
Yoon, 18, 25 ve 29 Aralık'ta ifadeye çağrılmış, ancak bu çağrılara yanıt vermemişti. Bunun üzerine, soruşturmayı yürüten yetkililer mahkemeden Devlet Başkanı'nın tutuklanmasını talep etti. Yoon'un avukatları ise CIO'nun "ayaklanma" şüphesiyle soruşturma yapma yetkisi bulunmadığını savunarak, yasal adımlar atacaklarını bildirdi. Bu gelişme, Güney Kore tarihinde görevdeki bir devlet başkanı için çıkarılan ilk tutuklama emri olma özelliği taşıyor.
SIKIYÖNETİM İLANI VE GERİ ADIM
3 Aralık'ta televizyon üzerinden bir açıklama yapan Yoon Suk Yeol, "muhalefetin devlet karşıtı faaliyetlere karışması" gerekçesiyle sıkıyönetim ilan etmişti. Ancak, Parlamento'nun bu kararı kaldırmasının ardından, Yoon hükümeti sıkıyönetimi sona erdirdi. Yoon, sıkıyönetimin amacının "Kuzey Kore yanlısı güçleri ortadan kaldırmak ve anayasal özgürlükleri korumak" olduğunu savunmuştu.
Sıkıyönetimin ardından, Savunma Bakanlığı, ordudaki komutanlara teyakkuzda olmaları çağrısında bulunmuş ve askerler Ulusal Meclis'e girmişti. Ancak, Meclis'teki yapılan oylama sonucunda, sıkıyönetim kararı 190 milletvekilinin oyuyla kaldırılmıştı. Bunun ardından Yoon, Bakanlar Kurulu'nun onayını alarak sıkıyönetimi sona erdirdi.
AZİL SÜRECİ VE GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA
Muhalefet partilerinin, sıkıyönetim kararını anayasal olmayan bir uygulama olarak nitelendirip Yoon'un azledilmesi için Meclise sundukları önerge, 7 Aralık'ta yapılan oylamada nitelikli çoğunluğa ulaşamayarak reddedilmişti. Ancak, 14 Aralık'ta yapılan ikinci oylamada, nitelikli çoğunluk sağlanarak Yoon'un azil önergesi kabul edildi. Yoon, Anayasa Mahkemesi'nin vereceği karar beklenirken görevden geçici olarak uzaklaştırıldı ve yerine Başbakan Han Duck-soo vekalet etti.