
Suriye'nin Halep kentindeki çatışmalar Türkiye tarafından yakından takip edilmektedir.
Kentte meydana gelen çatışmalar, PKK/YPG'nin işgali altındaki son mahallenin kurtarılmasıyla kısmen sona ererken, güvenlik yetkililerinden yeni açıklamalar geldi.
Açıklamada, Suriye hükümetinin, 10 Mart Mutabakatı çerçevesinde, PKK/YPG'nin Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini çatışmasız şekilde terk etmesi için 10 aydır çeşitli seviyelerde siyasi görüşmeler yürüttüğü hatırlatıldı.
Milli İstihbarat Teşkilatı'nın, sivillerin zarar görmemesi için yürüttüğü uzlaşı çabalarının PKK tarafından engellendiği belirtildi. PKK'nın bu olayları Kürtlere yönelik bir saldırı olarak göstermeye çalıştığı, olan bitenin terör örgütünün Kürt halkının güvenliğini önemsemediği şeklinde değerlendirildi.
Açıklamada, "Suriye ordusu, Kandil'in 'çatışın' talimatına rağmen sivil hassasiyetini korumuştur. PKK'nın uzlaşı yerine çatışmayı yeğlemesi sonucunda, tüm kayıpların sorumluluğu Kandil'e aittir." denildi.
Bölgede yaşananların PKK'nın ileri sürdüğü gibi bir Arap-Kürt çatışması olmadığı, çatışmaların ana nedeninin PKK'nın Suriye'nin geleceğini ve kaynaklarını istismar etme çabası olduğu ifade edildi.
Tüm bu olaylara rağmen Terörsüz Türkiye sürecinin devam ettiği ve bölgedeki olayların bu süreci engellemeyeceğine dikkat çekildi.
Güvenlik birimlerinden yapılan açıklamalar şu şekilde: "Suriye hükümeti, 10 Mart Mutabakatı çerçevesinde, PKK/YPG'nin Halep'teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini çatışmasız şekilde terk etmesi amacıyla yaklaşık 10 aydan bu yana farklı seviyelerde siyasi müzakereler gerçekleştirmiştir.
Örgüt, bu süreçte masada zaman kazanmayı hedeflemiş, sahada ise Halep şehir merkezine yönelik saldırılarıyla bölgeyi istikrarsızlaştırmak ve sivilleri tehdit etmekte devam etmiştir.
Halep'teki bu ayrışma sadece bölgenin güvenlik ve istikrarına değil, ekonomik kalkınmasına da ciddi bir tehdit oluşturmuştur.
Bölgedeki PKK/YPG unsurlarının Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı kontrol noktalarına son saldırıları ile 05 Ocak 2026 itibariyle bölgedeki gerilim yeniden tırmanmıştır.
Çatışmalar sonrasında Suriye Savunma Bakanlığı tarafından, PKK/YPG'nin Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çıkarılması için 05 Ocak 2026 itibarıyla sınırlı bir operasyon planlanmıştır.
Operasyonun planlanması ve icrası sırasında bölgede yaşayan Kürtler dahil tüm Suriyelilerin zarar görmemesi öncelikli tutulmuştur. Sivil kayıpların önlenmesi için azami çaba gösterilmiştir.
Bu çabaların bir parçası olarak SDG tarafıyla çeşitli kanallardan iletişim kurulmuştur. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed ve bazı kişiler uzlaşıya açık bir tutum sergilemiştir.
Harekâtın ilk aşamalarında Şeyh Maksud'un dış mahalleleri ciddi bir çatışma olmaksızın YPG unsurlarından temizlenmiştir. Ancak Eşrefiye mahallesi boşaltıldıktan, Şeyh Maksud mahallesi ise kuşatıldıktan sonra Kandil yönetiminden bölgedeki unsurlarına "kalın ve savaşın" talimatı geldiği görülmüştür.
Suriye ordusu, Kandil'in "çatışın" talimatına rağmen sivil hassasiyetini korumuştur. PKK'nın uzlaşı yerine çatışmayı esas alması neticesinde, tüm kayıpların sorumluluğu Kandil'e aittir.
PKK, Kürt yerleşimlerinde yaşayan insanları canlı kalkan ve atış noktaları olarak kullanarak, sivillerin can ve mal güvenliğini tehlikeye atmayı sürdürmektedir. Suriye ordusunun Şeyh Maksud’un tamamında kontrol sağlamış olmasına rağmen hastane ve çevresindeki bazı binalara yerleşen PKK kadroları, hasta ve yaralıların da hayatını tehlikeye atmaktadır.
Suriye ordusunun sivil kaybını önleme çabaları, PKK'nın hastaneye yerleşmesinin ana nedenidir.
PKK'nın bölgede bulunan tüneller aracılığıyla gizlendikleri noktalardan yaptığı keskin nişancı ateşleri sonucu birçok Suriye güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiştir.
Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, olayların başladığı ilk andan itibaren uzlaşı ve diyalog yoluyla çatışmaların sona erdirilmesi için yoğun çaba sarf etmiştir. Sivillerin zarar görmeden bölgeden ayrılmasını sağlamak amacıyla oluşturulmaya çalışılan uzlaşı, PKK tarafından engellenmiştir.
PKK, bölgede yaşananları Kürt halkına yönelik etnik bir saldırı olarak göstermeye çalışmaktadır. Yaşanan bu olaylar, silahlı bir terör örgütünün kendi çıkarları doğrultusunda temsil ettiği iddiasında bulunduğu Kürt halkının güvenliğini hiçe saymaya devam ettiğini göstermektedir.
Bölgede yaşananlar, PKK'nın iddia ettiği gibi bir Arap-Kürt çatışması değildir. Çatışmaların ana nedeni, PKK'nın Suriye'nin geleceğini ve kaynaklarını sömürme çabasıdır.
PKK'nın SDG üzerindeki baskısı da Suriye'de siyasi bir uzlaşı zeminine zarar vermektedir.
Kürt halkı Suriye'nin bir parçası ve asli unsurudur. Rejimin yıkılmasından sonra Suriye'de etnik ve dini temelli ayrımcı politikalar terk edilmiştir. Buradaki temel hedef, Suriye'deki tüm unsurların katılımıyla oluşturulacak bir uzlaşı zemininde ortak bir gelecek kurulmasını sağlamaktır.
Yaşanan tüm bu gelişmelere rağmen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde başlayan Terörsüz Türkiye süreci devam etmekte olup, bu olaylar sürecin ilerleyişine engel teşkil etmeyecektir."