Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO
" "

Ozan Ceyhun

Sığınmacılar ve Avrupa Birliği

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Avrupa Birliği ve üyesi ülkeler son aylarda sığınmacıların akını karşısında “ne yapacaklarını şaşırmış” durumdalar.

Oysa sığınmacıların canları pahasına AB'ye ulaşabilmek için verdikleri çaba çok doğal. AB sadece ulaştığı refah seviyesi nedeniyle değil aynı zamanda dünya kamuoyu nezdinde özellikle AB değerleri nedeniyle bir tür “demokrasinin kalesi”.

Diktatörlerin zulmünden kaçanların umudu AB üyesi ülkelerden birine ve mümkünse hem demokratik hem de en zengin olanına ulaşıp “özgürlükler ortamında insanca yaşayabilmek”.

AB dünya kamuoyu nezdinde “demokrasinin en fazla tadına varıldığı diyar” namına sahipse de pratikte bunun böyle olmadığını en başta AB'ye sığınan sığınmacılar yaşamak zorunda kalmakta.

Düşünün Suriye'nin zalim diktatörü Esad'ın zindanlarından, işkencelerinden kaçmak için DAEŞ, PKK ve PYD terör örgütlerinin egemen olduğu topraklardan geçmek zorunda kalarak Ege ya da Akdeniz kıyılarına ulaşabilen sığınmacılar Ege'nin ve Akdeniz'in özellikle kış aylarında yoğunlaşan fırtınalar ve azgın dalgalar arasında çürük botlar içinde bir AB üyesi ülkeye ulaştıklarında ilk olarak o ülkenin askeri ve polisinin “insanca” diye tanımlayamayacağımız davranışlarına muhatap olmak zorunda. Daha iki ay önce bir Yunan sahil koruma gemisinin askerlerinin içinde çok sayıda sığınmacı olan bir şişme botu delik açarak batırmaya çalıştıklarını bir Türk sahil koruma gemisi belgelemiş ve bu nedenle Yunan deniz kuvvetleri komutanı “özür dilemek” zorunda kalmıştı.

Sığınmacılar AB üyesi ülkelerden birine ulaştıklarında öylesine kabul edilmez uygulamalara maruz kalıyorlarki doğal olarak o ülkeden çıkıp AB'nin daha içlerine ve daha “zengin” ülkelerine kaçma ihtiyacı duyuyorlar. Sığınmacılara “koyun sürüsü” muamelesi yapan “ufak ve fakir” AB üyesi ülkeler neredeyse onları “sopayla” AB üyesi diğer ülkelere kaçmaya devam etmeye yönlendirmekteler.

Yani Avusturya, Almanya ve Fransa'ya ulaşabilen sığınmacı sayısı fazla ise bunda Yunan, Bulgar, Romen, Macaristan, Çek ve Slovak asker, polis ve devlet yöneticilerinin payı oldukça “yüksek”.

Avusturya ya da Almanya gibi AB üyesi ülkelere ulaşabilen sığınmacıları ise gerçekten “sığınmacı düşmanlığı” beklemekte.
Örneğin Almanya'da elbette sığınmacıların insanca koşullarda ve güven içinde yaşamaları için çırpınan insanlar, görevliler ve devlet yöneticileri var. Ancak buna karşın her geçen gün güçlenen ve sadece “sığınmacılara” değil “yabancılara” ve özellikle “müslümanlara” karşı geniş yığınlara propagandayı arttıran ırkçılık ne yazıkki AB'nin en güçlü ve kendini tüm dünyaya “demokrasinin beşiği” gibi tanıtan ülkesinde sığınmacılar tatsız olaylar yaşamaktalar.

Düşünün Almanya'nın Bavyera Eyaleti'nde kimi sorumlular sığınmacıları kendi sorumlu oldukları bölgelerde yerleştirmemek için onları otobüse bindirip Berlin'e götürüyorlar. Sığınmacılar neredeyse “istenmeyen bir koyun sürüsü” gibi bir yerden bir yere tamamen istekleri dışında nakledilirken aslında uğradıkları muamele de insanlık adına “utanç verici”.

Hele İsviçre! Bu ülke iyiki AB üyesi değil. Yoksa AB bu ülke nedeniyle tam bir skandal yaşayabilirdi.

İsviçre tüm uluslarası evrensel değerleri ayaklar altına alarak sığınmacıların ceplerindeki paralara el koymakta. Zalim diktatör Esad'ın zulmünden zar zor kaçan ve varlarını yoklarını insan tacirlerine kaptıran sığınmacıların son kalan paralarını da İsviçre zorla almakta. Avrupa adına “utanç verici” bir uygulama!

Tüm bunlar olurken neredeyse 3 milyona yakın Suriyeli'nin sığınmış olduğu Türkiye'ye yönelik olarak AB'nin söz vermiş olduğu yardımlar ise bloke edilmeye çalışılıyor. İtalya bu konuda “çirkin bir çıkış” yaparak yardımları engellemeye çalışıyor. Oysa sığınmacı sorununun bir ülke için ne anlama geldiğini en iyi bilen ülkelerden biri İtalya!

AB içinde bazı çatlak sesler Türkiye'ye yönelik yardımı engellemeye çalışırken Türkiye'yi de “yeterince sığınmacı yakalamamakla” suçlamaktalar. Oysa Türkiye şimdiye kadar binlerce sığınmacının hem AB'ye kaçak geçişini hem de bu uğurda yaşamlarını yitirmelerini sağlamış tek ülke. En başta İtalya olmaka üzere AB üyesi ülkeler çok iyi bilmekteler. Günümüzde sığınmacıların AB'ye yönelik akınını “sıfırlamak” imkansız. İspanya, İtalya ya da Yunanistan tüm aldıkları önlemlerle ve hatta AB'nin süper yardımları ve de Frontex desteği ile bu konuda başarılı olamamaktalar.

Buna karşın bir yandan PKK, DAEŞ ve PYD terör örgütlerinin hepsine karşı yani terörizme karşı top yekün savaş veren Türkiye diğer yandan AB ile olan sınırlarında kaçak göçün olmaması için bir ülke olarak üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmekte.

Türkiye'yi bu konuda eleştirenler açık konuşsunlar. Türkiye AB sınırına mayın mı döşesin? Bunu insanlık adına yapmayacak elbette Türkiye! Türkiye ile sınırı olan AB üyesi ülkeler yapabilir mi böylesine zalimliği?

Tekrar ediyorum. AB'ye mülteci akını sığınmacıların kaçmak zorunda kaldığı diktatörlük yıkılmadan yani “kaçmalarına neden olan nedenler ortadan kaldırılmadan” kesinlikle “sıfırlanamaz”.

İşte bu nedenle AB içinde hem kendi sorumluluklarını yerine getirmeyip, hem sığınmacıları ülkelerinde istemeyip hem de Türkiye'ye mali yardıma karşı çıkanlar bence “samimi” değiller!

Türkiye'den bir yönetici değil Almanya Şansölyesi Merkel dile getirmekte gerçeği. Pazar Günü bir kez daha Angela Merkel, 2,5 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye'nin çok az uluslararası yardım aldığını söyledi.

Kendi ülkelerine gelen sığınmacılara doğru dürüst yaşam koşulları sunmayan AB ülkelerine mesaj verirken Merkel “Sığınmacıların durumunu iyileştirmek istiyoruz. Türkiye'nin barındırdığı 2,5 milyon sığınmacı arasında en az 900 bin çocuk var. Bunların okula gitmesi, meslek eğitimi alması gerekiyor. Burada Türkiye, şimdiye kadar çok az uluslararası yardım aldı” diyerek AB'nin sorumluluklarını hatırlattı.

Dileriz bu mesajlar boşa gitmez!

  YORUM YAP / YORUM OKU
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS