Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

'Türkiye çok dikkatli olmalı' Con Sınov'la gündeme dair

'Türkiye çok dikkatli olmalı' Con Sınov'la gündeme dair
Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Özel Haber - - Editör: Hazal Palavar

Sosyal medya kullanıcısı Con Sınov ile gündeme ilişkin konulara dair bir röportaj gerçekleştirdik.

HÜR HABER / HABER MERKEZİ

RÖPORTAJ: HAZAL PALAVAR

ABD'nin Suriye'den çekilmesi, Donald Trump'ın Türkiye'ye yönelik ekonomi mesajı, Merve Kavakçı'nın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılmasından sonra, tekrar Türkiye'ye gelmesi ve kızının Cumhurbaşkanı Danışması olması, Venezuela'da 2.Maduro dönemi...

Sosyal medyada çok sıkı bir takipçisi olan Con Sınov ile gündeme dair bir röportaj daha gerçekleştirdik. 

ABD Başkanı Donald Trump 19 Aralık'ta twitter hesabında Suriye'de olmalarının tek nedeninin IŞİD olduğunu ve yendiklerini açıkladı. Daha sonra Beyaz Saray Sözcüsü bu tweetin üzerine Suriye'den Amerikan askerlerinin çekilmeye başladığını duyurmuştu. ABD'li yetkililere göre, çekilme işlemi 60 ila 100 gün sürecekti. 20 Aralık'ta Rusya Başkanı Vladimir Putin ise 14'üncü Yıllık Basın Toplantısı'nda ABD'nin Suriye'den çekilme kararının ne anlama geldiğinden emin olmadığını, çünkü Amerikan askerlerinin 17 yıldır Afganistan'da olduğunu ancak her yıl askerlerini çekeceklerini söylemelerine rağmen hala orada olduklarını söyledi. 6 Ocak günü ABD Başkanı Donald Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Ankara'ya yapacağı ziyaret öncesi İsrail'e gittikten sonra ABD askerleri, Suriye'nin kuzeyindeki Kürtleri korumaya yönelik bir anlaşma olmadan bölgeden çekilmeyeceğini söyledi ve Donald Trump'ta çekilmek için süre vermedim açıklamasında bulundu. Putin olacakları öngördü sanki. Sizce buradaki Kürtleri koruma politikası nedir? Bu neye işaret ediyor? 

Trump Suriye'den çekilmeyi zaten istiyordu. Hatta geçtiğimiz yaz buna yönelik bir takım girişimler oldu. Putin ve Trump Viyana'da görüştük ve sonra Suriye'deki sorunlar teker teker çözülmeye başladı.

Peki Suriye'deki sorunlar neydi?

Suriye dediğimiz yer şuan dağınık bir ev gibi… Trump evi terk etmeden önce toparlamak zorunda çünkü aksi halde dağınık olan bu evin komşusu İsrail zarar görebilir. ABD için İsrail'in güvenliği çok önemlidir. İsrail'in beklediği şey Suriye'deki İran nüfuzunun azalmasıdır. Aynı şekilde Golan Tepeleri dediğimiz bölgedeki sorunun çözülmesi de gerekiyor. Geçtiğimiz yaz yaşanan Trump-Putin görüşmesinin ardından Rusya dış işleri “İran ve Türkiye'nin iç savaştan sonra geri dönmesi gerekeceği” lafını etti. Golan Tepelerindeki sorun çözüm yoluna girdi. Hatta İsrail dışişleri memnuniyet açıklaması yaptı. İran'ın Suriye'deki askeri yetkilisi olan Kasım Süleymani “zamanı gelince çekileceğiz” dedi. Sahadaki provokasyon örgütü Beyaz Baretler grubu bile çekildi Suriye'den. Öte yandan PYD ile rejim görüşmeye başladı. Rejim, İdlib'e yapılacak saldırı için PYD'yi istedi. PYD ise karşılığında Afrin'i talep etti. Ve bunların tamamı Putin-Trump görüşmesinden sonra kısa süre içerisinde yaşandı.

Peki, neden gerçekleşmedi?

Bunlar olduktan sonra bir anda gündem değişti. Trump hakkında yürütülen soruşturma aniden eşik atladı. ABD basını (Trump muhalifi olan basın) Suriye'de yeni kimyasal silah saldırısı olabileceğini iddia etti. Rejim ve Rusya suçlandı. ABD senatosu Rusya'ya yaptırım kararı aldı. Hatta Time dergisi Trump'ın oval ofiste boğulan resmini kapak yaptı. Başkanın azli konuşulmaya başlandı. Yani adeta bir el Suriye'deki gelişmeleri engellemek için devreye girdi. Böyle olunca Trump, süreci dondurmak zorunda hatta geri adım atmak zorunda kaldı. Neticesinde süreç engellendi.

con1235gfjvbAFDHSNGR

Şimdi, yeni bir deneme mi oluyor?

Trump'ın ilgili tweetini okuduğunuzda “6 ay önce çekilecektim ama ikna edildim” diyor. Aslında ikna edilmekten kastı bu engelleme süreci bana kalırsa. Ama adam engellendim diyemeyeceği için ikna edildim demeyi tercih ediyor. Öte yandan yeniden bir girişimde bulunduğunu da dolaylı olarak söylemiş oluyor. Putin de “emin değiliz” diyerek rölantide kalıyor. Yani temkinli davranıyor. Geçen defa olanları o da biliyor çünkü. Somut adım görmek istiyor. Normal.

Peki, Türkiye açısından ABD'nin çekilmesi ne tür gelişmeler yaratabilir?

Türkiye için ABD'nin bölgeyi terk etmesi çok da olumlu sayılmaz. Çünkü Türkiye'nin politik manevra kabiliyeti, Rusya ve ABD'nin çıkar çatışması yaşaması sayesinde ortaya çıkıyor. Bu iki güç anlaşırsa bizim alanımız daralır. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve aynı zamanda yine IŞİD'le ilgili yeni bir göreve daha atanan James Jeffrey, aylar önce Haziran 2018'de bir makale yazdı. Daha o zaman okumuştum. Türkiye ABD'nin Suriye'den çekilmesini istemedi demişti. Şimdi bu adam bölgede çok etkili bir pozisyonda... Yine Associated Press'e konuşan bir yetkili de Türkiye ABD'den “Çekilmeyi zamana yaymasını istedi” şeklinde haber geçti. Bunlar birbiriyle tutarlı ve konuyu açıklığa kavuşturan detaylar.

CON23DGNCVSGAasfdgbnm

ABD'nin çekilmesi sizce neden aleyhimize?

Çünkü ABD çekilirse bıraktığı boşluğu Rusya doldurur. Yani rejim doldurur. Rusya ve rejimin PYD ile çok büyük düşmanlığı yok. ABD çekilince rejim ve PYD Rus kontrolünde bir araya gelip anlaşır.

''YA ANLAŞIR YA DA TÜRKİYE İLE BAŞ BAŞA KALIR''

Tabi bu anlaşmanın da Türkiye'yi tatmin etmesi gerekir. Zaten PYD'nin pek şansı da kalmaz. Ya anlaşır ya da Türkiye ile baş başa kalır. Hal böyle olunca ABD'nin çekilmesi Rusya'nın işine gelir. ABD çekilmediği sürece Rusya'nın PYD bölgesinde etkinliği olamaz ama Türkiye'nin olur çünkü Türkiye NATO üyesidir. Bu nedenle ABD'nin çekilmemesi ve bizim böyle bir zamanda Fırat'ın doğusuna geçmemiz daha yararımıza ama bunun nasıl olacağı da çok belli değil açıkçası. Çünkü ABD, Türkiye'nin operasyonunu istemiyor.

Suriye'de önümüzde ne tür gelişmeler olabilir?

Büyük devletler önemli konularda anlaşma sağladığı zaman bu en çok büyük olmayan devletlere zarar verir. Tarihte de hep böyle olmuştur. Almanya ve Rusya, Balkanlarda anlaştığında 93 harbi gerçekleşti ve Osmanlı büyük zarar gördü. Yine, Rusya ve İngiltere 1900'lü yılların başında sorunlarını çözünce, Osmanlı'nın parçalanması konusunda ciddi anlaşmalar sağlandı. Savaşta mecburen Almanların yanında bulunduk. Yine Soğuk Savaş bitince olan Yugoslavya'ya oldu. Çünkü çatışma ortamından istifade ediyorlardı.

''TÜRKİYE, RUSYA VE ABD'NİN ÇIKAR ÇATIŞMASINDAN FAYDA SAĞLIYOR''

Bugün Türkiyemiz, Rusya ve ABD'nin çıkar çatışmasından fayda sağlıyor. Fakat iki ülkenin anlaşması halinde bundan zarar görecektir. Rusya'nın temel hedefi ABD'nin bölgede tek başına hegemonya kurmasını engellemek. Zaten Suriye sahillerinde deniz üssü elde ettiler. Sıcak denize inmiş oldular. Bu büyük başarıdır. Esad rejimini de korudular. İstediklerini aldılar. ABD de, Fırat'ın doğusunda PYD üzerinden Kürtleri kontrol etmek ve mümkünse Irak Kürtleri ile entegre etmek istiyor. Ve tabii, İran'ın bölgedeki etkinliğini kırmak istiyor. Bu sorunlar çözüldüğünde Ruslar ABD'nin PYD'yi örgütlemesine ne kadar ses çıkarır? Türkiye'nin PYD terörünü bitirmesine ne kadar yardımcı olur? Belirsiz. Çünkü istediğini zaten almış. Ötesine çok karışacağını sanmıyorum.

Peki, Türkiye masadan eli boş mu ayrılacak?

Yüksek ihtimalle hayır. Türkiye kazanım elde etti. Küçük bir bölgeyi tutuyor.  Belirli sayıdaki sünni nüfus ve onların askeri birlikleri ile müttefik oldu. Muhtemelen ileride kurulacak Suriye masasında, Türkiye Sünniler için bazı kazanımları sağlayacaktır. Ama PYD'nin püskürtülmesini sağlaması zora girecektir. Belki PYD'ye, Türkiye'yi tatmin edecek bazı yaptırımlar uygulanır ama mesele Türkiye'nin istediği şekilde çözülür mü? Zor. Bu yüzden Rusya ve ABD'nin yani büyük devletlerin anlaşması bizim için o kadar da iyi şey değil. Aynı şekilde Irak Kürtleri ile PYD'nin anlaşması da aleyhimize olur. Gerçi PYD uzun süredir Barzani ile anlaşmaya uzak duruyor ama ABD'nin çekilme resti onları korkutabilir ve ABD'nin isteği üzere Barzani ile anlaşabilirler. Trump'ın çekilme restine bu açıdan da bakmak gerekir. PYD'nin burnunu sürtmüştür. James Jeffrey bugün hem Irak'la hem PYD ile hem de PYD'nin Suriye'deki rakibi Kürt örgüt ENKS ile irtibat halinde. Dikkatle izlemek gerek.

Gündemde son zamanlarda Meryem (Mariam) Kavakçı'nın Cumhurbaşkanı Danışması olması epey konuşuluyor. 3 Mayıs 1999 senesi seçimlerinde iki başörtülü kadın aday TBMM'ye girmeye hak kazanmıştı; MHP'den Nesrin Ünal ve Fazilet Partisi'nden Merve Kavakçı. O zamanlar kamuda başörtüsü yasağı vardı. TBMM'deki yemin töreninde, MHP'li başörtülü milletvekili Nesrin Ünal, başını açarak yemin etti. Kavakçı ise, yemin töreninin ortasında Meclis Genel Kurul Salonu'na başörtüsüyle girince, Genel Kurul bir anda karıştı. Başbakan Ecevit ‘lütfen bu hanıma haddini bildiriniz' dedi ve Kavakçı yemin edemedi. Bundan sonra, Kavakçı'nın 5 Mart 1999 tarihinde yemin ederek ABD vatandaşı olduğu, vatandaşlık konusundaki bu yeni durumunu da resmen Türkiye Cumhuriyeti'ne bildirmediği ortaya çıktı. Bu sebepten ötürü Kavakçı'nın milletvekilliği düşürüldü ve Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldı. Ki şu ayrıntıyı da eklemek isterim bu olaydan 2 yıl sonra Fazilet Partisi kapatılıyor. Demirel, Kavakçı için ‘Ajan, provakatör' demişti. Ancak ne olduysa yıllar sonra Merve Kavakçı dava açarak tekrar Türk vatandaşı oluyor ve Türkiye'ye geliyor. Kızı da Cumhurbaşkanı Danışmanı oluyor. Zaten olaylar bundan sonra kopuyor. Ortaya birçok soru atıldı. Ajan mı? Cumhurbaşkanı Erdoğan neden ABD vatandaşı birini danışmanı yapar gibi sorular türedi. Yoksa o dönemde partinin kapatılması birilerinin yararına mı oldu? Sizce bu olay nedir?

Ajan mıdır değil midir yorum yapamam ama şunu söyleyebilirim: O dönem yaşanan bu olay nedeniyle en çok zararı Fazilet Partisi gördü. Zaten 28 Şubat Süreci'nin etkisi geçmemişti. Bunun üzerine böyle bir hadise laik çevrelerin tepkisini alevlendirdi ve Fazilet Partisi çok sıkıntılı bir dönemde bir kere daha “laiklik düşmanı” konuma düşürüldü. Hatta kapatma davasında bu olayın da konu edildiğini hatırlıyorum. Bu durumda Kavakçı ya bilerek yahut bilmeyerek kendi partisine büyük zarar vermiş oldu bu hareketiyle. Olay günü yanında kimin olduğuna da bakmak lazım… İsim vermeyeyim. Okuyanlar internetten açıp baksınlar. Çok tuhaf bir isim o gün mecliste Kavakçı'nın yanındaydı.

Kendi partisine zarar vermiş olabileceğini mi düşünüyorsunuz?

Zarar vermiş olabileceğini düşünmüyorum çünkü zaten zarar verdi. Öyle kritik bir dönemde ve Fazilet Partisi'nin güçsüz olduğu bir süreçte yaraya tuz basarcasına tepki toplayan bir eylemde bulunmak durumu daha da kötüye götürdü. Bunu tahmin etmek de zor değildi. Kavakçı ya bunu öngöremedi yahut… Orasını da artık okurlar düşünsün. Sonuç olarak Fazilet Partisi'nin kapatılmasıyla son bulan süreç yaşandı. Bu hadise siyasal yaşamda kimlere yaradı kimlere yaramadı bakmak lazım. Çok kritik bir hadisedir.

Venezuela'da 2.Maduro dönemi başladı. Ancak ABD, bu durumdan rahatsız gibi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Venezuela'daki yeni bir hükümete geçmesi gerektiğini, oraya demokrasi getirmelerini istediklerini ifade etti. ABD, bundan 16 sene önce Irak'a da demokrasi götüreceklerini ifade etmişti ancak Irak'ta yüzlerce sivil ölmüştü. Ayrıca Maduro, ABD'nin kendisine karşı suikast planladığını ve hükümetini düşürmeye çalıştığını öne sürmüştü. Sizce ABD- Venezuela arasındaki bu ‘demokrasi' sorunu nedir?

Demokrasi kavramı Amerikan emperyalist terminolojisinde farklı bir manaya geliyor. Ele geçirmek, işgal etmek gibi… Yani ABD bir ülkede demokrasi istiyorum diye söylenip duruyorsa orasını ele geçirmek istiyordur. Ama mesela Suudi Arabistan'da demokrasi yok ve ABD orasıyla ilgili demokrasi açıklamaları yapmıyor. Niye? Çünkü zaten elinde…

ABD Venezuela'yı ele geçirmek mi istiyor?

Orada ABD düşmanı bir hükümet var ve bu düşmanlık bir gelenek halini almak üzere. Yani devlet yaklaşık 20 yıldır ABD karşıtı konumda. Önceki lider Chavez bunu başlattı ve yerine gelen Maduro devam ettiriyor. Bu durum bölgede başka ülkeleri de etkileyebilir. Böylece yeni ABD düşmanı hükümetler türeyebilir. O nedenle bu zararlı örneği yok etmek istiyorlar. Ama Irak'ta olduğu gibi ABD'nin askeri operasyonu olma ihtimali düşük.

ABD'nin askeri operasyonu olma ihtimali niye düşük?

Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra ABD'ye karşı büyük bir sempati vardı. Hatta Saddam Kuveyt'i işgal ettiğinde ABD Irak'a savaş ilan etti ve hemen her ülke bu savaşta ABD'yi destekledi.

''ARTIK ABD KAFASINA GÖRE SAVAŞ İLAN EDEMİYOR''

Çünkü hem güçlüydü hem de haklı görülüyordu. Ama 2003'te Irak'a yeni bir savaş ilan edildiğinde pek çok ülke, hatta Avrupa dahil, ABD'yi haklı görmedi. ABD yine de bahane üretip Irak'ı işgal edince büyük antipati kazandı. Artık ABD kafasına göre savaş ilan edemiyor çünkü bunu yaparsa çok daha büyük öfke toplar ve yeni düşmanları bundan istifade edebilir.

Peki, şimdiki bu yöntem nedir?

Suriye'de bir yöntem denendi. Nedir bu yöntem? Önce ülkeyi terör yöntemiyle istikrarsızlaştırdılar. Yani IŞİD'le… Daha sonra ülke içinden bir aktör müttefik olarak seçildi. Yani PYD… Böylece ABD, iç savaş yaşanan ve tüm dünyayı olumsuz etkileyen Suriye'ye müttefikleri vasıtasıyla girmiş bulundu. Daha kaotik ve daha dolaylı bir yöntem bu… İleride başka ülke ve bölgelerde görebiliriz. Mesela Doğu Türkistan'da…

Peki, Venezuela'daki yöntem nedir?

Birçok açıdan paralel bir yöntem sergileniyor. Suriye iç savaşla, Venezuela ise ekonomi ile istikrarsızlaştırıldı. Zaten Maduro başarılı bir anti-emperyalist değil. Tamam, ABD karşıtı ama bu yeterli olmuyor. Ülkesini iyi yönetemiyor ve büyük hatalar yapıyor. En büyük hatası da muhalifleri hain ilan edip hapse attırmasıydı.

''VENEZUELA'NIN DOĞRU YAPTIĞI TEK ŞEY ANTİ-EMPERYALİST OLMAK''

Sonra güç duruma düşürüp serbest bıraktı. Bu ülkelerin devlet geleneği yok. Hepsi toplasan 200 yıl civarında bir geleneğe sahip. Bu süre Türkler için oldukça kısa. Bizim son imparatorluğumuzun sadece duraklama dönemi ediyor. Haliyle o ülkelerde devletleri istikrarsızlaştırmak çok kolay. Birbirine düşürmek çok basit… Maalesef Venezuela'nın doğru yaptığı tek şey anti-emperyalist olmak. Onun dışında ülke yönetimi, muhalefet ile olan ilişkiler, ekonomik politikalar vs. hepsi kötü idare ediliyor. Bir de üzerine ABD'nin bozucu faaliyetleri eklenince istikrarsızlaşmaları kolaylaşıyor. Şimdi binlerce insan ülkeden kaçıp Kolombiya'ya sığınıyor. İçeride çatışma, dışarıda göç… Suriye gibi olmak üzereler.

Bu süreci neler izleyebilir? Venezuela'da neler görebiliriz?

ABD nasıl ki Ortadoğu'da müttefiklere sahipse, Latin Amerika'da da öyle. Kolombiya sadık bir müttefik… Brezilya öyle değildi fakat seçimi kazanan Bolsonaro isimli emekli asker de ABD yanlısı izlenim veriyor. Bunların yanındaki ufak ülkeler de katıldığında Venezuela karşıtı bir kamp yaratmak çok kolay. Ki yaratılmak üzere… Adına Lima ülkeleri deniyor. Birkaç Latin Amerika ülkesi Venezuela'nın durumuyla ilgili baskılar yapıyor, iç işlerine müdahale ediyor. Venezuela'da Maduro'nun işi artık çok zor. Onun çevresindekiler ve ülkenin zenginleri de terk ederse görevde kalması mümkün değil. Son bilgilere göre kendi partisinden bile karşıtlar edinmiş. En kötü ihtimalle Lima ülkeleri müdahale edebilir ve yanındakiler onu terk ederse kolayca devrilir. Sonra da muhtemelen hapse atılır.

Peki, Maduro'nun dostları yok mu?

Rusya var ama koruyabilecek durumda değil. Hem uzak hem masraflı… Rusya yalnızca ekonomik ve politik destek verebilir. Türkiye de öyle… Asker gönderecek halimiz yok. Zaten diyorum ya, yanındakiler bile terk etmeye başlamışsa iş artık bitmiştir.

Trump'ın Türkiye'ye yönelik son açıklamalarınızı nasıl buluyorsunuz? PYD'ye operasyon halinde ekonomimizin mahvolacağını söyledi.

Trump Ortadoğu hakkında çok bilgili değil. Bunu kendisi de söylüyor. Bilgili olmak zorunda olmadığını da söylüyor.Çünkü danışmanlar böyle durumlar içindir diyor.

''SİNSİ BİR SAVAŞ YÖNTEMİ''

Türkiye'nin PYD'ye saldırması hem Amerikan çıkarları hem de İsrail çıkarları için tehdit oluşturur. Bu nedenle danışmanları Trump'a bunun olmaması gerektiğini söylüyor. Muhtemelen son günlerde “Türkiye saldıramaz çünkü ekonomileri kötü” türünden bir bilgi vermiş olmalı. Trump da bu bilgiyi tweet olarak attı. Buradaki sorun ekonomi ile ilgili olandan ziyade, Trump'ın ve diğer Amerikalı yetkililerin PYD yerine ısrarla Kürtler ifadesini kullanıyor olmasıdır. Israrla Türkiye'nin Kürtleri katledebileceğini ima ediyorlar ve bu çok tehlikeli ve sinsi bir savaş yöntemidir.

Nasıl sinsi bir savaş yöntemi? Biraz açabilir misiniz?

Bu beyanlar açık bir ruhbilimsel savaş tekniğidir. “Türkiye Kürtlere saldırmamalı” derken aslında “Türkiye Kürtleri katletmek istiyor” diyorlar. Bunu sık sık diyerek dünya kamuoyunda Türkleri “Kürtleri katletmek isteyen ulus” ilan etmiş oluyorlar.

''TÜRKİYE ÇOK DİKKATLİ OLMALI''

Eğer Türkiye, Fırat'ın doğusuna operasyon yapacak olursa muhtemelen bizi etnik temizlikle suçlayacaklar ve dünya kamuoyu bir anda Türkiye'ye saldırmaya başlayacak. Amerikalıların açıklamaları bu mücadelenin girizgahı gibidir. Türkiye çok dikkatli olmalı.


Facebook Twitter Linkedin WhatsApp
  YORUM YAP / YORUM OKU
Yorum
ÇOK OKUNANLAR
Galatasaray-Real Madrid maçının ilk 11'leri
Türkiye'yi temsil eden Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi 3. haftada R
Rusya ile Türkiye'nin 10 maddelik Suriye mutabakatı
Dışişleri Bakanımız Çavuşoğlu, Türkiye'nin Rusya'yla yaptığı tam 10 ma
Trump'tan Beyaz Miğferler'e 4.5 milyon dolarlık destek
ABD Başkanı Trump, Beyaz Miğferler ismi ile bilinen ve El Kaide'nin Nu
Erdoğan: ABD'nin verdiği sözler tam manasıyla yerine getirilmiş değil
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'ABD'nin verdiği sözler tam olarak yerine getir
Soçi'de Erdoğan-Putin zirvesi sona erdi
Soçi'deki zirve sona erdi. Rusya ve Türkiye, Münbiç ve Tel Rıfat'ın bo
MSB: Ağrı'da yaralanan asker şehit oldu
Milli Savunma Bakanlığı'ndan üzücü haber geldi. Ağrı'da Doğubeyazıt il
Galatasaray Şampiyonlar Ligi'nde kayıp! 1-0
Galatasaray, Şampiyonlar Ligi maçında İspanyol devi Real Madrid'e 1-0
Rusya: YPG çekilmezse Türk ordusu tarafından ezilecek
Kremlin, YPG'nin çekilmemesi durumunda Türk ordusunun gerekli müdahale
Sağ Ok Sol Ok
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS