Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ramazan Tamer

Umut Goncaları

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Evet, yaşlandık ama umutsuz da yaşanmaz diyenlerdeniz.

Yıllardır eğitim faaliyetleri içinde olmaktan dolayı umudumuzu yitirmemek için her türlü konuyu getirir fırsat eğitimi mantığıyla; ülkenin, ümmetin umutlu olmasına bağlarız.

Evet, insan geç meyve veren bir varlık ama hiç meyve vermez denilebilecek bir varlık değil.

Yaratan onu kendisinden başlayan bir döngüyle, çevresinde iyilikler yapabilme ve umut çiçeklerinin tohumlarını etrafa saçabilecek nitelikteki kabiliyetleriyle yaratmış.

Etrafa neşe ve umut tohumları saçması gereken insanoğlu; her nedense bazen umutsuzluğa düşer ve asla yaklaşmaması gereken umutsuzluk ağacının dikenli dallarından alır. Sonra da kendince anlayışına ortak olacak bir çevre ve algı oluşturmaya çalışır.

Umutsuzluk bir diken gibidir. Eğer dikenlerin verdiği cefaya katlanmaya niyetiniz varsa hiç olmazsa gülün hatırına çekilecek diken acısı olsun diyebilirsiniz.

Ama gül de yoksa sadece umutsuzluk dikenlerini kendinize batırarak, daha çok umutsuzluğa düşecekseniz, çektiğinize değmez.

Umutsuzluk bulaşıcı hastalık gibidir. Ne zaman bulaşırsa insan artık iflah olmaz ve asla tedavisi bulunmayan bir hastalık gibi kendi hayatınızı kuşatmakla kalmayan, çevrenizde ne kadar umutsuzluk hastalığını kapmaya hazır insan unsuru varsa onlara da bulaştırarak içinden çıkılamaz bir felaketin ilk adımları atılmış demektir.

Umutsuz olmak inişli ve çıkışlı bir hayatı yaşamaktan dolayı insana farklı bir haz vererek, hedonistçe kendini tarif eden insan kılığına büründürse de; umutsuzluğun uzatılması pesimizmi ve arkasından vazgeçilemeyen acılarla kıvranan mazoşist, sadist bir yaklaşımın oluşmasını sağlayacaktır.

Tamam, umutsuzluk bu kadar çok rahat bulaşan bir hastalık olduğu halde; umutlu olmak bulaşıcı olamaz mı? Olur. Neden olmasın?

Umut vermek; sadece iyi bir niyetle yanınızdakine sadece sadaka cinsinden bir gülümsemeyle başlayan ama zaman içinde dalga dalga yayılan bir zincirleme umut dalgası oluşturmaya sebep olabilir.

Geçenlerde bir alışveriş esnasında çocuklarının kitap okumadığından şikâyet eden bir anneye, kendisinin de kitap okumakla bir umudu harekete geçirebileceğini söylemiştim. Şimdiki nesil asla bu tür tekliflere olumlu bir tepki vermez diyerek cevaplamıştı teklifimi.

Ben o cevaba hazır olduğum için, kendisine umutsuz olmamasını ama dikeni yetiştirmek için gayret gösterenlerle dikenine rağmen gülü yetiştirmek için aynı gayretlerle farklı sonuçları alamayacağını hatırlattım.

Umutsuzluk dikenini sulamak ve bakımını yağmakla; hiç meyvesi hatta koklayacak bir çiçeği bile olmadan diken tarlasının ortasında kalan çıplak ayaklı bir bebeğin ıstırap yaşayacağını unutmamak gerekir diye düşündüm.

Haydi, bir kere daha deneyelim. Bakalım o zaman yetiştirdiklerimizle övünecek kadar bir iyiliğin ilk adımını atanlardan mıyız yoksa kötülüğe adıma atmanıza gerek kalmadan sadece iyiliği isteyen ama asla iyiliğe ve güzel sonuçlara ulaşamayacak olanlardan mıyız diye bir soru sormalıyız kendimize.

Umutsuzluk ortamında umut aşılayabilmek her şeyin yolunda ve sıkıntısız hayatın sahibi olmak anlamına gelmeyeceği gibi, umutsuzluk pesimizmi içinde her şeye boş vererek bir umut ortamı oluşturmak imkânsızlığını önceden görebilmek gerekir.

Sanal dünyalar kurdurarak bir gün insanları boşa çıkarmaktansa, yavaşta olsa sonuçlarına dair bazı bilgilendirmelerle bazı kötülük aşılayan umutsuzluk dikenlerinin toprağa saçılıp tohum olmakla kalmayıp ağaç olmasına sebep olabilecek bazı ilk hareketlerden uzak kalabilmeliyiz.

Bize düşen umudu yitirmek değil, yitirilmiş umutları yeniden asıl sahiplerine teslim edebilmektir.

Haydi, şimdi en yakınızdan başlayarak ilk hareketin gülümsemek olduğu bir iyilik hareketi başlatın.

Haydi, yanınızdakine gülümseyin ve gönül toprağınıza bir umut tohumu daha saçmış olun.

Haydi, henüz kimse yolmadan umut goncalarımız için bir kere daha umutla bakın hayata.

Umut goncalarımız bir gün yeniden güzel rayihalarıyla etrafa huzur verebilmesi için bugün sabretmek ve fıtratlarına uygun beslemek için verilmiş ömrünüzdeki son fırsat olabilir.

Fırsat kollayanlara fırsat vermemek için bugün umut goncalarımız gençlerimizin yüzüne bir kere daha umutla, ihsan ve ihlas nazarıyla yeniden bakmanın zamanıdır.

Gölge ve paralel umutlar sadece görüntüsü güzel ama kokusu kötü yapma çiçeklerdir.

Var mısınız, gül dolu gülistanları yeniden yeşertmek için çaba göstermeye.

Var mısınız, dikenlerin ortasından her şeye rağmen çıkıp gülistanın gülleriyle hem dert olmaya.

İşaretler bizi gülistana götürürken; darbecilerin kestiği yolları aşmayı beceren umut tohumlarının rençperleri yollarına devam edeceklerdir.

Umudunuzu kaybetmeyin. Kaybettiyseniz bize yazın umutlarınızı yeniden sulayıp, bakımdan geçirelim.

Üstad Necip FAZIL der ki;

Bir Yudum İnsan...

Denizin ve güneşin battığı yerde,
Bilin ki yeni umutlar da yeşerir,
Gündüzün bittiği, karanlığın bastığı yerde,
Bekler durur gece bitmez.

Her haliyle bitecek o gece,
Yerini bırakacak, güne gündüze,
Ağaçlar yemyeşil rengi besbelli,
Yaşıyorum hala bu yeni günle.

Denizin ve güneşin birleştiği yerde,
Umutlar tükendi ve umutlar bitti,
Gündüz bitse de, karanlık gelse de
Umrunda değil artık bir yudum insanın..

  YORUM YAP / YORUM OKU
RAMAZAN TAMER DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS