
Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan lojistik ve demir yolu mutabakatları bölgesel bağlantısallık ve ticaret koridorları açısından olası sonuçlarını şimdiden göstermeye başladı.
Ortadoğu'da yeni bir jeoekonomik oyun oynandığını yazan Yunan basını, Türkiye'nin yeni bir kara koridoru planının İsrail'de endişelere yol açtığı vurgulandı.
Haberde, "Türkiye-Suriye-Ürdün-Suudi Arabistan (Umman) demir yolu hattı projesi Tel Aviv'in desteklediği ve İsrail altyapısının önemli bir rol oynadığı, Hindistan, Orta Doğu ve Avrupa'yı birbirine bağlamayı öngören IMEC koridoruna rekabetçi bir alternatif olarak ortaya çıkabilir" denildi.
Hürmüz Boğazı ve Bab el-Mandeb gibi kritik deniz geçitlerinde tekrarlanan krizler nedeniyle alternatif rotaların önem kazandığına dikkat çeken Yunan basını, "Bu ortamda, Körfez'den Avrupa'ya uzanan bir kara koridoru, tedarik zincirlerinde daha fazla istikrar, ürünlerin daha hızlı taşınması ve denizdeki krizlere daha az maruz kalma imkanı sağlayabilir. Türkiye ile Suudi Arabistan arasında demiryolu ve lojistik sektörlerinde iş birliğine yönelik iki mutabakat zaptının imzalanmasının ardından bu girişim yeni bir ivme kazandı." ifadelerini kullandı.
İsrail'in endişesinin tesadüfi olmadığını belirten Yunan basını, "İsrail'in de desteklediği IMEC koridoru, Hindistan'ı Körfez'e, oradan Ürdün ve İsrail'e ve oradan da Akdeniz üzerinden Avrupa'ya bağlamayı öngörüyor. Bu senaryoda, İsrail toprakları ve özellikle Hayfa limanı hayati bir önem kazanıyor. Ancak, Suriye ve Ürdün üzerinden geçecek alternatif bir Türk-Suudi koridoru hayata geçirilirse, İsrail Asya ve Avrupa arasında bir ticaret köprüsü olarak stratejik rolünün bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilir. İsrail'i bypass etmenin sadece ekonomik bir boyutu yok. Aynı zamanda siyasi bir önemi de var, çünkü bu durum Tel Aviv'in yeni bölgesel bağlantı zincirlerindeki etkisini azaltabilir" değerlendirmesinde bulundu.
Bu projenin Türkiye için büyük stratejik bir öneme sahip olduğu belirtilen haberde, "Ankara uzun zamandır Asya, Avrupa ve Orta Doğu'yu birbirine bağlayan bir merkez olmayı hedefliyor. Körfez'den Avrupa'ya Türk topraklarından geçecek bir koridor, bu hedefi güçlendirecek ve Türkiye'ye ticaret, enerji ve ulaştırmada kilit bir rol kazandıracaktır.
Aynı zamanda, bu proje, bölgesel dengelerin yeniden düzenlendiği bir dönemde Türkiye'nin Suriye, Ürdün ve Körfez ülkelerindeki nüfuzunu genişletmesine olanak tanıyor" denildi.