Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO
" "

Ozan Ceyhun

Gezi'de gezen Yeşiller değil, 'orjinal' olan kazandı

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Almanya'da seçim sonucunu kısaca özetlemem gerekseydi "Merkel ezdi, geçti" demem yeterli olurdu. Maalesef!
Oysa Almanya'da (ve AB için de) gerçekten değişime ve sosyaldemokrat ağırlıklı bir iktidara ihtiyaç vardı. Bunun için de Yeşiller'in üç dört ay öncesine kadar kamuoyu yoklamalarında nerdeyse yüzde 14'lere varan oy oranları umut vermekteydiler. Hatta Yeşiller öylesine "havalanmışlardıki" SPD'yi geçip "birinci" parti olacağız şeklinde "desteksiz atar" hale gelmişlerdi.
Seçim akşamı seçmen Yeşiller'i "yere indirdi". "İkinci parti" olacağız diyenler Sol Parti'nin arkasından ancak "dördüncü ve de sonuncu" parti olduklarını gördüklerinde "titreyip kendilerine döndüler".
CDU/CSU neredeyse tek başına iktidar olacaktı ve kıl payı salt çoğunluğu kaçırdı diyebiliriz. Bu aslında "tek başına Angela Merkel'in başarısı" demek yanlış olmaz. Onun tarzı Alman seçmeninin büyük bir çoğunluğu tarafından "kendilerinden biri olarak" beğenilmekte ve tüm "başarısız" yanlarını örtbas edebilmekte. Sonuçta politika bir "pazarlama sanatı" ve Angela Merkel "en iyi pazarlanan" AB lideri günümüzde.
SPD oyunu arttırmasına rağmen Gerhard Schröder sonrası dönem olarak tanımlayabileceğimiz "Merkel'e rağmen iktidar olmakda zorlandığı" dönemi atlatamadı. Eyaletlerde başarılı olan SPD federal düzeyde "Merkel" engeline bir kez daha takıldı. SPD adayı Peer Steinbrück çok iyi bir politikacı olmasına rağmen ve Gerhard Schröder ekibinin en iyi bakanlarından biri olarak takdir edilir konumu ile de seçmenden yeterli desteği alamadı. Kendisinin de yaptığı bazı hatalı çıkışlar ve muhalefetten iktidara talip olmanın "geleneksel zorluğu" bu sonucu doğurdu. Aslında bekleniyordu bu yenilgi. SPD bundan böyle ister CDU/CSU'nun ufak koalisyon ortağı olsun isterse ana muhalefet partisi olsun dört yıl sonrasına yeni bir "Gerhard Schröder" çıkarmak zorunda!
Sol Parti "üçüncü parti olma başarısını gösterdi" dersek yanlış olur. Aynı Yeşiller gibi oy kaybeden Sol Parti biraz da Yeşiller'in başarısızlığı sayesinde bu sırayı "ele geçirebildi". SPD bu parti ile federal düzeyde işbirliği yapmayacağını çok açık bir dille belirtmiş olduğundan dolayı Sol Parti üçüncü parti de olsa muhalefet partisi kalmaya mahkum. Eğer büyük koalisyon gerçekleşirse ana muhalefet partisi olacak. Bu da büyük bir başarı onlar için! Hatta SPD'nin koalisyondan zarar görmesi durumunda (bu ihtimal maalesef söz konusu) dört yıl sonra ana muhalefette oylarını arttırmasına da şaşırmamalıyız.
Yeşiller en büyük muhalefetleri olan "kendilerine" takıldılar. Son yıllarda başarılı olan grafikleri, eyaletlerde aldıkları oy oranları ve hatta Almanya'nın Baden Württemberg Eyaleti'nde başbakanın bir Yeşil politikacı olması kendilerini "dev aynasında" görmelerine neden oldu. "Biz neymişiz de haberimiz yokmuş" tavrıyla ve de "haftada bir gün et yemek yasaklansın" tarzı çıkışları ile seçmenin "bunlara daha fazla yüz vermeyelim" demesine neden oldular. Sonuçta hem federal düzeyde hem de aynı gün Hessen Eyaleti'nde gündemem gelen seçimlerde oy kaybeden parti oldular.
FDP ise hükümetin koalisyon ortağı olarak dört yıl önce SPD'nin yaşamış olduğu deneyimi tekrarladı. Merkel bu işi çok iyi beceriyor. "Yedi kocali Hürmüz" misali iki koalisyon ortağını "diplere vurdurdu" son iki seçimde. Dört yıl önce SPD ve bu sefer FDP Merkel'in "Orhan Gencebay'ın dizelerini biraz değiştirerek söylediği "dertler senin mutluluklar benim olsun" şarkısını dinlemek zorunda kaldılar.
Sonuç olarak tek başına iktidarı Merkel'in kendisi de beklemez iken neredeyse yakalayıp kaçıran CDU/CSU şimdi kendilerine bir koalisyon ortağı aramak zorunda.
Merkel'e ortak olabilecek iki aday var. Birincisi SPD. Daha önce Merkel ile olan koalisyonun kaybedeni olan SPD "sütten ağzı yandığından şimdi yoğurdu üfleyerek" yemek niyetinde. Bir yandan dört yıllık muhalefetin ardından iktidara ortak olmanın cazibesi ve diğer yandan da "yine kaybetme" korkusu SPD'nin kararını zorlaştıracak.
İkinci ortak adayı Yeşiller ise "istemem ama yan cebime" çizgisindeler. Yeşiller içinde CDU/CSU ile koalisyona sıcak bakmayanlar çoğunlukta görünse de oldukça etkili ve tanınmış Yeşiller'den oluşan bir grup aslında "kara-yeşil" koalisyon için "yanıp tutuşmaktalar". Bu konuda kendi içlerinde kavgayı kimin kazanacağını göreceğiz. Eyalet ve yerel düzeyde CDU ile koalisyon deneyimi olan Yeşiller bu konuda federal düzeyde sürpriz yapabilecek konumdalar. Göreceğiz.
Türkiye ve Almanya'da yaşayan insanlarımız açısından bakacak olursak Merkel'in tek başına iktidar olmamasına sevinmeliyiz.
Çünkü ister SPD isterse Yeşiller ile bir koalisyon hükümeti kursun her iki durumda da Türkiye Politikası daha ılımlı olmak zorunda kalacak. Almanya'da yaşamakta olan insanlarımız için de durum aynı. Koalisyon ortağı olmaya iki parti de bu alanda Merkel'i yumuşatacak politikalara sahipler.
Ancak bir konu varki ona da değinmeden olmaz.
Almanya Genel Seçimi'nden çıkan bir başka ders ise o da "Türkiye'de Gezi'de gezenlere oy olmadığı".
Alman seçmen Türkiye ve Türkiye'ye yönelik komplolar konusunda "orjinal Türkiye karşıtı politikalar savunan" CDU ve CSU'ya oy vermeyi tercih etti. "Gezi'de gezip" Türkiye aleyhine oynanan oyunları ya görmezden gelip ya da göremeyerek "CDU/CSU'laşan" bazı Yeşilllere bu nedenle "yüz vermedi". Her zaman "orjinal makbuldur" kuralı genen geçerli oldu!
Türkiye kökenli çok sayıda seçmen de aslında "Merkel'e oy vermek" niyetinden değilken "Gezi'de gezenleri", "Gezi sonrası gaza gelip Türkiye'ye haksız suçlamalar yapanları" hem de "dost olduklarını söyleyerek" tek taraflı bilgilerle Almanya'daki insanımızı "kıranları" seçmeyip oyunu CDU'ya verdi.
Bu da bir sosyaldemokrat olarak ben de dahil tüm SPD'li ve Yeşil dostlarımıza ders olmalı!
22 Eylül 2013 Almanya Genel Seçimi ve Hessen Eyalet Seçimi'nde (bir hafta önce de Bavyera'da) seçilen Türkiye kökenli vekillerimize yönelik olarak yorumumu gelecek yazımda kaleme alacağım.
Sahi unutmadan CHP'ye hatırlatmak lazım: bizzat CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun mektuplar yazarak bir tür demeçlerini Alman seçmeninin gözünde desteklemiş olduğu Angela Merkel, Şansölye oldu! Mezhep olarak CHP tarafından desteklenmesini gerektiren özel bir konumu olmasa da ve de diktatör ya da darbeci kategorisinde olmasa da Türkiye ile sorunlu olması nedeniyle aman hanfendiyi kutlamayı unutmasınlar. Kendilerine yakındır!
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS