
ABD Başkanı Donald Trump, Fox News’e verdiği röportajda İran’ın nükleer silah edinmesine izin verilmeyeceğini belirtti. Trump, önceki yönetimlerin bu konuda yeterli adım atmadığını ifade ederek, mevcut sürecin kendi yönetiminin sorumluluğunda olduğunu söyledi. Son dönemde yaşanan silahlı saldırıya ilişkin değerlendirmesinde ise İran’ı işaret eden ifadeler kullandı.
Trump ayrıca başkanlık görevinin beklediğinden daha yüksek risk içerdiğini dile getirirken, etkili liderlerin daha büyük tehditlerle karşı karşıya kaldığını belirtti. İran’ın nükleer kapasiteye ulaşmasının küresel güvenlik açısından risk oluşturacağını ifade etti.
Dolaylı diplomasi ve Hürmüz şartı
İran tarafında ise diplomatik temasların Pakistan, Umman ve Rusya üzerinden sürdürüldüğü bildirildi. Axios tarafından aktarılan ve yetkililere dayandırılan bilgilere göre Tahran yönetimi, Washington’a ilettiği mesajda önceliği Hürmüz Boğazı’ndaki krizin çözümüne verdi.
İddiaya göre İran, ateşkesin uzatılması veya kalıcı hale getirilmesi karşılığında deniz trafiğinin normalleşmesini talep etti. Nükleer müzakerelerin ise bu aşamadan sonra başlatılması önerildi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin bu çerçevede İslamabad’da çeşitli temaslar yürüttüğü öne sürüldü.
Ateşkes sonrası artan gerilim
ABD ile İran arasında 8 Nisan 2026 tarihinde sağlanan ateşkes sonrası süreçte, Pakistan arabuluculuğunda yapılan görüşmelerden sonuç alınamadı. Bunun ardından ABD yönetimi 13 Nisan’da İran bağlantılı gemilere yönelik deniz ablukası uygulamasını devreye aldı.
ABD güçlerinin Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nda bazı İran ticari gemilerine müdahale ettiği, İran’ın ise Hürmüz Boğazı çevresinde bazı gemilere el koyduğu bildirildi. Karşılıklı adımlar, bölgedeki deniz güvenliğine ilişkin riskleri artırdı.
Bölgesel aktörlerden sert mesajlar
Öte yandan Hizbullah lideri Kasım, Lübnan ile İsrail arasında doğrudan görüşme ihtimaline karşı çıkarak geri adım atılmayacağını açıkladı. Bölgesel aktörlerden gelen bu tür açıklamalar, mevcut gerilimin yalnızca iki ülke arasında sınırlı kalmadığını ortaya koydu.
Önümüzdeki süreçte ABD’nin İran’dan gelen dolaylı tekliflere nasıl yanıt vereceği ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin küresel enerji ve ticaret dengelerine etkisi yakından izlenecek.