Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Yasir Kadıoğlu

İşkence fotoları nasıl geldi?

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Bütün dünya dün Anadolu Ajansı tarafından açıklanan fotoğrafları konuşuyor.

Hikaye şu: Şam'da bulunan işkence merkezlerindeki mahkumların fotoğrafını çekmekle görevli bir askeri polis son dört yıldır yaşananları üstlerine verirken aynı zamanda Suriyeli muhaliflere de vermiş. Daha sonra da bu kişi Suriye'den kaçmış ve fotoğraflarla ilgili tanıklık yapmış.

Bu gibi hikayelere inanıp inanmamak noktasında hepimiz özgürüz.

Fakat okuduğunuz hikaye bir MİT operasyonunun medya ve tanıtım hikayesinden başka bir şey değil. MİT'in özellikle Suriye ile ilişkilerin iyi olduğu dönemde Suriye Muhaberatı ve Askeri İstihbaratı içerisine ciddi şekilde sızdığı sır değil. Hatta bu tip karşı istihbarat operasyonları iyi bilenlerin görüşüne göre, 22 Haziran 2012'de Lazkiye açıklarında Türkiye F-4'ünün düşürülmesinin intikamı da 18 Temmuz 2012'de Şam'da bulunan Milli Güvenlik Binası'na yapılan saldırıyla alındı. Kaynağıma göre, o gün, o binada, o toplantının yapılacağını öğrenen MİT, bilgiyi Suriyeli muhaliflerle paylaştı ve binaya bombalı saldırının organize edilmesini sağladı. Hatırlayacaksınız, o saldırıda Esed'in eniştesi Asıf Şevket, Hristiyan asıllı Savunma Bakanı Davud Raciha ve özel operasyonlardan sorumlu başkan yardımcısı Hasan Türkmani gibi isimler öldürülmüştü.

Şimdi bu bilgiyi bir kenara koyalım ve ikinci bir bilgiyi aktaralım. Geçtiğimiz yılın Mayıs ayında, Türkiye'nin Suriye'de yaşanan süreçteki en önemli üssü olan Hatay'ın Reyhanlı ilçesi bombalarla sarsıldı. Bütün detayları zaten biliyorsunuz. Saldırının Suriye istihbarat servisi tarafından organize edildiği arkasında da Mihraç Ural'ın olduğu zaten ortaya çıktı. Kaldı ki saldırıdan evvel zaten Mihraç Ural defaatle Türkiye'nin hedef olduğunu açıklamıştı. Reyhanlı saldırıları yaşandıktan bir buçuk ay sonrasına gidelim şimdi. Reyhanlı saldırısından tam bir buçuk ay sonra, İdlib kentinden gece hareket eden bir konvoy Esed'in hala tamamen hakim olduğu tek şehir olan Lazkiye'ye doğru gidiyordu. Çok ince planlanmış bir operasyonla Suriyeli muhalif örgütlere mensup bine yakın savaşçı, Lazkiye'de 24 köye saldırdılar. Dört saat sonra Lazkiye kırsalında Esed çok büyük bir kayıp vermiş ve muhalifler Lazkiye'nin merkezini ağır silahlarla hedef alabilecekleri tepelere yerleşmişlerdi. İşin tuhafıysa, muhaliflerin ilerleyişini duyan Lazkiye halkı kendi güvenliklerinin sağlanamadığı gerekçesiyle Lazkiye'nin merkezinde - evet yanlış duymadınız - Esed'i protesto etmeye başlamışlardı. Operasyon o kadar ince planlanmıştı ki Reyhanlı saldırılarını gerçekleştiren Muhaberat'a bağlı Mukavimi Suriye örgütünün Lazkiye kırsalında beli kırılmış ve Esed kendi memleketinde protesto edilmişti.

Üçüncü ve dördüncü bilgileri aktarabilirim. Ancak gerek olduğunu düşünmüyorum. Suriye ile Türkiye arasında dört yıldır ciddi bir istihbarat ve algı savaşı yaşanıyor. Türkiye, Suriye rejiminin karanlık yüzünü deşifre ederken, Suriye rejimi de İran'ın nüfuzunu ve istihbari gücünü kullanarak Türkiye'yi uluslararası alanda itibarsızlaştırmaya çalışıyor. En başta okuduğumuz hikaye, yani fotoğrafların sızdıran askeri polis hikayesi bu savaşın son hamlesi. Askeri polisin varlığı veya bilgileri gerçekten onun aktarıp aktarmadığı başka bir konu. Dün bütün televizyonların aynı anda fotoğrafları paylaşmasından söz ediyorum.

Esasen MİT'e, son dört yıldır Muhaberat'ın elindeki pek çok belge aktarılıyor. Hatta bu belgelerin içerisinde Suriye rejiminin İran ve Rusya ile olan istihbarat ilişkileri ve buna benzer pek çok detayın yer aldığı bilgiler de var. Savaşın dozuna göre bu belgelerin de açığa çıktığına şahit olabiliriz. Bugün, medyaya yayınlanan bir kaç düzine fotoğrafın iyi bir medya ve tanıtım çalışması ile dünyayı nasıl sarstığını gördük. Reyhanlı saldırısını gerçekleştiren timin başındaki kişiyle Türkiye'deki çok önemli bazı isimlerin konuşma kayıtları çıkarsa Türkiye'nin nasıl sarsılacağını tahmin etmek zor değil. Mesela;

Bir düzine fotoğrafla, Esed'in tekrar seçilmesi veya Esed'in de içinde olduğu bir çözümün Cenevre'de tartışılması imkansız hale getirilebilir.

Bir düzine fotoğrafla, MİT'in bölgede nasıl bir hakimiyet alanı kurduğu ve bu hakimiyet alanında nasıl bağlantılarının bulunduğu ilgililerine mesaj olarak iletilebilir.

Bir düzine fotoğrafla, MİT'in neden bölgede yüz elli yıldır hakimiyet kurmaya çalışanların hesabına çalışan paralel yapının hedef olduğu anlaşılabilir.

Bir düzine fotoğrafla, İran'ın sahada ortaya koyacağı bütün argümanlar anlamsızlaştırılabilir.

Bir düzine fotoğrafla, Cenevre'de El Kaide tehlikesinden bahsetmeye hazırlanan Batılı rejimlerin bütün tezleri çürütülebilir.

Hal böyleyken, bir düzine fotoğrafla bütün bunlar yapılabiliyorsa, MİT'in elindeki arşiv bu bölgenin kodlarıyla oynayabilecek güce sahip midir yoksa değil midir?

Önümüzdeki dönemde hep birlikte bu Türkiye'nin bu bölgede Batı tarafından oluşturulan yapının kodlarıyla nasıl oynadığına şahit olacağız.

Batı'nın çizdiği sınırları koruyabilmek için neleri göze aldığına...

Gelecek yazı: O tırlar nasıl durduruldu?
YASİR KADIOĞLU DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS