Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ekin Gün

Sen Hep Konuş Reis…

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült

Hayatımda hiçbir zaman tek bir kişiye devasa anlamlar yüklemedim, yüklemek de istemedim.

Hayatımda tek bir kişinin milyonların özgürlüğünü ve haklarını tek başına getirebileceğine inanmadım, inanmak da istemedim.

Hayatımda tek bir kişinin kendini geçip kelle koltukta mücadele ederek dünyaya karşı tek başına mücadele edebileceğini düşünmedim, düşünmek de istemedim.

Ta ki Erdoğan siyaset sahnesine çıkana kadar.

Ta ki Erdoğan'ın hem iç hem de dış düşmanlarla amansız bir savaşın içine girdiğini görünceye dek.

Bugün Türkiye'de Erdoğan'ın mücadelesini ne hiçbir analiz tam manasıyla anlatabilir, ne de onun için çekilen belgeseller Erdoğan'ın mücadelesini anlatmaya yetebilir.

Ne de hiçbir değerlendirmenin bugünden itibaren bir kıymet-i harbiyesi yok artık.

Belki çok kısa, belki de çok sade bir şekilde akademik kelimelere, entelektüel kavramların içine girmeden üstüne basa basa her gün söylememiz gereken şeyler var.

Erdoğan Yeni Türkiye'nin garantisi.

Erdoğan iç ve dış güçlerin dönmek istediği Eski Türkiye'nin önünde duran tek engel.

Erdoğan yüreğiyle siyaseti harmanlayan ve bu siyasetini en zor zamanında yalnız başına kalma pahasına arkasına sadece halkın gücünü alarak er meydanına çıkan ve şer ittifaklarının üzerine ölümü göze alarak giden tek lider.

O nedenle hem küresel güçler hem de küresel güçlerin Türkiye şubeleri onu bir şekilde indirmek istiyor.

O nedenle “diktatör, katil” sıfatlarına maruz kalıyor.

O nedenle “ya adam gibi gider, ya da gitmek zorunda kalır” deniyor.

O nedenle ölümle, ailesiyle tehdit ediliyor.

O nedenle Erdoğan'ın her fırsatta çıkıp kendilerine karşı meydan okumasından rahatsızlar.

O nedenle Erdoğan'ın girmiş olduğu amansız mücadelesinden dönmeyeceğini bildikleri için her fırsatta karalama kampanyaları düzenleyerek onu itibarsızlaştırmaya kalkıyorlar.

Bu şer odakları Erdoğan gittikten sonra Türkiye'de istedikleri gibi cirit atabileceklerini çok iyi biliyorlar.

İstedikleri gibi halka zulüm yapacaklarını, istedikleri gibi her istediklerinin halka rağmen olacağını, istedikleri her şeyin Türkiye üzerinde hayat bulabileceğini çok çok iyi biliyorlar.

Tüm bunları yapmalarının önündeki tek engel ve evet tek gerçek engel Erdoğan.

Dün İstanbul Yenikapı'da “Milyonlarca Nefes, Teröre Karşı Tek Ses” mitingi düzenlendi.

Meydandaki kalabalık milyonlarla ifade edilebilir ancak.

Erdoğan'ın konuşması ya da bugüne kadar her insanoğlu gibi Erdoğan'ın bazı hataları tartışılır, konuşulur.

Bu noktada yapıcı eleştiriler yapılır, herkes kendi fikrini meşru temeller içinde söyler.

Lakin unutulmamalı ki gereken bir şey var ki o da Erdoğan'ın her kriz anında halk dışında yanında kimsenin olmayışı.

Evet Erdoğan yalnız bir insan.


17-25 Aralık'ta da yalnız mücadele etti, aynı şekilde Gezi Darbesi'nde de tek başına dik durarak mücadele etti.
Arkasında sadece halk vardı.

Bugün Erdoğan aynı bu Türkiye'ye karşı yapılan darbe hareketlerindeki mücadelesinde olduğu gibi yine yalnız ve arkasında sadece yine halk var.
Bugün yine tüm şer odaklarının okları Erdoğan'a çevrilmişken Erdoğan yine yalnız bir şekilde mücadele ediyor.

“Malazgirt Zaferi'ni kimlere karşı kazandıysak karşımızda yine o düşman var” diyerek satır arasında dünyaya karşı meydan okumasının mesajını bu halkın anladığını düşünüyorum.

Yine geçmişteki darbe hareketlerinde olduğu gibi bu mesajdan sonra halkın safları sıklaştırarak Erdoğan'ın yanında daha güçlü bir şekilde duracağına inanıyorum.
En azından umut fakirin ekmeği misali umut ediyorum.

1 Kasım'a belki de 2002'den bu yana en önemli seçime gittiğimiz şu dönemde Erdoğan'ı oradan indirmek isteyenler PKK'yı taşeron örgüt şeklinde kullanan küresel güçlerden başkaları değil.

Erdoğan'ı oradan indirmek isteyenler bu küresel güçlerin ülke içindeki legal görünümlü ama illegal örgütlere hizmet eden parti ve medyalarından başkaları değil.
Onu Minute” ile başlayan ve “Dünya 5'ten Büyüktür” ile devam eden Türkiye'nin dünyaya meydan okuması küresel güçleri rahatsız etti.

Tıpkı Türkiye içinde küresel güçlerin taşeronu haline gelen yerli gibi gözüküp de ithal olan bazı şer odaklarını rahatsız ettiği gibi.

Üçüncü havalimanı, üçüncü köprü, Kanal İstanbul, Selahaddin Eyyubi'nin adını alan havalimanı dünyayı nasıl rahatsız ettiyse dün adım gibi eminim ki Erdoğan'ın konuşması dünyayı o derece rahatsız etti.
Nasıl mı?

Erdoğan Çin'e gittiğinde milli para ve İpek Yolu'nun ticarete açılmasından bahsettiğinde Türkiye'ye karşı operasyon düzenleyen küresel güçler Erdoğan'ın dün “yerli ve milli 550 vekil” sözünden rahatsız oldular.

Aslında “Malazgirt'te zafer kazandığımız düşmanın bugün başka isimle karşımıza çıktığını” söyleyen Erdoğan aynı şekilde “yerli ve milli 550 vekil” derken dünyaya karşı meydan okuyordu.

Bu meydanı milyonların karşısında okuyan Erdoğan'ın o milyonlardan başka kimsesi yok bugün.

Kabul edelim etmeyelim gerçek bu.

Gerçek küresel güçlerin Erdoğan'ı hangi şekilde olursa olsun oradan indirmek isteyişi.

O nedenle bu 1 Kasım çok önemli.

Türkiye yerli ve milli bir ülke mi olacak yoksa Türkiye yerinde sayan ve dünyaya bağımlı bir ülke mi olacak?

1 Kasım'da oylanacak olan bu kadar basit.

Derin analizlerle, üç-beş kişinin anlayabileceği akademik kavramlarla olayı anlatmaya gerek yok.

Olay Erdoğan'ın konuşmasından sonra meydanda çalan Arapça-Kürtçe ve Türkçe dilde söylenen o şarkıdaki kültür beraberliğimizi küresel güçlerin tehdit etmesinden başka bir şey değil.

Bugün belki de herkes, bugün belki de ülkesini ve insanını seven herkes safları sıklaştırmalı, dünden daha güçlü bir şekilde Erdoğan'ın yanında durmalıdır.

Evet yazının başında da dediğim gibi belki de dünya siyasi literatüründe ilk kez bir lider figürü ülkesiyle bu kadar özdeşleşiyor ve belki de ilk kez bir siyasi liderin hedefe konulması bu kadar açık seçik bir biçimde yapılıyor.

Bundan sonra Erdoğan'ın her konuşmasından rahatsız olacaklar ve her konuşmasını saptırarak bir yerlere varmak isteyecekler.
Varsın dursunlar.

Bu saatten sonra söylenebilecek ve belki de o milyonların Türkiye'nin 2002'den bu yana geçirmiş olduğu darbe tezgahlarına karşı söyleyebileceği iki cümle var.

Sessiz bir şekilde…

Sessiz bir çığlıkla…

Ama bıkmadan usanmadan…

“Sen hep konuş Reis…”

“Allah seni başımızdan eksik etmesin Reis…”

  YORUM YAP / YORUM OKU
EKİN GÜN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS