Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ozan Ceyhun

“Paralellere” rağmen gücü artan Türkiye

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Türkiye’de “paralel çete” ve malüm medya grupları ve de “iflah olmaz” kemalist oligarşi artıkları sürekli “kara propaganda” yaparak “Türkiye’nin uluslararası alanda imajının kötü” olduğunu ve de en son Irak’ta gündeme gelen IŞİD operasyonunun ardından “Türkiye’nin zayıf düşmüş bir ülke” resmini yaymaya çalışmaktalar.
Özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik olarak yürütülen “dünya genelinde hakkında olumsuz konuşulan lider” tarzı “algı operasyonu” Türkiye kamuoyunu aldatmayı ve Ağustos ayında gerçekleşecek olan Cumhurbaşkanlığı Seçimi için “paralel çetenin” planlarına zemin hazırlamayı amaçlamakta.
Bu çevreler utanmasalar “Musul’da Irak’ın başına gelen tüm felaketlerde büyük bir pay sahibi olan Maliki’nin yanlış ya da kasıtlı politikaları sonucu savunmasız bırakılarak IŞİD güçlerince rehin tutulan TC Dış İşleri mensupları, Emniyet görevlileri ve diğer sivillerin yani 80 kadar vatandaşımızın” bu durumda olması dolasıyla “bayram edecekler”.
İran’da ABD’nin büyükelçilik görevlilerini kurtarmak için verdiği çabaların 444 sürdüğünü ve vatandaşının “kılına zarar gelmemesini” hedefleyen güçlü devletlerin gerektiğinde bu amaçla ne derece “derin” faaliyetler içinde olduklarını nedense “bilmiyormuş” gibi davranan ve “Türkiye’nin demokratikleşmesi ile sorunlu” bu “yurdunu sevmeyen koalisyon” bir tür “tabutlardan nemalanma” siyasetinden medet umarken ne derece “insanlık dışı” bir konumda olduğunu da sergilemekte.
Ancak tüm bu çabaları nafile!
Türkiye hem Irak’ta hem de genel olarak dünya kamuoyu nezdinde tüm içinde bulunduğu bu güç koşullara rağmen “paralellerin” beklentisinin tersine daha da “güçlü” bir pozisyona doğru ilerlemekte.
Suriye ve Irak’ta gelinen nokta geçmişte Türkiye’nin “eli kanlı diktatör Esad’a karşı” atılması gereken adımları talep etmekte ne kadar haklı olduğunu göstermekte.
Eğer doğru zamanda doğru müdahale gündeme gelse ve “faşist diktatör Esad” “müttefik kuvvetlerin de desteğiyle” hak ettiği gibi en azından ülkesini terk etmek zorunda bırakılmış olsaydı bugün IŞİD sorunu belki de bu boyutlarda olmayacaktı. Türkiye’nin tüm haklı çağrılarına rağmen “Suriye halkının haklı direnişini” desteklemeyen dünya “Esad gibi diktatörlerin” ve “Maliki gibi hem beceriksiz hem de yolsuzluklara batmış çapsız politikacıların” neden oldukları şu anki durumla karşı karşıya kalmak zorunda kalmayacaktı.
NATO ve AB gibi tüm diğerleri bunun bugün farkına vardılar ancak “çok geç kalınmış” olduğu gerçeği ile karşı karşıyalar!
“Saddam’ın komuta kademesinin de” önemli bir rol oynadığı IŞİD, Irak’ta ilerlerken Ukrayana’da tam bir “fiyasko” yaşamakta olan AB “çaresiz” bir şekilde sadece izlemekte.
Irak’ın bütünlüğünün Maliki ile sağlanma şansı olmadığını artık nihayet anlayabilmiş olan Obama ise neredeyse İran’ın müttefiki konumunda. Bir yandan ABD’yi IŞİD’in bir sorun olmasının başlıca nedeni olarak tanımlayan İran ise yüzlerce yıldır bildik taktikleriyle diğer yandan ABD’ye destek sunmakta.
Tam bir “kaos” içinde olan Ortadoğu’da israil’in had safhada “şüphe uyandırıcı sessizliğini” ise hiç yorumlamayalım.
İşte bu noktada bölge için Türkiye’nin önemi ve değeri de ortaya çıkmakta. Bölgenin en güçlü devletinin askeri ve özellikle 2002 sonrası bölge halkları üzerindeki siyasi konumu ve de istihbarat alanındaki yoğun çabaları bu coğrafyada atılacak her adımın Türkiye’siz olamayacağını da ortaya çıkarmakta.
İster Irak’a, isterse Suriye’ye yönelik olsun ve ister human isterse askeri olsun Türkiye olmaksızın hiç bir adımı atmak mümkün değil.
Daha düne kadar Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “Köln’e gelmesin” diye “döktüren kalemler nedense artık suskunlar”!
“Viyana’ya gelmesin” diyenler bir anda “susuverdiler”.
“Paris’e ya da Lyon’a gelmesin” diyen hiç olmadı.
Elbette Viyana, Paris ya da Lyon’da eski plana uygun olarak ve “dostlar alışverişte görsün” tazında bazı “ısmarlama protesto” hareketleri organize edildi ama hiç biri “Köln’dekiler gibi pazarlanmadı”.
Çünkü özellike “IŞİD” ile birlikte dünya “Türkiye ve Recep Tayyip Erdoğan” gerçeğinin aynı geçmişte “Rusya ve Putin” gerçeğini de yıpratmaya çalışmış oldukları gibi yöntemlerle “yıpratılamayacağının” farkına vardı.
Ayrıca hem de tüm dünyanın Türkiye’ye ve güçlü liderine en fazla ihtiyaç duyduğu bir dönemde.
Gözlerinin önünde Irak “el değiştiriyor” ve ancak “seyredebiliyorlar”. Ve ne yapacaklarsa onu hayata geçirirken Türkiye’ye de şiddetle ihtiyaç duymaktalar.
AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Stefan Füle geçen hafta başı Ankara’yı ziyaret ettiğinde gördük. Bazı çevreler Füle Ziyareti’nden ikinci bir “Gauck Ziyareti” yapmaya çaışıacaklardı ama denemesini bile yapamadılar.
Avusturya’nın genç Dış İşleri Bakanı Sebastian Kurz, “Türkiye’ye yönelik bir şeyler söylemişti”. Birden “bunun doğru olmadığını” okuduk. Ardından Viyana’da Başbakan Erdoğan tarafından kabul edildi.
Fransa Devlet Başkanı François Hollande ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan görüşmesinin haberlerini hepimiz okuduk. Türkiye’ye verilen önem ortada.
Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu geçtiğimiz haftasonu Almanya Dış İşleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ile İstanbul’da biraraya geldi. Ortak basın toplantısında Türkiye ve Almanya’nın özellikle teröre karşı işbirliği dile getirildi.
Bu örnekleri çoğaltabilirim. Örneğin daha düne kadar “Gezi saplantısı” sorunu olan Avrupa Parlamentosu’nun tekardan ya da yeni seçilen milletvekilleri ile konuştuğumda da şu sıralar Türkiye konusunda çok daha “dikkatli” ve “özenle seçilmiş” kelimeler ile konuştuklarına tanık olmaktayım.
Kısacası “paralellerin” Türkiye kamuoyunu aldatma amaçlı tüm “medya üzerinden yaydıkları palavraların” tersine Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanı olduğu ve belki 11 Ağustos’tan itibaren Cumhurbaşkanı ve de ardından Devlet Başkanı olacağı Türkiye’nin değeri, önemi ve gücü artmakta.
Dostun ve düşmanın bu gerçeği bilmesinde yarar var.
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS