
İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde gerçekleştirilen toplantıda ülke genelindeki müze ve ören yerlerinde hayata geçirilecek yeni nesil dijital ziyaretçi deneyimi, akıllı biletleme sistemleri, yerli ve milli teknoloji altyapısı, veri güvenliği, dijital dönüşüm uygulamaları, müze mağazaları ve ticari alanlara ilişkin yeni yönetim modeli konularında bilgi paylaşıldı.
Toplantıda konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, imzalanan protokolün önemine ilişkin, "Yeni dönem, teknolojiyi kültürle buluşturan, ziyaretçi deneyimini merkeze alan, veri güvenliğini önceleyen, yerli altyapıya dayalı ve kamu yararını esas alan güçlü bir dönüşüm sürecidir." dedi.
Ersoy, atılan adımın yalnızca biletleme sistemi olmadığına dikkati çekerek, bunun kültürel miras yönetiminde dijital çağın ihtiyaçlarına uygun, bütünleşik ve örnek modele geçiş anlamını taşıdığını ifade etti.
- "GİŞE OPERASYONLARI, MÜZE MAĞAZALARI VE TİCARİ ALANLAR TEK ÇATI ALTINDA YÖNETİLECEK"
Yüksek ziyaretçi potansiyeline sahip yaklaşık 70 müze ve ören yerinin farklı işletme modelleriyle yönetildiğini, 118 noktadaki hizmetlerin ise Bakanlık personeli tarafından yürütüldüğünü anlatan Bakan Ersoy, "2026-2027 yıllarında açılması planlanan 28 yeni müze ve ören yeri de bu sisteme dahil edilecektir. Bu genişlemeyle birlikte mevcut 292 personelin Bakanlığımızın diğer birimlerinde istihdam edilmesi sağlanacak. Kıdem tazminatı, SGK primi ve diğer özlük haklarından yıllık yaklaşık 400 milyon lira tasarruf edilecektir. 10 yıllık süreçte bu tasarruf, yeniden değerlemeyle birlikte 8 milyar liraya ulaşacaktır." diye konuştu.
Ersoy, yeni dönemde Türkiye genelindeki 216 müze ve ören yerini kapsayan geniş ve bütüncül yapı oluşturduklarına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Artık gişe operasyonları, müze mağazaları ve ticari alanlar, tek çatı altında yönetilecek. Hizmet standardı, ülke genelinde yeknesak hale gelecek. Böylece yalnızca operasyonel bütünlük sağlanmayacak, kamu kaynaklarının daha verimli kullanıldığı yeni bir yapı da kurulmuş olacaktır. Yeni dönemde ziyaretçilerimiz, artık yalnızca bir müzeye giriş yapmayacak. Aynı zamanda teknolojiyle desteklenen çok boyutlu bir tarih ve kültür deneyimi yaşayacak. Bu adım attığımız yeni dönemde tarihi ve kültürel mirasımız, fiber altyapılar, yaygın Wi-Fi sistemleri ve 5G entegrasyonu ile bambaşka bir ziyaret sunacak."
- "SESLİ REHBER SİSTEMLERİ VE DİJİTAL ARŞİVLEME ALTYAPILARINI DA KULLANMAYA BAŞLAYACAĞIZ"
Yeni sistemle birlikte ayrıca akıllı biletleme sistemleri, çok kanallı dijital ödeme çözümleri, yapay zeka destekli veri analitiği ile AR ve VR teknolojilerinin kullanıma sunulacağını söyleyen Ersoy, "Bununla da kalmayacağız, sesli rehber sistemleri ve dijital arşivleme altyapılarını da kullanmaya başlayacağız ve akıllı ziyaretçi uygulamalarıyla müzelerimiz, yeni nesil deneyim merkezlerine dönüşecek. Ziyaretçilerimiz çok daha hızlı, kolay ve yenilikçi bir deneyime kavuşacak ve bir başka ifadeyle tarih ile teknoloji artık aynı kapıdan içeri girecektir." değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Ersoy, yeni sistemin Türk Telekom'la hayata geçirileceğini belirterek, yerli ve milli altyapıyla oluşturulacak sistem sayesinde kültürel mirasa ilişkin stratejik verilerin ülke sınırları içinde güvence altına alınacağını ve bunun yalnızca teknik değil aynı zamanda dijital bağımsızlık, kültürel egemenlik açısından da önemli bir adım olduğunu vurguladı.
- "MÜZE MAĞAZALARIMIZDA SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRAS ÖGELERİ YER ALACAK"
Müze mağazaları, kafeteryalar, satış alanları ve ziyaretçi hizmetlerine ilişkin ticari operasyonları da yeni yapı kapsamında ele aldıklarını dile getiren Mehmet Nuri Ersoy, şu bilgileri verdi:
"Protokol kapsamındaki müze mağazalarımızda geleneksel Türk el sanatları, Türk lokumu, Türk kahvesi, Türk halıcılığı, geleneksel Türk süsleme sanatları ile UNESCO Dünya Miras Listesi'ndeki somut olmayan kültürel miras ögeleri yer alacak. Bu ürünler, Bakanlığımız tarafından belgelendirilmiş somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı sanatçılarımızdan ve geleneksel el sanatları ustalarımızdan tedarik edilmek zorunda olacak. Bu adımla birlikte hem geleneksel el sanatlarımızı gelecek kuşaklara aktarmış, kültürel kimliğimizin yaşatılmasına katkı sağlamış hem de el sanatları ustalarımıza ekonomik değer oluşturarak üretimin ve istihdamın güçlenmesine önemli katkılar sunmuş olacağız. Bu çok boyutlu projemizde ayrıca Türk Telekom'un küresel pazarlama gücünden ve dijital mağazalarından yararlanılarak söz konusu ürünlerin yurt dışı satışları da yaygınlaştırılacaktır."
Ersoy, kullanım süresi devam eden MüzeKartlarda hiçbir değişiklik olmayacağını belirterek, "MüzeKart sahibi, aynı kartını kullanmaya devam edecek. Sadece kullanım süresi biten kartlarda değişime gerek olacak. Bir kolaylık daha getiriyoruz ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartlarını MüzeKart'a dönüştürerek doğrudan geçiş özelliği kazandırıyoruz. E-devlet ve mobil uygulama üzerinden kimlik tanımlama yapılacak ve vatandaşımız MüzeKart ücretini ödedikten sonra direkt sıra beklemeden kimliğini okutarak geçecek. Bu uygulama, vatandaşlarımızın kültürel mekanlarımıza erişimini son derece kolaylaştıracaktır." ifadelerini kullandı.
- "TÜRK TELEKOM'UN DÖNÜŞÜM VİZYONU YALNIZCA TEKNOLOJİYLE SINIRLI DEĞİL"
Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin, yalnızca iletişim altyapısı kuran bir şirket olmadıklarının altını çizerek, "Türkiye'nin dijital geleceğini inşa eden, teknolojiyi hayatın her alanına taşıyan ve ülkemizin kalkınma yolculuğuna katkı sunan bir kurumuz. Bugüne kadar eğitimden sağlığa, ulaşımdan üretime, tarımdan sanayiye pek çok alanda teknolojiyi yaygınlaştırdık. Sektörlerin dönüşümüne katkı sunduk, milyonlarca insanın hayatına dokunduk." diye konuştu.
Şahin, Türkiye'nin dijital omurgasını güçlendirmek için aralıksız çalıştıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:
"Türk Telekom'un dönüşüm vizyonu yalnızca teknolojiyle sınırlı değil. Biz, teknolojinin, geçmişimizi koruyan, kültürel mirasımızı geleceğe taşıyan, kültür, sanat ve turizm alanlarında toplumsal fayda üreten stratejik bir güç olduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla bugüne kadar kültür ve sanat alanında çok sayıda projeye imza attık. Telefon kütüphanesi, erişilebilir tiyatro, 5G destekli dijital sanat deneyimleri, müze ve ören yerlerinin dijitalleşmesi, bu yaklaşımımızın önemli örnekleri oldu. 81 ilimizde yüzün üzerinde müze ve ören yerinin dijital dönüşümüne katkı sunduk. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nden Rami Kütüphanesi'ne kadar 1300'ü aşkın kütüphanenin iletişim altyapısını modern ağlarla destekledik."
Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) de dijital dönüşümünde önemli rol üstlendiklerini belirten Şahin, "Bakanlığımızın himayelerinde düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivallerinin ana destekçisi olduk. Tüm bu çalışmalar, Türk Telekom'un kültür ve sanat alanındaki birikimini ortaya koyuyor. Bugün imzalayacağımız protokol de bu birikimi çok daha ileri bir noktaya taşıyor." dedi.
- "GÜÇLÜ BİR DİJİTAL KÜLTÜR ALTYAPISI KURUYORUZ"
Şahin, müze ve ören yerleri için bütüncül dijital dönüşüm modelinin hayata geçirilmesine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
"Kültürel miras alanlarımızı ortak bir dijital omurga üzerinde buluşturacak güçlü bir dijital kültür altyapısı kuruyoruz. Bu protokol kapsamında müze ve ören yerlerimizin uçtan uca dijital dönüşüm sağlayıcısı olacağız. Biletleme hizmetlerinden satış kanallarına, ticari alanlardan otoparklara, kafeteryalardan geleneksel el sanatları mağazalarına kadar ziyaretçi deneyimini etkileyen pek çok alanı dijitalleştireceğiz. Bu dönüşümü, fiber altyapı, siber güvenlik, veri merkezi, bulut, akıllı biletleme, ödeme sistemleri, veri analitiği ve yapay zeka kabiliyetlerimizle entegre biçimde hayata geçireceğiz. Böylece müze ve ören yerlerimizin dijital deneyimini ve operasyonel yönetimini tek bir bütünsel yapı altında güçlendireceğiz."
Çalışmanın yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren bir proje değil Türkiye'nin kültür ve turizm alanındaki dijital geleceğine yapılan uzun vadeli ve stratejik yatırım olduğunu vurgulayan Şahin, "Türkiye, dünyanın en önemli turizm destinasyonlarından biri. Müze ve ören yerlerimiz ise bu büyük potansiyelin en değerli vitrinleri arasında yer alıyor. Bu nedenle burada kurulacak her dijital sistem, Türkiye'nin dünyaya açılan yüzünü güçlendiren önemli bir adımdır." dedi.
Ebubekir Şahin, kurulacak dijital kültür altyapısıyla kültür ve turizm verilerinin Türkiye'de güvenli şekilde saklanacağını belirterek, verilerin yerli teknoloji ve iş gücüyle yönetileceğini, böylece hem veri egemenliğinin güçleneceğini hem de ekonomik katkı sağlanacağını sözlerine ekledi.