SON DAKİKA
Hava Durumu

Ağız Tadıyla İftar...

Yazının Giriş Tarihi: 09.03.2026 18:15
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.03.2026 18:16

On bir ayın sultanı mübarek Ramazan, başı rahmet, ortası
mağfiret, sonu da cehennem azabından azat olan; orucu,
mukabelesi, iftarı, sahuru, teravihi ile tövbe, arınma ve diriliş
ayıdır.
Ama ne garip bir tecellidir ki, asrımızda Ümmet-i Muhammed ‘e
mübarek Ramazanlarda bir türlü ağız tadıyla iftar etmek nasip
olmadı.

Sofralar kuruluyor, tabaklar doluyor; ama huzur, ümmetin iftar
sofrasına bir türlü oturamıyor.
Lokmalar bereketli, kalpler ise sürgünde; dualar yankılanıyor
ama göğüslerde bir sıkışma var. İftar vakti vuslatın kapısı olması
gerekirken çoğu zaman üzüntünün, kırgınlığın eşiğine
dönüşmüş vaziyette...
Eskiden toprak köy evlerindeki iftarlarda bir tabak çorbanın
yanında komşunun tebessümü, çocukların Ramazan sevincinin
sesleri eksik olmazdı. Çocukların neşesi, büyüklerin duası
sofralara dinginlik katardı. Şimdi ise o tebessümün yerini
aceleyle yutulan lokmalar, duanın yerini ise gürültü aldı.
Ümmet coğrafyasının geneline bakıldığında ise tablo çok daha
vahim ve karmaşık. Bir yanda ezanla açılan oruçlar, diğer yanda

bombaların gölgesinde açılan yaralar...
İftar vakti vuslat olması gerekirken nice şehirlerde yükselen
siren ve silah sesleri ezanı bastırıyor. Sofralar kuruluyor ama
huzur sofraya oturmuyor; çünkü ümmetin bir parçası saldırıların
gölgesinden nefes alamıyor.
Çocukların tebessümü yerine çığlıkları yankılanıyor; savaşın
gölgesinde bayram sevinci gibi değil, acı bir hatırlatma gibi
iniyor kalplere.
İftar sofraları bir nehir gibi akıyor ama suyun tadı yok. Gürültü
ve acele, sofralara sızmış iki davetsiz misafir gibi. Kalpler
sofraya oturmadan lokmalar boğaza iniyor; bereket var ama
huzur kayıp.
Çünkü “Ağız tadıyla iftar etmek,” sadece sofraların bereketiyle
değil, ümmetin huzuruyla mümkün.
Ümmetin birliği, dirliği ve Ramazan’ın mağfireti savaşın ve
işgalin gölgesini dağıttığında; bir parça nimet, bir nefes sükûnet,
bütün bir ümmetin kalbine bayram sevinci gibi inecektir. İşte o
zaman gerçek iftar, sadece mideyi değil, kalbi de doyuran bir
vuslat olacaktır.

Ama bugünkü mevcut dünya siyasetindeki konjonktür ile birlikte
ümmetin dağınıklığı ve vurdumduymazlığı nedeniyle şimdilik
pek mümkün görünmüyor.
Çünkü ABD denilen bir devlet ile, İsrail denilen bir devletçik
dünyanın başına bir karabasan gibi çökmüş durumda.
Kural yok...
Uluslararası hiçbir kanun, yaptırım yok... Olsa da hiçbiri
işlemiyor.

Bir gün Venezüella’da, bir gün İran’da, bir gün dünyanın başka
bir yerine akılları neyi hükmediyorsa oraya saldırıyor.
“Demokrasi getireceğiz” diyorlar, “o petrol bana lazım”
diyorlar veya “o topraklar bize vadedilmiş” diyorlar; saldırıyor,
yakıyor, yıkıyor, talan ediyorlar. Cılız üç beş kınama mesajı...
Onun haricinde yapılan bir şey yok. Gemisini kurtaran kaptan...
İftar sofraları bir nehir gibi akıyor; ama suyun tadı yok. Çünkü
nehir, huzurun barışın yatağından değil, emperyalizmin
gölgesinden akıyor.
Bir gün ümmet uyanıp özüne döndüğünde, o nehirde bir kırıntı
rızık, bir soluk barış, bayram sevinci gibi akacak kalplere.
Bir gün, dualar göğe yükselirken sirenler ve silahlar susacak; bir
avuç bereket, bir anlık huzur, bütün bir ümmetin kalbine bayram
sevinci gibi esecek. İşte o zaman iftar, sadece açlığı değil,
ayrılığı da bitiren bir vuslat olacaktır.
Ramazan bereketiyle sofraları donatıyor, fakat huzur sofraya
oturmuyor. Belki de gerçek iftar, sofraların değil kalplerin
birleştiği anda mümkün olacak.
O gün geldiğinde, bir dilim umut, bir damla sevinç, bütün bir
ümmetin kalbine bayram sevinci gibi inecek ve işte o zaman
ağız tadıyla iftar etmek nasip olacak.
Bugün sofralar bereketli ama huzur kayıp; yarın belki savaşın
gölgesi dağılacak. O zaman bir parça nimet, bir nefes sükûnet,
sadece mideyi değil, kalbi de doyuracak. Ve gerçek iftar,
ümmetin kalbine bayram sevinci gibi inecek.
Belki bir gün...

Sirenler susacak, sofralar huzurla dolacak. O zaman bir dilim
umut, bir damla sevinç, sadece açlığı değil, ayrılığı da bitirecek.
Ve işte o zaman, ağız tadıyla iftar etmek nasip olacak.
Ama şimdi bu topraklar yaralı, bu topraklar emperyalizmin
tehdidi altında...

Her gün milyonlarca mazlumun çığlığı yükseliyor... Daha dün
İran’da bir okulu vurdular; yüzlerce masum çocuk yaşamını
yitirdi...
Daha önce de Arakan’da, Saraybosna’da, Kosova’da,
Kafkaslarda, Şam’da, Bağdat’ta, Beyrut’ta... Milyonlarca çocuk,
sivil yaşamını yitirmişti...
Bir gün ümmet uyanacak ve zalimlerin gücü tükenecek. İşte o
gün emin olun ki çığlıklar susacak; işte o zaman iftar sofraları
gül bahçesi gibi bereketli bir vuslat olacak.
Ve ağız tadıyla iftar etmek, ümmetin ortak hafızasında bir
bayram sevinci gibi yazılacak.
Zulüm ile abat ve iktidar sahibi olmuş kimseyi, kimseleri, devlet
ve toplulukları göremezsiniz...
Hak her zaman galip gelmiştir... Allah’ın takdiriyle yine galip
gelecektir... Bu ümmet bir zamanlar “ağız tadıyla yaptığı
iftarları” emin olun yine yapacaktır...

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.