Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ozan Ceyhun

Brüksel’de yaşayan Simonlar!

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Hanefi Avcı’nın „Haliç’te yaşayan Simonlar“ üzerine yazdığı kitabın devamının adı da „Brüksel’de yaşayan Simonlar“ olurdu sanırım.

Kimi ABD’ye sırtını dayamış, kimi Türkiye’den kaçıp „işadamı oturum izni“ ile Belçika’nın „evsahipliğini“ değerlendirmekte, bazısı „gazeteciyim“, diğeri „STK temsilcisiyim“, bir başkası AP meclis grubunda „danışmanım“ diye ortalikta dolaşmaktalar.
Bazıları da aramızda akıllarınca „bizden habersiz“ „içimizdeki Simonları“ oynamaktalar. Bize „paralel yapıya karşıymış“ gibi görünüp „dört duvar ortamında Simonlar arasında da Simon’un hasını“ sunmaktalar.

İşte Brüksel, AB’nin başkenti böyle bir çok Simon’un „barındığı“ bir „Simonlar diyarı“ konumunda.
Üstelik bu Simonlar „kendilerine maaşlarını ödeyen“ patronlarını da kandırmaktalar. „Başarılı“ Simonlar oldukları „algısını yaymaktalar“.

Oysa Brüksel’deki „sistemi biraz tanıyan“ herkes AB ve AP koridorlarında „Türkiye karşıtlığı için“ ortamın zaten mükemmel olduğunu bilir. Özel bir çabaya ve beceriye gerek yoktur. „Türkiye karşıtlığı“ her zaman destek bulur.

Bizim „Simonlar da“ işte böyle onlar açısından „bereketli koridorlarda“ aslında „Türkiye karşıtlığı için“ mükemmel bir şekilde „kullanıldıklarını“ ya bilerek ya da bilmeyerek dolanıp, durmaktalar.

İşte bu açıdan Türkiye kamuoyunun da bilmesi gerekiyor.

Brüksel’de yaşamakta olan ve „parazit“ gibi yuvalanan bu Simonlar „paralel yapının“, „kemalist oligarşi artıklarının“, „faiz lobisinin“, „eski Türkiye’nin yarasalarının“, „yeni Türkiye’de nemalanma şansı olmayanların“, „Türkiye ile sorunlu dış mihrakların“ maaşlı elemanları olarak neredeyse „tek bir merkezden“ yönetilircesine „ortak düşman Türkiye’ye karşı“ çalışmaktalar.

Türkiye’de Pazar Günü gündeme gelen „çete“ operasyonu hakkında Brüksel’de Avrupa Birliği kurumlarına ve Avrupa Parlamentosu’na yönelik olarak yeni bir „algı operasyonunu da“ bu nedenle gündeme getirdiler.

Amaç Türkiye kamuoyunu yanıltmak! Sanki „gerçekten Türkiye’nin çıkarlarını kollayan bir AB varmış da“ o şimdi „tasalanırmış“ masalını yayarak bu detayları bilmeyenleri „aldatmak“. Elbette bu arada üç, beş konudan habersiz AP milletvekilini de „yanıltabilirlerse“ onlardan „mutlusu“ yoktur. „Önlerine atılan kemiklerini“ yani aldıkları parayı hak ettiklerine inanırlar.

Ceplerinde „gazeteci“ kimliği taşıyan ama gazetecilikle ilgisi olmayan, konuştukları milletvekillerine ya da AB komisyonlarından muhatablarına „think thank kuruluşu“ kartviziti veren ama gerçekte „yalanlar yaymakla“ görevli „Simonlar“ ve „Türk işadamlarını temsil ettikleri“ iddiasında olan „nereden geldiği belli olmayan paralarla“ toplantılar düzenleyen, maliyeti pahalıya mal olan dergiler çıkarıp bedava dağıtan sözde STK’ların temsilcisi „Simonlar“ şimdi aynı „Gezi’de, 17 Aralık’ta“ olduğu gibi „yalanlar“ yaymaktalar!
Özellikle AP milletvekilleri bu yalanların adresi olarak seçilmiş durumda!

Son yıllarda AP içine yerleştirdikleri „elemanlarını“ da kullanarak AP milletvekillerini ve meclis gruplarını „yanıltma opersayonları“ yapmakta olan „paralel çete“ mensupları Pazartesi gününden beri bu hafta Strazburg’ta toplanan AP koridorlarında koşturmaya başladılar.

Özellikle AP’nin oldukça büyük bir meclis grubunun „parlamentonun bir komisyonu ile ilgili“ danışmanı olarak „görev yapan“ ve az çok Türkçe de bilen bir şahıs hem kendi meclis grubu başkanını ve onun aracılığı ile AP Başkanı’nı ve de milletvekillerini Türkiye’ye karşı kışkırtmaya çalışmakta.

AP Raportörü de çevresini ve çevresindekiş bazılarının „ya saflıktan“ ya da „oyuna dahil edildiklerinden“ kendisini nasıl yanılttıklarını farketse belki Türkiye’ye yönelik analizleri daha sağlıklı olur. Şimdilik izlemekteyiz „çevresini“.

Şu anda Türkiye’de gazeteci oldukları ve gazetecilik yaptıkları için değil tam tersine „devlet içinde çete oluşturup ülkeyi kaosa sürüklemeye çalıştıkları ve bu amaçla ellerindeki medya organlarını demokrasiye karşı kullandıkları“ şüphesiyle göz altına alınan gazete yöneticilerinin „masum olduğu“ ve yine her türlü „medya ahlakının ayaklar altına alındığı ve aynı çetenin üyesi olan devlet görevlileri ile ortak algı operasyonlarında kullanılan gazete ve televizyon kuruluşlarının binalarında aramaların yapılmasını“ çarpıtarak „basın özgürlüğümüze baskı olduğu“ şeklinde pazarlayan „paralel yapı“ mensuplarının yaydığı „yalanlara“ ve „kara propagandaya“ Brüksel’deki „Simonları“ iyi tanıyan hatta „ciğerlerini bilen“ bizler alışkınız.

Türkiye kamuoyunun da bu gerçeği bilmesi onların amaçlarına ulaşamamasını sağlayacaktır!

Türkiye demokratik bir ülke.

Türkiye’de iktidar demokratik seçimlerle halk tarafından belirleniyor.

AB üyeliği yolunda dev adımlar atan geçmişin demokrasi açısından sorunlu „Eski Türkiye’siyle“ hesaplaşan „Yeni Türkiye“ AB standartlarında bir hukuk devleti.

İşte bu hukuk devleti şimdi tarihten insanlık adına acı deneyimlerimizden bildiğimiz „Goebels metotları“ ile „kara propaganda faaliyetleri içinde bulunduukları iddia edilenlere yönelik olarak hesap sorması sürecini birlikte izleyeceğiz.

Hukuk devleti gazetecileri „gazeteci oldukları için“ değil „devletin egemenliğini ele geçirmek amacıyla baskı, yıldırma, tehdit ve şantaj yapmaktan çekinmeyen“ bir „mafyavari“ çete olan „paralel yapının“ hizmetinde olmaları şüphesine yönelik kanıtlar nedeniyle gözaltına alınca „basın özgürlüğü“ diye ortaya çıkanlar nedense „Hanefi Avcı“ ve „kitap ve de düşünce özgürlüğü“ için tek bir eylem yapmamışlardı. Hatırlatalım!

AB ve AP aslında bu soruşturmaların derinleştirilmesini desteklemeli eğer Türkiye’de demokrasinin sağlam temeller üzerine oturmasını istiyorlarsa!

AB adayı Türkiye’nin „demokrasiyi tehdit eden paralel yapı ile hesaplaşması“ özünde AB’nin çıkarınadır.
AP milletvekilleri ve AB görevlileri, AB ve AP koridorlarında „Türkiye’de basına baskılar var“ diye yalanlar yayan „Simonların“ aslında „gerçekleri çarpıttıklarını“ görmek istemiyor iseler büyük hata yapmaktalar! Kaybettikleri Türkiye’yi kazanmaları çok zorlaşabilir.

Eğer AB üyesi olan bir ülkede „Goebels metotları uygulanarak demokrasi tehdit edilseydi“ hukuk devleti seyreder miydi?
Neyse biz Brüksel’de yaşayan Simonları izlemeye ve deşifre etmeye ve de Türkiye kamuoyunu bu konuda bilgilendirmeye devam edeceğiz!
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS