şeyin sahibi yüce Rabbimize
sığınıyor ve dilimizden şu cümleler dökülüyor: “Yâ Rabbi, bayram
gönüllerimizi dirilttiği gibi ümmetin yaralarını da sarsın, kardeşliği

yeniden inşa etsin. Derlesin, toplasın; vesile olsun... Kendine
getirsin.”
Bu duygu ve düşünceler ile Ramazan Bayramınız mübarek olsun;
gönüllere huzur, topluma hayırlara vesile kılsın...

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.