Kanserle ilişkilendirilen az bilinen dört fiziksel değişim

Kanserle ilişkilendirilen az bilinen dört fiziksel değişim, onkolog Mikkael A. Sekeres’in Washington Post’ta kaleme aldığı yazıda ele alındı.

Haber Giriş Tarihi: 03.02.2026 22:17
Haber Güncellenme Tarihi: 03.02.2026 22:17
hurhaber.com

ABD’de yayımlanan The Washington Post gazetesinde konuk yazar olarak yer alan onkolog Doktor Mikkael A. Sekeres, kanserle nadiren ilişkilendirilen ancak dikkat edilmesi gereken dört fiziksel değişimi kaleme aldı. Sekeres, her olağandışı belirtinin kanser anlamına gelmediğini vurgularken, bazı semptomlarda uzman görüşünün önemine dikkat çekti.

Sekeres’e göre kanserle en sık ilişkilendirilen belirtiler arasında memede kitle hissi, idrar yolu sorunları, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik ve kronik öksürük yer alıyor. Bu belirtiler sırasıyla meme, prostat, kolon veya rektum ile akciğer kanserleriyle ilişkilendiriliyor. Ancak altta yatan kanseri ortaya çıkarabilecek, daha az bilinen belirtiler de bulunuyor.

Alkol alımından sonra lenf bezinde ağrı

Sekeres, yıllar önce her alkol tüketiminden sonra bir ila iki gün süren göğüs ağrısı yaşayan bir hastayı değerlendirdiğini aktarıyor. Yapılan tetkiklerde hastanın akciğerlerinde büyük bir kitle saptandı ve biyopsi sonucunda Hodgkin lenfoma tanısı konuldu.

Alkol sonrası alt göğüs veya karın bölgesinde hissedilen ağrı çoğunlukla özofajit ya da gastrit gibi iyi huylu nedenlere bağlanıyor. Ancak alkol alımını takiben vücudun belirli bir bölgesinde, özellikle bir lenf bezinde ya da belin alt kısmında düzenli olarak ortaya çıkan ağrı, nadiren de olsa kanser belirtisi olabiliyor. Çalışmalara göre bu durum Hodgkin lenfoma tanısı alan kişilerin en az yüzde 5’inde görülüyor.

Hafif travmayla kemik kırılması

Yaş ilerledikçe kemik yoğunluğunun azalması sık görülen bir durum olsa da, özellikle genç yetişkinlerde çok hafif bir travmayla kemik kırılması olağan kabul edilmiyor. Bu tür “patolojik” kırıklar, kemiği zayıflatan bir kanserin göstergesi olabiliyor.

Kanserlerin yaklaşık yüzde 5’i kemiği tutarken, kemik tutulumu olan hastaların yaklaşık yüzde 8’inde patolojik kırık gelişiyor. Bu kırıkların, primer kemik kanserinden ziyade meme, akciğer, tiroit, böbrek ve prostat gibi kanserlerin kemiğe yayılması sonucu ortaya çıkma olasılığı belirgin şekilde daha yüksek. Tanı, röntgen, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans veya kemik sintigrafisi ile konulabiliyor.

Aşırı yüksek kalsiyum düzeyleri

Kanda kalsiyum seviyesinin yükselmesi paratiroit hastalıkları, hipertiroidi veya bazı ilaçlara bağlı gelişebiliyor. Ancak birinci basamak sağlık hizmetlerinde izlenen 50 binden fazla kişiyi kapsayan bir çalışmada, kalsiyum düzeyi yüksek olan bireylerin bir yıl içinde kanser tanısı alma riskinin normal seviyelere sahip olanlara göre iki katın üzerinde olduğu saptandı.

Kanser kaynaklı yüksek kalsiyum seviyeleri; böbrek taşı, kemik ağrısı, bulantı, kabızlık, ruh hali değişiklikleri ve bilişsel bozulmalar gibi semptomlara yol açabiliyor. Bu tabloya en sık bazı akciğer kanseri türleri ile meme, böbrek, mesane, over kanseri, lenfoma ve multipl miyelom neden oluyor.

Ağrılı ve şişmiş memeler veya meme başı akıntısı

Emziren kişilerde sık görülen mastit, ağrılı ve şişmiş memelere yol açabilen iyi huylu bir durum olarak biliniyor. Ancak emzirme dönemi dışında ortaya çıkan benzer şikâyetler, nadir görülen inflamatuar meme kanserinin belirtisi olabiliyor. Bu kanser türü, ABD’deki meme kanseri vakalarının yüzde 2 ila 4’ünü oluşturuyor ve hızlı başlangıçla birlikte meme derisinde “portakal kabuğu” görünümüyle seyredebilir.

Meme başı akıntılarının büyük bölümü iyi huylu nedenlere bağlı olsa da, tek memede görülen, aralıklı ve kalıcı akıntılarda altta yatan kanser olasılığı daha yüksek kabul ediliyor. Bu tür durumlarda ileri tetkik ve gerekirse biyopsi öneriliyor.

Sekeres, yeni ortaya çıkan ve açıklanamayan semptomların kaygı verici olup olmadığının değerlendirilmesi için bir sağlık uzmanına başvurulmasının önemini vurguluyor.