Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ramazan Tamer

Vakit

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

İnsanın müdahale edemediği alanlar vardır. Bu alanların insanın gücünün yetmemesi sebebiyle olabildiği gibi, geleceğe dair bilgisinin sınırlı olmasıyla da bağlantılı olduğunu değerlendirmek mümkündür.

İnsanın içinde bulunduğu halde çok farkına varamadığı ve müdahale etmesi söz konusu olmayacak, hiç olmazsa bir bölümüyle insanın dışında akıp giden ve adına zaman diyebileceğimiz bir bölüm vardır.

Zaman veya vakit kelimeleriyle aslında birbirlerine benzeyen aynı konuyu hatırlatması bakımından da içeriği aynı olan semboller vardır.

Zamanın farkına varabilmenin yolu çok farkında olmadığımız ama ölçülmesi mümkün olan bir kavram olarak “zaman ”kavramına yaklaşılmasıyla mümkün olabilecektir.
Suyun farkına varmayan balıkla, vaktin farkına varmayan insan arasında çok fark yoktur. Bir anlamda suyun farkına varan balığın suyun kıymetini bilmesi gibi, insanında zamanın akışını fark eden olarak kıymet vermesi ve sorumluluklarının farkına varabilmesi gerekir.

Suyun kenarında oturduğu halde suyun farkına varmayan insan nasıl suyun kıymetini bilmezse; zamanın içinde yaşadığı halde farkına varmadığı için değersizleştirilmiş bir vaktin geçici sahibi olmakta anlamsız bir yaklaşım olacaktır.

Viyana'da bir zamanlar Tuna nehrine sırtını dönen bir vatandaşa, Tuna nehri nereden akar sorusunu cevaplandıramayan okumuşlarımızın olduğunu görünce; kendini aydın kabul eden ama hala akıp giden zamanın farkında olmayan insanların olduğunu bilmek, her yönüyle bizi de üzmektedir.

Akıp giden değerlerin farkına varmayanların toprak erozyonuna engel olmayı önceleyen olmakla birlikte, eksik kalan kısımlarını da fark etmeleri gerekir. Topraklarımız bu ülkede yaşayan bir vatandaş olarak ne kadar büyük bir öneme sahipse; vaktin akıp gitmesi ve göz göre göre değerlendirilemeyişi de o kadar çok önemlidir.

Nasıl toprağın erozyonuna göz yummak söz konusu olmayacaksa; vaktin de boşuna akıp gitmesine dair göz yummak adaletsizlik olsa gerektir.

Nasıl toprak için ölümüne bir mücadele veriliyorsa; akıp giden ve değersizmiş gibi algılanan vakit içinde aynı seviyede emek vermek gerekmektedir.

Kaybedilen toprak için nasıl ağlamak çözüm değilse; geçip giden ve gerçekten bizden beklenen sorumluluklar yerine getirilmediği için değersizleşen bir israf içinde nostalji denilen anıları tazelemek vaktin geri gelmesini sağlamayacağı için çok büyük bir iş olarak algılanmalıdır.

Vaktin bilinmesi kaybedildiği anı değil de, kaybedilmeden bilinirse; işte o zaman sonrası belli olan gidişatın öznesi olmaktan dolayı sonuçlarının güzelliğinden nasiplenmeyi hak etmek söz konusu olacaktır.

Her nedense; hayat içinde hep kaybedilenlerden dolayı kendimizce değer bilmeye başlamışız.

Çocukken kullandığınız alet edevatın kıymetini, büyüdüğünüzde müze kurarak değerini vermiş olamazsınız. Nasıl geçmişinizde akıp giden vaktin geri getirilmesi veya satın alınması söz konusu değilse; elinizde bulunanların da nasıl olsa daha sonra değeri bilinir denilerek saklanması anlamlı olmayacaktır.

Müzeye kaldırılan somut eşyaların para kazandırması muhtemel iken; müzeye kaldırdığınız soyut düşünce, inanç ve manevi değerlerinizin size geri dönüşümü, ancak öldükten sonra karşınıza çıkacaktır ki bu da selin köprüyü alması şeklinde ifade edilecek bir pişmanlık hali oluşturacağı kesindir.

Bu güne ait akıp giden vaktin değerinin bilinmediği bir hayatta; yarın kıymetini bileceğimiz bir beklenti içine girmek hayalden öte bir şey olmasa gerektir.
Bu gününüz; yarına ait işaretlerin ve sonuçların muhtemel karşımıza çıkacak gerçekleriyse haydi dönün gönlünüze sorun bir kere daha, bugün yapmanız, düşünmeniz, söylemeniz, tavırsız kalmamanız gerekenleri yeterince ifade edebildiniz mi diye.

Haydi, kendinize gelin ve farkına varamadığınız başka gerçeklikler var mı sorusunu bir kez daha sorun.
Başkasının sorup, başkasının cevapladığı; bedelini de ödediğiniz sorular size ait olmayacaktır.
Ne dersiniz?

Yoksa biz; aklını başkalarına teslim etmiş toplumlar haline geldik de farkında mı değiliz?

Üstad Abdürrahim Karakoç der ki;
Kargadan kılavuz tut, Yahudi'den tutma ha!
Hastalığa selâm dur, haçlı hapı yutma ha!
Aldatıp çıkardılar ceddimizin yolundan
Geleceği kurarken geçmişi unutma ha! ..

  YORUM YAP / YORUM OKU
RAMAZAN TAMER DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS