Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ozan Ceyhun

Hala türbanlarla uğraşan 'örümcek kafalılar' var

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
İnanılır gibi değil ama gerçek!
Türkiye'de üniversitelerde köşebaşlarını tutmuş olan "sapık kemalist oligarşi ideolojilerinin" savunucuları türbanlı öğrencilere "binbir" zorluk çıkarmaktalar.
Özel Dost İlkokulu ya da Avusturya Lisesi gibi okullarda geçen çocukluğumda maalesef "din" bizlere sanki "uzak durmamız" gereken "sakıncalı" bir konu olarak aktarıldı. Ramazan'da "oruç tutmamak" ya da namaz kılanlara "garip, garip bakmak" neredeyse bu konuda yıkanmış beyinlerimizin şartlanmaları oldu.
Kemalist Oligarşi zaten "inanmış insanları" günlük yaşamımızdan uzak tutma ve onları bizler için görülmez hale getirme konusunda çok başarılıydı.
Gençlik yıllarında "türbana düşman" hale getirildik.
Bizlere "bir müslümanın dinine uygun yaşam biçimi ve dinini yaşaması" neredeyse "yobazlık" olarak aktarıldı.
Okulda, sokakta ya da evde hep "aman dikkat edin, cumhuriyete sahip çıkın yoksa şeriat gelir" palavrasını dinleyerek büyüdük.
Ülkemizin yüzde doksan dokuzu müslüman olan halkının özellikle Anadolu'daki büyük bir kesiminin "mahalle baskısı" nedeniyle namaz kılamadığından, başını örtemediğinden ya da çalıştığı yerde orucunu gizli tuttuğundan haberimiz olmadı.
Ciddi anlamda dini bilgilerimi "12 Eylül Faşist Cuntası" nedeniyle Almanya'ya çıkmak zorunda kaldıktan sonra edinmeye başlayabildim. Türkiye'de öğretilmeyenleri ya da Türkiye'de "dindar" insanlara yapılan baskıları Almanya'da duyduğumda ilk baştan inanmak istemediğimi hatırlıyorum. "Sunni ve Alevi" konusunu özellikle Aleviler ile ilgili bildiklerimi bile 20 yaşından sonra çıktığım Almanya'da öğrendim.
Bu konuda dürüst bir şekilde açıklamayı doğru buluyorum. Bize "solculuğun dinsizlik" olduğu saçmalığının kafamıza yerleştirildiğini ancak yıllar sonra kavrayabildim.
Kemalist Oligarşi'nin beynini yıkadığı gençlerden biriydim. Kız öğrencilerin üniversitelere türbanla girmesinin "yanlış" olduğunu savunurken aslında bunu nedenlendirmekte zorlandığımı gördüğümde bazı gerçeklerin farkına vardım.
Kemalist Oligarşi kendi halkı ile barışık değildi. Asker gücüyle "dinini yaşamak isteyenleri" engelleyen bir sistemi bize demokrasi diye "ustaca" yutturdular. Dersim İsyanı'nı bir "yobaz şeyhin" isyanı olarak öğrendik. Osmanlı bize "hep vatan haini" olarak öğretilmeye çalışıldı. Osmanlı'yı red etmek neredeyse bir dönem "modaydı" benim gençliğimde.
Kemalist Oligarşi'ye karşı çıkmak ise "bir tabu" olarak kafamıza yerleştirildi.
Ne mutluki günümüz gençlerine böyle sorunları yok.
Yaşamakta olduğum Avrupa ve Almanya'da hala "kemalist-ulusalcı kafa yapısına" sahip olanlar da aslında 2002 öncesi Türkiye'sinin yetiştirdiği göçmenler olarak belki de hala saçma sapan bir "kemalizm kavgası" vermekteler.
Oysa Türkiye çok değişti. Kemalist Oligarşi'nin etkisinden kurtuldukça normalleşti ve yaşamın her alanında özgürlüklerin tadına varılmaya başlandı.
Ancak hala kemalist oligarşinin arta kalan kadroları tuttukları köşebaşlarında son kavgalarını vermekteler.
İşte acı bir örneği: Dün bir üniversite öğrencisi genç bir kızımızdan türbanından dolayı ona çektirilen zulmü ve uğradığı tacizi duyduğumda ona bunu yaşatanlardan nefret ettim.
Hala mı akılları başına gelmedi bu "özgürlük ile sorunlu" ulusalcı-kemalist azınlık mensuplarının?
Asistan olmak için öğrenim gördüğü üniversitede başvurusunu sunan ve doğal olarak başvurusuna da türbanlı bir vesikalık resmini ekleyen öğrenci hiç bir cevap almadığında bu konudan sorumlu "hocasından" randevu alıp konuşmak istediğinde olanlar utanç verici.
Hoca öğrenciye ilk olarak "tatlım (bu tarz hitap kendi başına bir skandal) sen de mi örtündün. Neden? Halbuki ne kadar güzelsin. Gözlerin çok güzel. Keşke örtünmeseydin. Hadi aç başını" tarzı tacizlerin ardından öğrencinin kararlılığı nedeniyle asistanlığın çok zor bir iş olduğunu ve az bir ücret alacağını söyleyerek onu yıldırmaya çalışmış. Hatta öğrencinin "hocam ben kararlıyım ve ücret almasam bile bu göreve talibim" demesi üzerine de "peki başvur" diyerek başından savmış. Tüm bu konuşmalara hocanın yanında bir başka asistan da hem şahit olmuş hem de duyduklarından dolayı utanmış.
Öğrenci yazılı olarak tekrardan başvurusunu sunmuş.
Uzun dönem cevap alamamış. Bir Ramazan Günü kavga gürültü gene bu malüm hocaya ulaşabilmiş telefonda. Hoca "Sen misin? Hala inat mı ediyorsun? Sen şimdi oruçlusundur da. Hadi gel bana birer kahve içip senin asistanlığı konuşalım" diyerek "iğrenç" tavrını sürdürmüş.
Sonuçta öğrencimiz red olmuş ve ardından yaşadığı ek sorunlar yüzünden zaman da kaybetmiş. Şu anda kaybettiği zamanı telafiye çalışmakta.
Hocanın adı ben de!
Açık söyleyeyim bu tarz öğrencilerinin geleceği ile oynayan ve de utanmadan onları neredeyse "ırkçı kemalist" tarzda "örümcek kafa yapılarıyla" taciz eden üniversite hocalarını "iğrenç" bulmaktayım.
Yazdığım konuyu takip ediyorum. Gerekirse bu "örümcek kafalıyı" teşhir edeceğim. Onun yalnız olmadığının da üzülerek farkındayım.
Türkiye kemalist oligarşiden yeterince çekti.
Hiç değilse bundan sonra bu tarz "kemalist oligarşi artıklarının" hem gençlerin beyinlerini yıkamalarına hem de geleceklerini karartmalarına izin vermemeliyiz!
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS