Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Mehmet Sayar

Tutunamayanlar

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Yıllardır dizi izliyorum. Türkiye'de böylesini hiç görmemiştim.
Açıkçası böylesini görmeyi, asla düşünmemiştim. İnsanların, düşünme kabiliyetlerinin neredeyse sıfıra düştüğü bir dönemde, Atilla İlhan'ın şiirleri okundu, Edgar Allan Poe gibi edebiyatın gerçek ismi anıldı, hatta Nef'i'ye kadar gidildi. Kim bilir daha hangi sanatçıları göreceğiz dizide. Bunda acayiplik yok, yok olmasına yokta, acayiplik Türkiye insanının bu dizi karşısında tepkisi.
Sanattan, edebiyattan zerre kadar hoşlanmayan ve bunu ekranlara kısıtlı imkânlarla taşıyan insanları takmayan halkımız, ilginç bir şekilde diziye sahip çıktı, gibi gibi işte. Tabi, açlığa terk edilmiş sanatçılarımızı ve şuanda sanatçı olduğunu iddia eden bardakçılara verilen primleri saymayalım.
Her neyse, dönelim diziye.
Dizide, ilham veren ismi de İlhan olan bir karakter var. Dahası, yazmış olduğu şiir kitapları satmayan Lütfü'nün mücadelesi, başrol oyuncusu Doğu'nun işsizliği ve yaşadığı aşk, Doğu'nun Atilla İlhan'ın şiirini (Emperyal Oteli) onu gördüğü anda dilinden döktüğü, İrem var birde. (Bu arada cümleyi anlamadıysanız, lütfen bir daha okuyun.)
Dizinin karakterlerini bir tarafa bırakırsak (onlara hayranım), değindiği konulara bakar mısınız?
Sanat, edebiyat, şiir, işsizlik ve en son modern çağda bile olsak, olması gerektiği gibi olan aşk. (Ne garip değil mi, kulaklık takarak adam dövenler yok, kadına şiddet yok, aşk kiralık değil, kimse alnımızın ortasına kurşun sıkmıyor.)
Ülkenin bir numaralı gündemi olan işsizlikten bahseden bir diziye, ben daha önce rastlamadım…
Ülkede, edebiyat var kardeşim, diyerek yumruğunu masaya vuran bir diziyi ben daha önce izlememiştim…
Sanatı, aşkla harmanlayarak izleyiciye sunan, bunu yeri geldiğinde zekice komedi sahneleriyle süsleyen diziyi, ben dünyada görmemiştim.
Türkiye'de son izlediğim dizi, çatışmada araç camlarına zarar gelmeyen, kurşunun kan çıkarmama özelliği olan Arka Sokaklar yapımıydı. (Allah her ahlaklıyı, Zalim olan İstanbul'dan değil de İstanbullu zalimlerden korusun.)
Çukur dizisini de birkaç yerden fragman olarak izlemiş, sonra fragmanı izlediğim için bir süre beynime sitem etmiştim. Bir tam bölümünü izleseydim, kesinlikle geri zekâlı olduğumu kabul edecek, insanların arasına daha fazla çıkmaya başlayacaktım.
Hayır, Karadeniz bize çok şey anlattı da siz anlatamadınız diyeceğim, biraz hafif kalacak…
Ne bileyim, ana karakterinin işi gücü bağırmak olan, kitabı da tanıdığım, 18 yaşındaki bir kadın yazardan imal edilen, Hercai dizisi de var.
Yıllardır törelerden kurtulamadı, mafyalardan vazgeçmedi, on tane kadın boşayıp, kaç erkekle evlendiği belli olmayanların dedikodusunu yapmayı ihmal etmedi, bu halk. Bilim mi dediniz, rüyanızda görebilirsiniz, iyi uykular.
Mafyalardan çektiklerimiz, törelerden gördüklerimiz, tavuk değil de karıncaya basar gibi adam öldüren saçmalıklarımız ne zaman bitecek diye beklerken, Tutunamayanlar çıktı. Tutunduğu dallar edebiyat olan, sevgi olan, saygı olan, mizah olan bir dizi…
Şimdi işi gücü bırakmalı, televizyon izlemeye zamanın yok, boş iş televizyon izlemek demeyi bir tarafa atmalı, her Salı saat 20.00'da TRT 1 ekranlarında, dizinin karşısına dikilmeli ve destek olmalıyız.
Neden mi?
Çünkü bu bir onur meselesidir.
Maskesini ellerinden kaptığımız kötülerle karşılaştığımız direniş mücadelesidir.
Türkiye'de edebiyatı birtakım kişilerin ellerine satan ‘Edebiyat' satıyorum diyerek geçinenlere karşı uzatılan, zeytin dalıdır. (Uyarıyoruz)
Eğer gerçekten edebiyatçıysanız, edebiyatı seviyorsanız, hakkı yenilmiş sanatçıların hakkını az da olsa vermek istiyorsanız, hakkın ne olduğunu biliyorsanız ve Friedrich Nietzsche'yi ‘İyinin ve Kötünün Ötesinde' kitabını yazdığı için eleştirebiliyorsanız, mutlaka izlemelisiniz.
‘Sen kimsin ki Friedrich'i eleştiriyorsun' diyenleri anlıyorum.
Tatlı rüyalar.

 

  YORUM YAP / YORUM OKU
MEHMET SAYAR DİĞER YAZILARI
 ÇOK OKUNANLAR
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS