
Ailenin avukatı Abdurrahman Karabulut, otopsi raporlarında Rocuronium ve Ornidazole tespit edildiğini belirterek Roküronyumun yarılanma ömrü nedeniyle haftalar önce gerçekleştirilen ameliyatla açıklanamayacağını savundu. Karabulut, Kabaiş’e ölümünden önce ilaç verilerek solunumunun felç edildiğini öne sürdü.
Adli Tıp Kurumu uzmanlarının değerlendirmesinde ise Rojin Kabaiş’e 11 Eylül 2024 tarihinde geçirdiği ameliyat sırasında Roküronyum etken maddesinin anestezi kapsamında uygulandığı belirtildi. Maddenin vücutta tespit edilmesinin Kabaiş’in tıbbi geçmişiyle uyumlu olduğu kaydedildi.
Değerlendirmede Roküronyumun tıbben yaklaşık iki ay süreyle vücutta tespit edilebildiği ifade edildi. Kabaiş’in söz konusu ameliyatı ölümünden yaklaşık bir ay önce geçirdiğine dikkat çekildi.
Ornidazol enfeksiyon tedavisinde kullanılıyor
Otopsi kapsamında tespit edildiği belirtilen diğer etken madde Ornidazolün ise enfeksiyonların tedavisinde kullanılan bir ilaç etken maddesi olduğu aktarıldı.
Toksikolojik incelemelerde araştırılan toksik maddelere rastlanmadığı belirtildi. Tespit edilen alkol seviyesinin tek başına ölüme yol açabilecek düzeyde olmadığı ve çürüme sürecine bağlı meydana geldiğinin değerlendirildiği kaydedildi.
Mevcut toksikolojik bulgular kapsamında Rojin Kabaiş’in zehirlenerek öldüğünü gösteren tıbbi bir delil bulunmadığı ifade edildi.
Travmatik ölüme ilişkin tıbbi bulgu saptanmadı
Adli değerlendirmede Kabaiş’in cilt bütünlüğünün korunduğu, kafa, göğüs ve karın boşluğuna ulaşan herhangi bir yaralanmanın bulunmadığı belirtildi.
Kafatası kırığı, kafa içi kanama, beyin dokusu harabiyeti, iç organ veya büyük damar yaralanması tespit edilmediği kaydedildi. Mevcut veriler kapsamında travmatik bir etki sonucu ölüm gerçekleştiğini gösteren tıbbi delil bulunmadığı ifade edildi.
Tıbbi kayıtlar ameliyatı işaret ediyor
Roküronyumun Kabaiş’e 11 Eylül 2024’te gerçekleştirilen ameliyat sırasında verildiğinin tıbbi kayıtlarla ortaya konulduğu belirtildi. Ornidazolün ise tedavide kullanılan bir ilaç etken maddesi olduğu aktarıldı.
Adli Tıp Kurumu uzmanlarının değerlendirmesine göre mevcut toksikolojik bulgular zehirlenmeye işaret etmiyor. Ölümle ilgili soruşturma kapsamında elde edilen adli ve tıbbi verilerin değerlendirilmesi sürüyor.