
Hürmüz Boğazı çevresinde artan askeri gerilim ve petrol akışına ilişkin belirsizlikler, Körfez’den petrol ithal eden ülkelerin stratejik ham petrol rezervlerine yönelik ilgiyi yeniden gündeme getirdi.
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Mart’ta yaptığı açıklamada Körfez’den geçen deniz ticaretinin, özellikle enerji sevkiyatının güvenliğini sağlamak amacıyla siyasi risk sigortası ve teminat mekanizmalarının devreye alınması talimatını verdiğini duyurdu. Ancak denizcilik sektörü, bu adımın krizin etkilerini azaltmada sınırlı katkı sağlayabileceği görüşünde.
KÖRFEZ PETROLÜNE BAĞIMLI ÜLKELER ALTERNATİF ARIYOR
Hürmüz Boğazı’nın beklenenden daha uzun süre kapalı kalabileceğine yönelik endişeler, Körfez petrolüne yüksek derecede bağımlı ülkeleri alternatif arayışlara yöneltti.
Bu gelişmeler, acil durumlar için oluşturulan stratejik petrol stoklarının önemini yeniden gündeme taşıdı.
Hürmüz Boğazı’ndan taşınan petrolün büyük bölümü Asya ülkelerine gidiyor. Çin, Hindistan ve Japonya bu petrolün başlıca ithalatçıları arasında yer alıyor.
REZERV KULLANIMI PETROL FİYATLARINI ETKİLEYEBİLİR
Uzmanlara göre stratejik petrol rezervlerinin hemen devreye alınması, krizin daha da büyümesi halinde ileride kullanılabilecek seçenekleri sınırlayabilir. Buna karşılık rezervlerin kullanılmaması da piyasalarda devlet müdahalesine yönelik güveni zayıflatabilir.
Bu ikilem, küresel petrol piyasasında fiyatların yönünü belirleyen başlıca faktörlerden biri olarak görülüyor.
“REZERV KULLANIMI PİYASA SİNYALLERİNE BAĞLI OLMALI”
Rice Üniversitesi Baker Enstitüsü Enerji Çalışmaları Merkezi Kıdemli Direktörü Kenneth Medlock, rezervlerin hangi arz kesintisi senaryolarında ekonomik açıdan etkin olacağı sorusunun özellikle ani fiyat artışlarının yaşandığı dönemlerde gündeme geldiğini belirtti.
Medlock, ekonomik açıdan en etkin yaklaşımın takdire dayalı değil, kurala dayalı olması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Rezerv kullanımı siyasi kararlarla değil, piyasa sinyallerine göre otomatik devreye girmelidir. Takdire dayalı müdahaleler gecikmeli etki gösterir ve piyasa koşulları başka mekanizmalarla zaten değişmeye başlamış olabilir. Ancak petrol fiyatları hızla yükselir ve Hürmüz Boğazı’ndan akış uzun süreli kesintiye uğrarsa, yapılacak bir rezerv salımı görece etkili olabilir. ABD’de benzin fiyatları yükselmeye başladığında siyasi saiklerle yapılacak bir salım ise her zaman ekonomik açıdan verimli olmayabilir.”
KOORDİNELİ STOK KULLANIMI GÜNDEME GELEBİLİR
Medlock, olası rezerv salımlarının etkisinin mevcut stok seviyeleri ve yedek üretim kapasitesine bağlı olduğunu belirterek, uluslararası koordinasyonun önemine işaret etti.
“ABD'nin tek başına yapacağı bir salımın etkisi sınırlı olabilir. Ancak Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) koordinasyonu ile toplu müdahale fiyatlar üzerinde anlamlı etki yaratabilir. Bu, salım büyüklüğüne ve Basra Körfezi’nden yapılan ihracatın aksama oranına bağlı.”
ABD, IEA ülkeleri ve Çin’in stratejik petrol stoklarının birkaç haftalık bir arz kesintisini dengeleyebileceğini belirten Medlock, daha uzun süreli bir kapanma durumunda bu stokların fiyat artışlarını dengeleme kapasitesinin zorlanabileceğini ifade etti.
UZUN SÜRELİ KRİZ YENİ ÖNLEMLERİ GÜNDEME GETİREBİLİR
Medlock, böyle bir senaryoda Basra Körfezi dışındaki OPEC+ ülkelerinin üretim artışı ve Rus petrolünün küresel piyasadaki rolünün daha da belirgin hale gelebileceğini söyledi.
Talep taraflı önlemlerin ise genellikle son çare olarak devreye alındığını vurgulayan Medlock, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Talep taraflı önlemler, örneğin karne uygulamaları ise genellikle son çare olarak kullanılır. Uzun süreli arz şokunda büyük tüketici ülkeler arasında koordineli salımlar oldukça muhtemeldir. Stratejik petrol rezervi ve IEA stratejik stok sistemlerinin amacı da budur. Ayrıca, yaklaşık 120 günlük tüketime eşdeğer stoklara sahip Çin ile eşgüdüm arayışları gündeme gelebilir.”