Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ozan Ceyhun

Türkiye-AB yakınlaştıkça Avrupa Parlamentosu uzaklaşıyor

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Eleştiri ile Türkiye'nin hiç bir sorunu yok.

Bu nedenle AB Komisyonu'nun ve AP'nin yıllık Türkiye raporlarında yer alan haklı eleştiriler hatta “hoş geldi” bile diyebiliriz. Çünkü bazen bizim ülkenin içinden göremediklerimizi dostlarımız dışarıdan görüp belirtiyorsa bunu bir kazanım sayarız. O nedenle de hiç bir zaman ne AB Komisyonu'nun yıllık Türkiye İlerleme Raporu'nun ne de AP'nin yıllık Türkiye Raporu'nun tamamına karşı tavır almadık. Kendimizin de özeleştiri ihtiyacı duyduğumuz bazı ülkemiz durumlarına yönelik haklı eleştirileri bu durumları düzeltmek için fırsat bildik. Her ne kadar sözünü ettiğimiz raporlar hak ettiğimiz bir çok konuda “bizi övmek” becerisini gösteremeseler de hem raporlara hem de bu raporları yazanlara saygılı davrandık ve özellikle tüm raportörleri “baştan sona ön yargılı” bile olsalar Türk misafirperverliğinden hiç bir zaman mahrum etmedik.

Ancak nedense özellikle AP Türkiye raportörleri arasında bazıları “haklı eleştirilerden” ziyade ya PKK terör örgütüne yakın çevrelerin, ya bir mafyavari kriminal çete olan Paralel Yapı mensuplarının ya da Türkiye'nin marjinallerinin etkisinde kalarak bırakın “haksız ve gerçek dışı iddialar ve eleştiriler” ile karşımıza çıkmalarını resmen “saçmaladıklarını da” çok gördük.

AP gibi AB'nin demokratik açıdan en yüksek temsil edildiği kurum konumunda olan bir parlamentonun Türkiye raportörü aslında büyük bir sorumluluk taşımakta.

Hoş AP'nin bu işi ne kadar ciddiye aldığını da bazen sorgulayabiliriz.

Her beş yılda bir yapılan AP Seçimi ardından oluşan meclis gruplarının karmaşık “paylaşım tartışmaları” sonucunda bir Türkiye raportörü de belirlenmekte. Daha önce AP milletvekili olmayan ve aslında Türkiye konusunda uzmanlığı da tartışılacak konumda olan bir raportör de seçilse parlamentosunun kararına saygı bağlamında lafımız olamaz.

Ancak bu tip pazarlıkların nasıl yapıldığını ve KPK eş başkanlığı ya da raportörlük gibi görevlerin nasıl belirlendiğini çok iyi bilen ve de yaşamış bir AP eski milletvekili olarak kamuoyunun da bilmesinde yarar görüyorum.

Örneğin 1999 AP Seçimi sonrası o dönem AP milletvekili olan Daniel Cohn-Bendit AP'nin İsrail ile ilgili KPK'sının eş başkanı olmak için yanıp, tutuşmaktaydı. Mensubu olduğu Yeşiller Meclis Grubu tüm pazarlıklarda bu hedefe ulaşmak için çok çırpındı. Türkiye ile ilgili KPK için ise kadro belirlenmişti. Ancak İsrail ve AP içinde bir kesim bence ender olarak çok haklı olarak Daniel Cohn-Bendit'in zor bir görev olan İsrail ile ilgili bir KPK'ya eş başkan olmasına şiddetle karşı çıktılar.

“Kabak Türkiye'nin başında patladı” ve zaten AB üyeliği konusunda AP'de pek kimsenin taraftar olmadığı Türkiye ile ilgili KPK'nın eş başkanı Danile Cohn-Bendit oldu. İlişkiler açısından ne yaparsa yapsın olumsuz yönde bir gelişmenin nasılsa sakıncası yoktu.

Şimdi de iyi kötü bir AP Türkiye raportörümüz var.

Meclis grupları arasındaki pazarlıklar sonucu daha önce hristiyandemokratlarda olan bu görev sosyalistlerce üstlenildi. Onlar da Hollandalı sosyalist milletvekili Kati Piri'yi bu görev için uygun buldular. Buraya kadar diyecek bir şey yok.

Türkiye'de elbette parlamento kararına saygısı gereği bugüne kadar AP Türkiye Raportörü'ne istediği her alanda her türlü kolaylığı gösterdi.

Raportör de ilk yaptığı açıklamalarda “objektif” olacağını dile getirdiğinden hepimiz çok sevindik.

Her ne kadar bazen özellikle AP'nin hiç çalışmadığı ve herkesin tatilde olup “dünya karışsa kımıldamadığı” noel zamanlarında Türkiye'de mafyavari Paralel Yapı çetesi ile ilgili bir gelişme olduğunda raportör içeriği sanki paralel yapının Brüksel'deki mensuplarınca yazılmış hissi uyandıran basın açıklamaları ile hepimizi çok şaşırttığı anlar olsa da ön yargılı bakmamaya çalıştık.

Ama yaşamakta olduğumuz bu günlerde AB ve Türkiye'nin bu derece yakınlaştığı ve hatta dün ve bugün Türkiye'den üç bakanın Brüksel'de olduğu ve de “17. Ekonomik & Parasal Politika faslının Türkiye-AB Katılım Konferansında müzakerelere açıldığı bir dönemde Sayın Piri'nin geçen hafta gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretinin ardından söyledikleri büyük hayal kırıklığı yarattı.

Sayın Piri belki hala fark etmemiş olabilir, ancak Türkiye DAEŞ, PKK ve PYD gibi terör örgütlerine karşı haklı savaşta AB değerlerini savunan ülke.

Kendisi “Kürt Sorunu çözülmeden Türkiye'nin AB'ye giremeyeceğini” buyurmuş. İlk önce hemen belirtelim, eğer Türkiye günün birinde AB üyesi olacaksa bu tarz “yanlış içerikli” demeçlere ve onları verenlere rağmen olacak. Diyarbakır'da “sivillere ve tarihi eserlere saldırıları AP'ye taşıyacağım” demiş. “Günaydın” diyoruz ama endişeliyiz. Acaba Sayın Piri “Türkiye'nin Kürt Sorunu'nu çözmesini istemeyenlerin”, Diyarbakır'da hendekler kazarak Baro Başkanını, sivilleri katledip tarihi eserleri yakıp yıkanların PKK'lı teröristler olduğunu fark edebildi mi?” diye.

“Bu dünyanın mirası hepimizin derdi. Peşine düşeceğiz” derken acaba PKK terör örgütünün peşine düşülmesi gerektiğinin bilincinde mi?
Ayrıca Türkiye'ye bu derece “Fransız kaldığını da” “özerklik” konusunda dediklerinden anlamaktayız. Türkiye'de PKK terör örgütü ve onun destekçileri dışında hiç bir Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı “özerklik” talep etmemekte.

Sayın Piri acaba “Kürtlerle konuşuyorum diye kimlerle konuştu?”. Özerklik için “iki tarafın masa başına oturmasını” buyurmuş. Kastettiği taraflardan biri acaba son aylarda Türkiye'deki çözüm sürecini baltalayan ve onlarca insanı katleden ve de aynı Paris'te olduğu gibi Türkiye'nin üç ayrı kentinde maalesef gerçekleşen büyük katliamlarla bağlantısı olduğu şüphesi dile getirilen PKK terör örgütü mü?
Sayın Piri'nin bu konuda Europol ve en azından Hollanda Güvenlik Birimleri temsilcileri ile konuşup bilgilenmesinde yarar var.

Sayın Piri “PKK terör örgütü” konusunda AB temel ilke ve değerleri açıısından iyi bir değerlendirme yaparsa belki özeleştiri yapması gerektiğini de görecektir.

Türkiye'de “tarafların şiddeti” diye bir durum yok. Türkiye'de barış için var olan her çabayı sabote eden ve bu amaçla sadece Türkiye'yi değil Irak ve Suriye'yi de kana bulamak hedefini güden bir terör örgütü olan PKK'ya karşı verilen yani teröre karşı verilen bir mücadele var.

Ve Türkiye insanının, Türkiye demokrasisinin ve de hukuk devletinin Brüksel'den “saçma nasihatlere” değil teröre karşı alıncak ortak tavırlara ve terörizme karşı verilen mücadeleye desteğe ihtiyacı var.
Bilmem anlatabildim mi?

  YORUM YAP / YORUM OKU
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS