Türkiye'nin savaş konsepti İsrail'in hesaplarını bozdu: TB3'ten kaçamayız

Türkiye'nin İHA'larla karada geliştirdiği yaklaşımı denizlere de taşıdığını yazan İsrail basını, TB3'ün denizaltı savunma harbindeki rolüne dikkat çekti. TB3'ün su altındaki akustik sinyallerin gerçek zamanlı değerlendirilmesine katkı sağlayarak denizdeki gözetleme ağını genişletebileceği ifade edildi. İHA ile deniz unsurları arasındaki veri paylaşımının denizaltıların gizliliğini zorlaştırabileceği değerlendirildi.

Haber Giriş Tarihi: 31.10.2026 11:38
Haber Güncellenme Tarihi: 31.10.2026 11:39
hurhaber.com

Türk Donanması'nın Deniz Kurdu tatbikatında sergilediği ağ merkezli savaş konsepti, İsrail basınında yankılanmaya devam ediyor. İsrail merkezli i24'te yayımlanan analizde, insansız hava araçları ile deniz unsurları arasındaki veri paylaşımının denizaltıların gizliliğini zorlaştırabileceği değerlendirildi.

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de artan askerî kapasitesinin ele alındığı analizde, İsrail'in stratejik varlıkları arasında gösterilen Dragon ve Dolphin denizaltılarının da bu gelişmeden etkilenebileceği belirtildi. Türk Donanması'nın 22 Eylül'deki tatbikatta sergilediği kabiliyetler, bu değerlendirmeye örnek gösterildi.

HAVADAN TESPİT, DENİZDE ORTAK TAKİP

i24'ün analizinde, TCG Anadolu'dan havalanan katlanabilir kanatlı Bayraktar TB3'ün denizaltı savunma harbindeki rolüne dikkat çekildi. TB3'ün su altındaki akustik sinyallerin gerçek zamanlı değerlendirilmesine katkı sağlayarak denizdeki gözetleme ağını genişletebileceği ifade edildi.

Analize göre Türkiye, insansız hava araçlarıyla karada geliştirdiği yaklaşımı denizlere de taşıyor. Bu konsept, yüksek maliyetli denizaltılara karşı daha düşük maliyetli sensörlerden oluşan bir tespit ve takip ağı kurulmasına dayanıyor.

TESPİT EDİLEN HEDEFİN BİLGİSİ ORTAK AĞA AKTARILIYOR

Haberde, TB3'ün öneminin doğrudan saldırı yapmasından çok, topladığı bilgileri diğer unsurlara aktarmasından kaynaklandığı vurgulandı. Şüpheli bir denizaltı sinyali tespit edildiğinde verilerin deniz karakol uçakları, denizaltılar ve savaş gemileriyle hızla paylaşılmasının hedeflendiği belirtildi.

i24, bu yaklaşımı Türk Donanması'nın farklı platformları ortak bir ağ üzerinden koordine ettiği yeni savaş konseptinin bir parçası olarak değerlendirdi.

YERLİ MÜHİMMATLARLA TAMAMLANAN KABİLİYET

Analizde, tespit ve takip ağının yanı sıra Türkiye'nin geliştirdiği yerli mühimmatlara da yer verildi. AKYA ağır torpidosunun yüksek tahrip gücüne dikkat çekilirken, ATMACA gemisavar füzesinin deniz yüzeyine yakın uçuşuyla radarlar tarafından tespit edilmesini zorlaştırdığı ifade edildi.

Bu sistemler, Türk Donanması'nın hedef tespitinden müdahaleye uzanan kabiliyetlerini güçlendiren unsurlar olarak gösterildi.

DOĞU AKDENİZ İÇİN YENİ HESAPLAR

i24'ün değerlendirmesine göre insansız sensörlerin, insanlı platformların ve yerli mühimmatların aynı ağda buluşturulması, Doğu Akdeniz'deki askerî hesapları etkileyebilecek bir gelişme.

Analizde, Deniz Kurdu tatbikatının denizaltılar açısından derinliklerin sağladığı gizliliğin yeni teknolojiler karşısında sorgulandığını gösterdiği savunuldu. Türk Donanması'nın geliştirdiği konseptin, bölgedeki denizaltı filolarının hareket ve korunma yöntemlerini yeniden değerlendirmesini gerektirebileceği kaydedildi.