
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da düzenlenen ve bölgesel son gelişmelerin ele alındığı toplantıya katıldı.
Bakan Fidan toplantı hakkında aralarında Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak'ın da bulunduğu gazetecilerin sorularını cevapladı, değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Fidan şu ifadeleri kullandı:
GENEL DEĞERLENDİRME
Bu savaşı bütün dünya canlı izliyor. Peki görülmeyen ne? Görülmeyen, perde gerisinde olup bitenler. Savaşın fiziki hali esas itibarıyla herkesin gözü önünde oluyor. Şimdi bizim baştan beri ortaya koyduğumuz, barışı önceleyen tavır maalesef uygulanamaz hale getirildi ve bu savaş kaçınılmaz hale geldi bir noktada. Ama bu bizim moralimizi bozmuyor, tekrar diplomatik yollara devam etmemiz lazım, çabalara devam etmemiz lazım. Zaten bunun için buradayız; her bir kötü durumun, her bir kötü senaryonun daha kötüsü de var, her bir iyi durumun daha iyisi de var. Yani biz savaş olduğu için iyi bir yerde değiliz tabii ki ama bu daha kötüye de gidebilir. Bu kötüye gidişi bizim engellememiz gerekiyor, coğrafya olarak yaygınlaşmasını engellememiz lazım... Şu anda o noktadayız.
ABD'nin an itibarıyla deklare ettiği bir takvim yok, sadece "yakın" demekle yetiniyorlar. Hangi türden askeri hedefler ortadan kalkacak, bunun netleşmesi gerekiyor. Genel bir tarif ortaya koyuyorlar. Tabii bu arada İran'ın da ortaya koyduğu bir retorik var, söylem var. Ona da baktığımız zaman, yani bir önceki statükoya dönmek istemediklerini açıkça görüyorsunuz. Sonuçta bu savaş durduğu zaman bizim bir yeni bölge düzenine açıkçası ihtiyacımız olacak. Ama bu kimin lehine, nasıl olacak, nerede olacak? Ona bakmamız gerekir.
RİYAD'DAKİ TOPLANTI
Toplantı esas itibarıyla bizim de önceden teklifini yaptığımız bir toplantı. Suudi Arabistan birkaç ülkeyle istişare ederken artık bölge ülkelerinin bir an önce bir araya gelip bir durum değerlendirmesi yapmaya ihtiyacı var. Bir araya gelmemiz önemli. En azından bir durum değerlendirmesi yapılması gerekiyor.
ÖNCEKİ MÜZAKERELER
Bizim dediğimiz konfigürasyon olsaydı, diğer ülkelerle beraber, olay başka bir istikamete gidebilirdi. Biz şunu görmüştük: Savaşa doğru gidiliyor, taraflar hazırlanıyor. Bunu durdurmanın yolu daha farklı bir formatta ve daha ciddi bir formatta gitmekti. Ama maalesef olmadı, Biz dost ülke olarak, komşu ülke olarak elimizdeki en iyi tavsiyeyi yaptık. Bence bu fırsat denenmeliydi.
BÖLGENİN GELECEĞİ
Bölge birçok riske açık hale geliyor. Bölgede daha istikrarlı, herkesin güvenliğine ve egemenliğine, toprak bütünlüğüne hizmet eden bir düzen kurulmasının arayışı gerekiyor. Bunun soruları da bize ait olmalı, cevapları da bize ait olmalı, uygulamalar da bize ait olmalı. Bölge ülkeleri olarak bunu yapabilmeliyiz artık. Ben bu kapasitenin olduğunu düşünüyorum. Ama burada çok yoğun bir çabaya ve çalışmaya ihtiyaç var.
Bu krizden sonra bölge ülkelerinin kendi savunmalarına daha fazla yatırım yapmalarını beklememiz gerekecek. Bölge ülkeleri kendi savunma sanayilerini güçlendirmesi, işbirliklerini artırmaları, buna yönelik bir çaba içine girmeleri normal, bu beklenen bir şey.
Burada biraz yaratıcı yöntemler bulmak gerekiyor. Olayın güvenlikle ilgili kısmı, dayanışması. Bununla beraber ekonomik ve diğer alanlar da.
Biz her zaman söylüyoruz. İsrail Devleti bu coğrafyada var. 1967 sınırlarına çekilmiş, Filistin Devleti'nin olmasına müsaade eden, onunla yan yana yaşama konusunda bir problemi olmayan İsrail'in de bölge ekonomileriyle beraber olmasında bir şey yok. Ama siz Gazze'de zulmü devam ettirir, Batı Şeria'yı ilhakı devam ettirir, bölgede yayılmacı politikaları devam ettirirseniz, bölgenin bir partneri değil hasmı olursunuz ister istemez. Bu politika onlara bağlı, bölgedeki ülkelere değil.
ARABULUCULUK
Şimdi burada bizim durduğumuz yerden getirdiğimiz teklifler aslında bir istikrar arayışı, herkesin menfaatine olan. Ama tarafların arasında istikrardan ziyade bir kazancı, bir zaferi, bir dominasyonu önceleyen bakış açıları olduğu zaman bu başka bir noktaya gidiyor. Bu sefer konuşma, konuşmuş olmak için yapılıyor. Ana gündemi daha da farklı şekilde ilerletmek için yapılıyor. Biz o konuda yorumlar alıyoruz.
Bizim vurguladığımız iki husus var. Birincisi gerçekten konuya odaklanarak sahici, doğru, profesyonel tespiti yapmak, verilere dayalı. İkincisi de çizgimizi hiç değiştirmeden hani güçlü bir ülke olmaya devam ederek yapıcı bir etki kullanmak. Çünkü bizim şimdi teşhislerimiz de kıymetli, tekliflerimiz de kıymetli.
GAZZE/LÜBNAN
Gazze Barış Planı'nın hayata geçirilmesi için Barış Kurulu'nda varız. Birinci önceliğimiz Gazzelilerin Gazze'den sürülmesini önlemek. Ayrıca insani yardım gelmesi lazım, yaşam şartlarının normalleşmesi lazım, devam etmesi lazım. Ama tabii Barış Kurulu bir illüzyon oluşturmamalı. Bu kuruldu sorunların hepsi çözülecek diye bir şey yok.
Lübnan'daki temel sıkıntı, İsrail'in Hizbullah'ın ortadan kalkmasını istemesi, bunu da Lübnan Hükümeti'nden talep etmesi. "Lübnan Hükümeti bunu yapsın, yapmıyorsa biz gelelim yapalım." Şimdi Lübnan Hükümeti'nin bunu yapması demek iç savaş demek.
FÜZE
Tabii ki mevcut tespitler bunların İran'dan geldiği yönünde. Bunun lokasyon tespitleri de var ama İranlılar bunu en yüksek ağızdan reddediyorlar. Biz böyle bir talimat vermedik diyorlar. Teknik çalışmalar oldu, teknik temaslar oldu. Tahran'da bilgi verdiler. Biz de elimizdeki tespitleri paylaştık.