Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ozan Ceyhun

Diktatörlerle oturup kalkanlar elbette Erdoğan’ı sevmezler

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Avrupa Birliği’nin temel değerlerinden yola çıkacak olursak dünyanın her köşesinde „demokrasinin yayılması ve geliştirilmesi için“ elinden geleni yapıyor olmasına şaşırmazdık. Nerede bir diktatör varsa AB onun için „korkulu rüya“ olmalıydı. Diktatörlere karşı direnenlerin en büyük destekçisi de AB olurdu.

AB liderleri ya da AB üyesi ülkelerin politikacıları konuştuklarında „onlardan daha fazla demokrasi havarisi olan kimse de yok“!
„Demokrasinin kalesi“ olduğu iddisında olan AB, Rusya ve Ukrayna söz konusu olduğunda Rusya Devlet Başkanı Putin’in bir „diktatör“ olduğunu iddia etmekte. Buna karşılık Ukrayna’da „AB yanlısı olsun da“ kim iktidar da olursa olsun, isterse „diktatör“ olsun politikasıyla da tüm inandırıcılığını yitirmekte.

Türkiye söz konusu olduğunda AB’nin durumu daha da vahim.

AB ülkelerinin bir çok başkanı ya da başbakanından çok daha fazla seçmen desteğine sahip ve girdiği her seçimi daha büyük bir başarı ile kazanan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da neredeyse „diktatör olmakla“ eleştiren AB içindeki malum çevreler nedense ülkelerini kana bulayan diktatörler söz konusu olduğunda „diktatörlere“ „diktatör“ dememeye özen gösteriyorlar.
Türkiye’nin en karanlık dönemlerinden biri olan „12 Eylül Dönemi’nde“ bile „demokrasi özürlü“ cuntacı General Evren kendini zorla Cumhurbaşkanı seçtirdiğinde ona „diktatör“ demedikleri gibi kendisini AB başkentlerinde „anlı şanlı“ ağarladılar. Onlarca gencin asılmasına, yargısız infazlara, demokrasinin ayaklar altına alınmasına, fikir ve düşünce özgürlüğünün asker postalları altında inim, inlemesine neden olan Evren’e „diktatör“ diyemeyenler nedense Recep Tayyip Erdoğan söz konusu olduğunda bu kelimeyi kullanmayı çok sevmekteler.

Hatta Recep Tayyip Erdoğan’dan o derece rahatsızlarki Türkiye’de „Gezi Komplosu’nu“ olur ya belki „kemalist bir cunta“ olur umuduyla desteklediler.

Kendi ülkelerinde olsa Türkiye’den çok daha sert bir şekilde „ezip geçecekleri“ „paralel yapının“ devlet içinde devlet örgütlenmesiyle Türkiye’yi ele geçirmeye çalışmasından bile bir şeyler „umdular“. Kendi ülkelerinde istihbarat ve emniyet birimlerine takip ettirdikleri „paralel yapıyı“ Türkiye’ye karşı „savunurken“ yüzleri kızarmadı.

„17 ve 25 Aralık cunta denemelerini“ desteklediklerini Türkiye kamuoyu da çok iyi bilmekte.

Türkiye’de „30 Mart Yerel Seçimleri’nden“ ve „10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı“ seçimlerinden medet umdular. „Paralel yapının kontrolünde“ olan „kemalist oligarşinin temsilcisi CHP’yi“ ve kendi aralarında konuştuklarında ve güvenlik raporları yazdıklarında „faşist“ diye tanımladıkları MHP’yi sırf Recep Tayyip Erdoğan’a karşı olmak için desteklemekten çekinmediler.
Kendi ülkelerinde yasakladıkları „PKK’yı“ nedense Türkiye söz konusu olduğunda „masum bir örgüt“ olarak tanımlamaktalar.
Sahi nedir AB’de malüm kesimlerde olan Recep Tayyip Erdoğan „korkusu“?
Acaba kendisini „demokrasi kalesi“ olarak pazarlayan AB’nin müslümanlar söz konusu olduğunda „müslümanlar demokrasiden anlamaz“ tarzı bir bakışı mı söz konusu?
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin 2002 yılından beri Türkiye’nin demokratikleşmesi için verdiği uğraş ve Türkiye’nin vardığı nokta AB’yi niçin rahatsız ediyor dersiniz?
Yoksa „sosyal, demokratik ve güçlü bir Türkiye“ müslümanların „demokrasi kalesi“ bir ülke olarak tüm İslam Alemine „kötü bir örnek mi“ olmakta?
Recep Tayyip Erdoğan’ın „dünya beşten büyüktür“ ve „tüm müslümanlar demokrasiyi hak ediyor“ sözleri AB’de kimleri „ürkütmekte“?
Onlarca yıldır Ortadoğu’da ve müslümanların baskı altında inim, inim inlediği ülkelerde diktatörlerle, şeyhlerle ve krallarla „sıkı, fıkı ilişki“ içinde olanlar diledikleri gibi „iş bağladıkları“ ortamların bozulmasından korkuyor olmalılar!

Yeni Türkiye’nin, sadece kendisinin demokratikleşmesini değil, bütün İslam Aleminin demokratikleşmesini istiyor ve demokrasi hareketlerini destekliyor diye Türkiye sorunlu olanlar aslında AB Değerleri’ne „ihanet“ etmiyorlar mı?

İşte Mısır örneği! Demokrtik seçimle işbaşına gelen Cumhurbaşkanı Mursi’nin yönettiği bir Mısır’ı kabullenemediler. Cumhurbaşkanı Mursi’yi muhatap almak demek, Mısır Parlamentosunu da muhatap almak anlamına geliyordu. Buna karşın AB’deki silah tüccarlarının sözlerini dinletebilecekleri cuntacı General Sisi ile „her tür karanlık ticaret yapmak“ daha kolay olsa gerek!

Bir diktatöre tank,uçak ya da denizaltı satmak „karlı“ bir iştir. Ancak demokratik ülkelerle yapacağınız anlaşmaların kararları meclisten çıkar. O zaman her istediğinizi pazarlayamazsınız. AB’ nin „ tüccarları“ diktatörlerle kurdukları iyi ilişkiler neticesinde Ortadoğu, Afrika ve Arap Yarımadası’ndaki devletlere pek çok mal pazarlıyorlar. Demokratik bir İslam alemi Avrupa için iyi bir pazar değil.

Sonuç olarak çıkarları gereği demokratik bir İslam Alemi işlerine gelmiyor.

Bu açıdan Türkiye mevcut pozisyonu ve imajı itibariyle AB’deki malüm çevrelerin planlarını altüst ediyor. O nedenle Recep Tayyip Erdoğan’ı da sevmiyorlar. Yalan mı?
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS