Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür HABER - Türkiye'nin Online Haber Platformu

Hür Haber, Türkiye ve dünyadan önemli olan Son dakika, Güncel, Teknoloji, Magazin ve Siyaset haberlerini okuyabilirsiniz.

SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Menü
Ara
Facebook Twitter
ANASAYFAGÜNDEMSİYASETSPOREKONOMİ SEYAHAT TEKNOLOJİ YAZARLAR FOTO VİDEO

Ozan Ceyhun

Avrupa Birliği mülteciler konusunda sınıfta kaldı!

Facebook Twitter Linkedin WhatsApp Tumblr Yazdır Büyüt Küçült
Uluslararası Af Örgütü, Türkiye ile hangi raporu yazarsa yazsın Avrupa Birliği çevreleri tarafından hemen kaynak olarak değerlendirilir. Kimse her hangi bir araştırma yapma ihtiyacı duymaz ve raporun doğruluğundan şüphe etmez.

Bu sefer Uluslararası Af Örgütü Avrupa Birliği’nin mülteciler konusunda „olmayan“ politikasını haklı olarak eleştirmekte!
Bu konuda Avrupa Birliği’nin ve üyesi ülkelerin karnesi berbat. Kısacası Avrupa Birliği sadece mülteciler konusunda değil aslında insanlık adına sınıfta kaldı!

Avrupa Birliği’nde Türkiye’yi çoktan hak ettiği halde „Birliğe üye yapmak istemeyen“ çevrelere bir müjde verebiliriz! Eğer AB kendi değerlerini bu derece ayaklar altına alır ve bırakın başka ülkelere örnek olmayı her geçen gün daha fazla „kötü örnek“ olmaya devam ederse Türkiye kamuoyu da zaten böyle bir birliğin üyesi olmayı vicdanen kabul edemez.

Türkiye’de yaşamakta olan tüm insanlar, ister zengin, ister orta halli ya da fakir olsunla söz konusu mülteciler olduğunda ülkeleribe sığınan bu çaresiz insanlara kucak açmaktalar. Evlerini ve ekmeklerini paylaşmaktalar.

Bugüne kadar Türkiye’de tek bir ırkçı hareket ortaya çıkıp „mültecileri istemiyoruz“ şeklinde eylemler organize edemedi, Çünkü Türkiye insanı bu tip bir ırkçı harekete destek vermeyeceği gibi köyünde, kasabasında ve kentinde de bu tarz eylemlere izin bile vermemekte.

Suriye’nin eli kanlı faşist diktatörü Esed’in zulmünden kaçıp Türkiye’ye sığınan Suriyeli mültecileri ister sunni, ister şii isterse hrisyiyan olsunlar bugüne kadar hep „kardeş“ olarak tanımlanarak karşılandılar ve desteklendiler.

Milletvekili adayı olduğum seçim bölgem İzmir’de çok sayıda Suriyeli mülteciler arasında artık Türkiye’de işyeri açmış olanları ve Türkiye’nin insanı ile kaynaşmış nicelerini gördüm. Ne İzmir’de ne de başka bir Türkiye kentinde „Le Pen’lere“, „Pegida’lara“ ya da onlara özenerek „mülteci düşmanlığı üzerinden oy avcılığı yapmaya kalkan“ CHP’lilere yüz vermez Türkiye insanı!

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı müslüman bir Türk olarak ülkem insanının kendisine sığınan mazlumlara verdiği destekle ne kadar gurur duysam azdır!

Ama aynı zamanda bir Almanya vatandaşı yani AB vatandaşı olan çifte vatandaşlık hakkına sahip bir Avrupalı olarak AB ve AB üyesi ülkelerin politikaları dolayısıyla ve de maalesef AB kamuoyu içinde yuvalanmış ve de destek bulan ırkçı kesimler nedeniyle de utanç duymaktayım.

Aylardır yüzlerce mültecinin hepimizin gözleri önünde Akdeniz’in azgın dalgaları arasında yaşamını yitirdiğini kayıtsız bir şekilde izleyen Avrupa kamuoyunu anlayabilmekte güçlük çekmekteyim. Önümüz yaz ve yine tatil dönemi başlayacak. Akdeniz sahillerinde güneşlenen ve yüzen AB vatandaşları her an denizde sürüklenen bir mülteci cesedi ile karşılaşabilirler. Buna rağmen bu derece kayıtsız kalmak ve kendi politikacılarını sorgulamamak çok üzücü bir durum!

Elbette mültecilerin sığındığı ülkelerde her şey kolay değil. Mültecilerin yaşama katılması daha önce planlanmamış olduğundan sorunlar çııkmakta.

Örneğin bu yıl 400 binden fazla mültecinin Almanya’ya giriş yapması bekleniyor ki bu, geçen yıl gelenlerin iki katı anlamına geliyor. Almanya, mülteci yükünü en fazla üstlenen AB ülkeleri arasında. Ancak Türkiye’nin iki yıl içinde kucakladığı 2 milyon mültecinin yanında 400 bin nedir ki? Türkiye’den çok daha zengin ve olanaklara sahip bir ülke Almanya’nın vatandaşları arasında mültecilere yönelik ortaya çıkan „nefret duyguları“ insanlık adına nasıl „kabul edilebilinir?“. Ulaştıkları refah düzeyi dünya genelinde en yukarıda olan Almanya vatandaşlarının geçici bir süre için kendilerine sığınan mülteciler nedeniyle „Pegida“ gibi ırkçı hareketlere destek vermeleri oldukça talihsiz bir durum.

Özellikle Libya’dan gelen mültecilerin en yoğun olarak yaşamakta olduğu İtalya ve İspanya’da bile ırkçı hareketler Almanya’da sahip oldukları başarı şansına sahip değiller.

Uluslararası Af Örgütü, Libya’daki göçmenlerin maruz kaldığı korkunç muamelenin, çok sayıda mülteciyi Akdeniz’i geçmeye zorladığını kaydediyor. Aynısı Suriyeli mülteciler için de geçerli.

İnsanlık ölmemeli!

Avrupa kıtasının „mutlu“ insanları çevrelerine „duvarlar örülmesini“ talep edecek kadar bencilleşebiliyorlarsa o zaman hem AB hem de AB üyesi ülkelerin hükümetleri ve politikacılarının aslında Türkiye’de o beğenmedikleri AK Parti Hükümeti’nden ve yine aynı şekilde her fırsatta eleştirmeyi çok sevdikleri Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan öğrenecekleri var demektir.

Mülteciler ve bu alanda insanlık söz konusu olduğunda Türkiye tek başına AB’nin değerlerine sahip çıkmakta.

Buna karşın AB’de mülteci akınına çözüm olarak yapılan öneriler „savaş gemilerinin sayısını arttırmak“ ya da „kota sisitemleri ile sayıyı azaltmaya çalışmak“. Çok saçma. Canını kurtarmak için zalimlerden kaçmaya çalışan insanlara „hangi kota sistemi“ ile yardım edilebilinir?

Suriye’nin faşist diktatörü Esed ya da Libya’daki zalimlere AB „zulme uğrayacakları insan sayısı konusunda kota mı“ önerecek?
Savaş gemileri ile sözde boş olan insan tacirlerine ait gemileri batırarak da insan tacirlerinin „kelle başına aldıkları paranın“ yükselmesine katkıda bulunabilir AB ancak!

AB’den beklediğimiz ilk önce kendi yanlış politikları sonucu diktatörlerin kanlı rejimlerinden kaçabilen insanlara „insan haklarına saygılı“ barınma olanakları sunmak ve onlara karşı düşmanlık besleyen ırkçı vatandaşlarına hukuk devletinin „acımazsılığını“ göstermektir.

Ancak AB’den asıl beklediğimiz eğer gerçekten mültecilerin gelmesini istemiyorsa kaçış nedenlerini ortadan kaldırmaya yönelik doğrı politikalar uygulamasıdır. Türkiye bu konuda bir çok yapıcı öneri yaptı!

İşe Suriye’den başlayabiliriz! İnsanlık adına büyük bir utanç haline gelmiş olan Suriye’nin kanlı Esed Rejimi’ni devirerek ilk adımı atabiliriz!

Eğer AB kendi değerlerine saygı duyuyorsa bu yönde gecikmiş adımlarını hızlandırmalı ve demokrasi ve insanlık düşmanlarının bu dünyada yerinin olmaması için gerekli katkıyı sunmalı!
OZAN CEYHUN DİĞER YAZILARI
Hurhaber.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hür Haber sorumlu tutulamaz.

ANASAYFA | GÜNÜN HABERLERİ | KÜNYE | REKLAM | RSS