Devlet Bahçeli'den'' dönüm noktası'' çıkışı: Kerkük'te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracak

Partisinin Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Kerkük'te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracaktır. Kerkük ecdadımızın onurlu mücadelesinin bayraktarıdır. Kerkük bir daha pazarlık konusu olmayacaktır. Kerkük yaşayacaktır, bize mirastır. Türkmen iradesinin Kerkük'te yeniden görülür hale gelmesi bakımından tarihi bir dönüm noktasıdır.' ifadelerini kullandı.

Haber Giriş Tarihi: 28.04.2026 12:42
Haber Güncellenme Tarihi: 28.04.2026 12:42
hurhaber.com

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu.

Devlet Bahçeli'nin açıklamalarından satırbaşları:

Sınırlar sabit görünse de tehditler değişiyor. Siyasal fay hatları daha da derinleşiyor. Dünya sıkıntılı bir imtihandan geçmektedir, küresel sistemin sütunlarında çatlaklar belirginleşmiştir.

3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevkiye, gönüllerde ise sönmeyen bir meşaleye sahiptir.

Millet yalnızca aynı hudutlar içinde yaşayan insanların toplamı olarak anlaşılmamalıdır. Millet, aynı kaderi yüklenmiş, aynı vatanda yan yana durmayı tarih önünde iradeye dönüştürmüş, birbirinin acısına alışmış, sevincine iştirak etmiş, hafızasını müşterek hatıralarla beslemiş beşeri ve siyasi bir terkiptir.

Kökü mazide olan atiyim sözü bu milletin tarih ile istikbal arasındaki büyük yürüyüşünü tek başına anlatmaya kafidir çünkü Türk milleti mazisini geleceğe yön veren bir kudret kaynağına dönüştüren büyük bir tarih öznesidir.

3 Mayıs ülküleşmiş bir iradenin, şahsiyet kazanmış bir dava ahlakının tarih içinde görünür hale geldiği kutlu bir yolun kanla yıkanmış taşlarıdır.

Türk milliyetçileri suyu akmayan hastalıkların kol gezdiği dört duvar arasında dize getirilmek istenmiştir fakat biliyoruz ki o tabutluklarda tahakküm vardı teslimiyet yoktu, tehdit vardı tereddüt yoktu, tahrik vardı taviz yoktu, bedel vardı dönüş yoktu, baş vermek vardı baş eğmek yoktu.

Devlet ilkesinin hiçe sayıldığı, ceza muhakemesinin esasları çiğnendiği bu soruşturma süreci tarihimize kara bir facia olarak kazınmıştır.

Bu hareketin dayanağı büyük Türk milletidir.

O gün mahkeme salonlarında direnenler sadece bir fikri savunmadı, tabutluklara sığdırılmak istenen bir düşünceyi bir milletin vicdanına emanet ettiler, susmak mümkündü, geri çekilmek mümkündü fakat onlar Türk milliyetçiliğini bir tercih değil mecburiyet olarak gördüler.

Bu dava hatırlayanların değil taşıyanların davasıdır. Bu yürüyüş yorulanlarla sürmez. Yükü omuzlayanlarla devam eder. Yükümüz ağırdır ancak gönlü hala bizimle atan her kardeşimiz için soframızın yeri de bakidir.

Dün Türklüğü ve Türk milliyetçiliğini mahkum etmeye kalkışanlarla bugün MHP'ye saldıranlar aynı hamasetin, husumetin, hesaplaşma hırsının peşindedir, sonuç yine değişmeyecektir çünkü bu hareketin kökleri Türkün binlerce yıllık ülküsündedir, mazisi ülkücü şehitlerimizin aziz hatıralarıyla yazılmıştır, bu hareketin dayanağı büyük Türk milletidir.

3 Mayıs millet şuurunun taviz kabul etmeyen bir iradeye dönüşmesidir.

Milliyetçi Hareket Partisi, hedeften sapmamışların ve yoldan çıkmamışların son sığınağıdır.

Bayrağı yere düşürmeyen, ocağına sırt çevirmeyen, ülküsünü menfaatinin önüne koyan her dava arkadaşımızın yeri bellidir çünkü bu ocak sadakati unutmayanların, vefasını kaybetmeyenlerin, yükünü bu ülküden ayırmayanların ocağıdır.

"KERKÜK'TE KURULAN YENİ DÜZEN BÖLGEYE NEFES ALDIRACAKTIR"

Irak Türkmen Cephesi Başkanı'nın vali seçilmesi ve göreve başlaması tarihi acılara bir nebze merhem olmuş, Türkmen iradesinin Kerkük'te yeniden görülür hale gelmesi bakımından tarihi bir dönüm noktasıdır.

Kerkük'te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracaktır. Kerkük ecdadımızın onurlu mücadelesinin bayraktarıdır.

Kerkük'ün çilesi büyük olsa da Türkmen'in seciyesi daha büyüktür.

Kerkük'teki yangının ateşini Ankara'dan görüyoruz, Türkmenin ağıtını Ankara'dan duyuyoruz bunu da Türk olmanın, Müslüman olmanın, Selçuklu olmanın, Osmanlı olmanın, insan olmanın bir gereği olarak idrak ediyoruz.

Şehirde yükselen kardeşlik vurgusu Türkmen'i yok saymayan, Arap'ı dışlamayan, Kürt'ü ötekileştirmeyen, Süryani'yi silmeyen herkesin hukukunu taşıyan fakat Türkmen varlığını da asli ve kurucu bir hakikat olarak teslim eden bir dengenin müjdesidir.

Arzumuz Kerkük'ün Türkmen'iyle, Arap'ıyla, Kürt'üyle, Süryani'siyle Irak'ın egemenliği altında güvenli, adil ve müreffeh bir şehir olarak güçlenmesidir.

Kerkük'ten Doğu Türkistan'a, Karabağ'dan Kıbrıs'a kadar ahde vefanın adı olan bütün kardeşlerimizin yanındayız, çizgimizden sapmayız, yolumuzdan şaşmayız, hedefi şaşırmayız çünkü Milliyetçi Hareket zamana göre renk değiştirmez, konuma göre biçim değiştirmez, rüzgara göre yön değiştirmez, menfaate göre söz değiştirmez.

Kerkük'ün bizlere bir miras, Türkmen soydaşlarımızın ise sahipsiz bırakılmayacak bir emanet olduğunu, Türk milletinin de ne denli el-Emin bir millet olduğunu bir kez daha cümle aleme göstermiş olduk

"MESELE ÇARPIK, ÇIKARCI, İKİ YÜZLÜ AVRUPA ZİHNİYETİDİR"

(Von der Leyen'in) Sözleri çifte standart ve kibir göstergesidir. AB'nin açıklaması gerçeklikten kopuktur.

Mesele Ankara'nın istikameti değil Brüksel'in iki yüzlü siyasetidir, mesele Türkiye'nin duruşu değil, Türkiye'yi gerektiğinde dışlayıp gerektiğinde kullanmak isteyen çarpık, çıkarcı, iki yüzlü Avrupa zihniyetidir

Von Der Leyen'in açıklaması kaza sayılamaz. Sıradan bir söz olarak geçiştirilemez. Avrupa Türkiye'yi anlamakta arıza yaşıyor.

Avrupa kıtasının karşı karşıya bulunduğu asıl buhran, dışardaki rakiplerinden evvel kendi içindeki mana kaybıdır.

Türkiye jeopolitik düğümlerin tam ortasındadır, kilit noktasındadır.

Türkiye 'Gel' denildiğinde gelen, 'Git' denildiğinde giden bir unsur gibi görülemez, Türkiye dosttur fakat dostluğu tahrike açık bir mahiyette değildir, Türkiye ile ilişki kurmak isteyen herkes önce bu milletin onurunu, bu devletin vakarını ve bu tarihin ağırlığını hesaba katmak zorundadır

Avrupa, Türkiye'siz yapamaz. Güvenlikte, enerjide, ulaştırmada, bölgesel dengeyi kurarken yapamaz. Türkiye Avrupa'sız tarihtir, devlettir, tarihtir merkezi bir hakikattir.

Avrupa zihin altına sinmiş bu hadsizlikle yüzleşsin. Türkiye'ye karşı kurduğu dili yenilesin. Bu çağ, birbirini küçük gören merkezlerin değil, hakikati okuyabilen devletlerin çağıdır. Yeni denge arayışlarının çağıdır. Türkiye, başkalarının yazdığı senaryoda figüran olmayacaktır.