Tom Barrack: SDG'nin DEAŞ misyonu bitti!

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Şam ile SDG arasında varılan Haseke anlaşmasını değerlendirerek, SDG'nin sahadaki “birincil anti-DEAŞ gücü” olma misyonunun artık büyük ölçüde tamamlandığını açıkladı.

Haber Giriş Tarihi: 20.01.2026 21:58
Haber Güncellenme Tarihi: 20.01.2026 21:58
hurhaber.com

Barrack, ABD merkezli X sosyal medya platformunda Suriye'deki gelişmelere ilişkin paylaşım yaptı.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi paylaşımında, "Şu anda Suriye'deki Kürtler için en büyük fırsat, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki yeni hükümetin yönetimde olduğu Esed sonrası geçiş sürecinde bulunmaktadır. Bu an, Kürtlerin devletsizlikle, dil kısıtlamaları ve sistematik ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığı Beşar Esed rejimi süresince uzunca süre reddedilen vatandaşlık hakları, kültürel koruma ve siyasi katılım ile birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyon için bir yol sunuyor." ifadesini kullandı.

Barrack, terör örgütü YPG/SDG ile DEAŞ'a karşı Suriye'de bir iş birliği kurduklarını ve bu ortaklığın kurulduğu dönemde "Suriye'de ortaklık kurulabilecek işleyen bir merkezi devletin bulunmadığını" belirterek, "Bugün bu durum esasen değişmiş durumda. Suriye artık, batıya dönük olduğunun ve ABD ile terörle mücadelede işbirliğinin sinyalini veren, IŞİD karşıtı Koalisyon'a katılmış, tanınan bir merkezi hükümete sahip." değerlendirmesinde bulundu.

Bu durumun, ABD ile terör örgütü YPG/SDG arasındaki ortaklığın gerekçesini değiştirdiğini ifade ederek Barrack şunları kaydetti:

"Şam, IŞİD kampları ve gözaltı tesislerinin kontrolü dahil güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye hazır ve istekli olduğundan SDG'nin sahadaki başlıca IŞİD karşıtı güç olan asli misyonunun süresi büyük ölçüde dolmuştur. Son gelişmeler, ABD'nin SDG'nin ayrı rolünü uzatmaktan ziyade bu geçişi aktif olarak kolaylaştırdığını göstermektedir."

Barrack paylaşımında, ABD'nin uzun vadeli bir askeri varlık sürdürme gibi bir niyetinin olmadığını, önceliklerinin terör örgütü DEAŞ kalıntılarının yenilgiye uğratılması, uzlaşmanın desteklenmesi, ayrılıkçılık veya federalizm olmadan ulusal birliğin güçlendirilmesi olduğunu belirtti.

SURİYE'DEKİ KÜRTLERİN DURUMU

Tom Barrack, 18 Ocak Mutabakatı'na da atıfta bulunduğu paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"Bu durum Kürtler için benzersiz bir fırsat yaratıyor, yeni Suriye devletine entegrasyon, tam vatandaşlık hakları (daha önce vatansız olanlar da dahil), Suriye'nin ayrılmaz bir parçası olarak tanınma, Kürt dili ve kültürünün anayasal olarak korunması (örneğin Kürtçe eğitim, Nevruz'un ulusal bayram olarak kutlanması) ve iç savaş kaosunda SDG'nin sahip olduğu yarı özerkliğin çok ötesinde yönetimde yer alma imkanı sunuyor.

Riskler devam etse de (örneğin, kırılgan ateşkesler, ara sıra yaşanan çatışmalar, radikallerle ilgili endişeler veya bazı aktörlerin geçmişteki şikayetleri yeniden gündeme getirme arzusu), Amerika Birleşik Devletleri, Kürt hakları ve IŞİD karşıtı işbirliği konusunda güvenceler için baskı yapıyor. Alternatifi, uzamış ayrılık, istikrarsızlığa veya IŞİD'in yeniden canlanmasına davetiye çıkarabilir. ABD diplomasisiyle desteklenen bu entegrasyon, Kürtlerin tanınmış bir Suriye ulus devleti içinde kalıcı haklar ve güvenlik elde etmeleri için bugüne kadarki en güçlü şansı temsil ediyor."

Barrack, ABD'nin Suriye'de odaklandığı başlıca iki konuya da işaret ederek, bunların hali hazırda YPG/SDG kontrolünde olan DEAŞ tutuklularını barındıran cezaevlerinin güvenliğinin sağlanması ile YPG/SDG ile Suriye hükümeti arasında YPG/SDG'nin barışçıl entegrasyonuna ve Suriye'deki Kürt nüfusunun tam Suriye vatandaşlığına siyasi olarak dahil edilmesi yolundaki görüşmelerin kolaylaştırılması olduğunu belirtti.