Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Yasir Kadıoğlu

Kripto Cemaatçiler ve Selam Örgütü 2

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
On gün önce Kripto Cemaatçiler'in büyük sırrını yazdığımızda pek çok tepki geldi. "Selam Örgütü" isminin çok büyük bir iddia olduğu söylendi ve bu kadarının da "Paralel Devlet" paranoyası olduğu dile getirildi.

Oysa, "Selam Örgütü" ile ilgili bütün dökümanın savcıların elinde olduğunu, icat edilen örgütle ilgili UYAP'a pek çok farklı operasyon isminin kaydedildiğini ve bütün belgelerin ortaya çıktığını çok önemli bir kaynaktan teyit ettikten sonra o yazı yazıldı.
 
İşlenmemiş haliyle ve olabildiğince yalın bir biçimde o bilgileri okuyucularıma aktarmaya çalıştım. Yeni Şafak ve Star'da yayınlanan kayıtlarsa on gün önce verilen bilgileri teyit etti.

Şimdi gelelim kripto cemaatçiler tarafından kurgulanan operasyonun arka planına...
 
2011 yılından bu tarafa süren soruşturmanın pek çok ayağı vardı. Dün gece yayınlanan liste, soruşturmanın sadece AK Parti, bürokrasi, lojistik  ve medya ayağındaki isimlerdi. 

Bu soruşturmanın ikinci ayağında ise İslami sivil toplum kuruluşları ve uluslararası cihat ağının bir üyesi olmakla suçlanan isimlerin listesi var. Özellikle El Kaide ile ilişkili olduğu iddiasıyla dinlenenlerin sayısı oldukça yüksek.
 
Finans ayağı ile ilgili oldukça kritik teknik takip kayıtları, fotoğraflar ve video görüntüleri var. Bizzat Başbakan ve çevresi, Selam Örgütü'ne maddi çıkar sağlamakla itham ediliyorlar.  Öyle ki Başbakan'ın özel olarak görevlendirdiği kişiler aracılığı ile HAMAS'a para aktarıldığı ve bu paraların da özel kuryeler aracılığı ile yerine ulaştırıldığı iddialar arasında.
 
Bütün bu iddiaların gerçeklik payı elbette ayrıca tartışılacaktır. Bugün asıl konuşulması gereken mesele bu kadar büyük bir operasyonun bu kadar sessiz nasıl yapılabildiği.

Şimdi şu kritik soruya cevap arayalım: Bu kadar dinleme nasıl yapıldı?

MİT'in, Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığı'nı da bünyesinde barındıran Elektronik ve Teknik İstihbarat dairesin bir yılda 2.473 kişiyi dinleyebilirken, Selam Örgütü üyesi olmakla suçlanan 3.000 kişi nasıl dinlendi? Bu 3.000 kişinin muhtelif ilişkiler kurduğu kalan 4.000 kişi nasıl dinlendi?

Bu soru oldukça önemli.

Çünkü bir kişiyi teknik takibe almak için doğal olarak o kişinin adına kayıtlı telefon numaralarını kullanabiliyorsunuz. Oysa bu sabah yayınlanan liste gösterdi ki numaraların hepsi güncel. Örneğin gazeteci Nevzat Çiçek'in, İHH Başkanı Bülent Yıldırım'ın, Hilal TV'nin yetkili ismi Adnan İnanç'ın telefon numaraları fiilen kendi isimlerine kayıtlı olmamasına ve sık sık değiştirilmesine karşın sürekli takip edilmiş.

Daha da ilginç olan şu: Bu takiplerin bir kısmı resmi dinleme veya merkezi dinleme yöntemleriyle değil, baz istasyonu tabanlı fiili takip yoluyla yapılmış. Yani, telefon numaralarını tespit etmek için şahısları fiilen takip etmişler ve dinleme cihazları vasıtasıyla takip edilen kişinin telefonundan çıkan sinyali baz istasyonundan aktarılan sinyalle eşleştirerek güncel telefon numaralarını tespit etmişler. Bütün numaralar bu yolla güncel tutulmuş.

Burada bir parantez açalım. Oldukça karmaşık ve birbiriyle ilgisiz görünen isimlerin olduğu listenin ortak noktası listedeki her ismin Gülen cemaati ile sorunlu isimler olması. Ergenekon sürecindeki gibi rahatsız olunan bütün isimler organize bir suçun parçası gibi gösterilmek istenmiş ve buna göre delil toplanmış.

Yoksa, Milli Görüş'ün Erbakan'dan sonraki lideri Oğuzhan Asiltürk'ün, Erdoğan'ın liderliğini yaptığı örgütün elemanı olması elbette normal değil. Her konuşmasında Erdoğan'ı ihanetle suçlayan Haydar Baş'ın da Erdoğan ile aynı örgüte bağlı olması elbette olağan değil.

Bütün bu olağandışılıklar ile Ergenekon davası sürecindeki olağandışılıkları yan yana koyduğunuzda aradaki garip benzerlikler sizin de dikkatinizi çekmiyor mu?

Şimdi paralel yapıya mensup bir polis düşünelim. Normalde görevi Narkotik Büro'da olsun. 12 saat mesai yapan polis memuru, mesai usulünden ötürü 24 saat dinleniyor. Paralel yapı mensubu polisimiz, paralel emniyet ve paralel savcılık tarafından belirlenen mesaisine tam o sırada başlıyor. 

Resmi olarak görevde olmamasına karşın, dinleme, takip ve fiili deliller için takip gibi görevleri üstleniyor. Daha sonra elde edilen deliller, resmi olarak ilgili dosyayı takip eden polisler tarafından resmileştirilerek paralel savcılara iletiliyor. Çünkü normal şartlar altında böylesi büyük ve güncel bir takibi yapabilecek insan kaynağı ülkemizin hiç bir kurumunda bulunmuyor.

MİT'in resmi personel sayısının 8.000 civarında olduğunu düşünürsek, böylesine güncel bir takibin MİT eliyle yapılması için MİT'in neredeyse bütün insan kaynağının seferber olması gerektiğini rahatlıkla anlayabiliriz.

Elbette büyük fotoğraf bundan ibaret değil.
 
Halihazırda dinlemeye çok odaklanmış olduğumuz için bahsi geçen örgüt dosyasındaki fiili delillerin oluşturacağı dehşeti tahayyül edemiyoruz. Esas fırtına o zaman kopacak.

Yasin El Kadı ile Başbakan arasındaki konuşmalar üzerine daha pek çok spekülatif haber üretilecek.

Yahut HAMAS'ın askeri kanadına mensup bir isimle AK Partili üst düzey bir yöneticinin görüntüsü "Selam Örgütü" faaliyeti olarak yayınlandığında büyük fotoğrafı daha net göreceğiz.

Şimdi esas önemli nokta, "Selam Örgütü" dedikleri hayali örgütün şeması. Eğer bu şema yayınlanırsa, "Paralel Devlet" denilen yapının nasıl çalıştığı, "Paralel İstihbarat", "Paralel Emniyet", "Paralel Savcılık", "Paralel Medya" ve "Paralel Bürokrasi"nin nasıl örgütlendiği, bu yapıya üye herkesin nasıl istihbaratçı gibi görev yaptığı, fiş topladığı, delil ayarladığı ortaya çıkacak.

On gün önce bu sütunlarda "Selam Örgütü" ifadesini görenlerin çoğu kişinin, "Bu kadarı da olmaz artık..." dediğini biliyorum.
 
Mesele şu: Bu kadarı ve hatta daha fazlası da olur. Şimdi önemli olan hikayenin tamamının halka doğru şekilde aktarılması.

Gazeteci dostlarımız, Başbakan'ın lideri olarak gösterildiği ve Savcılar tarafından Türkiye Cumhuriyeti'ni ele geçirmekle suçlanan "Selam Örgütü"nün şemasını yayınlayarak işe başlayabilirler.
 
Modern darbeler tarihine, başarısız darbe girişimi olarak geçecek olan "Selam Örgütü" dosyasını daha çok konuşacağız çünkü.
YASİR KADIOĞLU DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS